
Haksız da sayılmazlar hani: İlk bakışta, 23.5 x 32 cm ebadında, Enzo Vivid kağıda iyi fotoğraflarla ve okunaklı karakterlerle basılmış, grafik-tasarımı son derece özenli, 464 sayfalık bir dergi için “yetmez ama evet” denilmesi biraz zor görünüyor.
Anbarlı’nın editöryal yazısında ise ilk sayının içeriği şöyle çerçeveleniyor:
“Dergimiz, ‘kültür-sanat-şehir’ kavramlarına odaklanan tematik bir dergi. ‘Tematik’ format, ele aldığı bir kavramı her yönüyle ve derinlemesine inceleyen, minimalist, ayrıntıları yakalayan bir format ve modern dergicilik açısından geniş imkanlar sunuyor. ‘Bitki ressamlığı’, tarih içinde geriye doğru giderek karakteristik örnekler sunan, kendi tarihi ve kültürel arkaplanımız içindeki gelişimi öykülendiren, ardından nihayet günümüzdeki durumu anlatan bir akış içinde hazırlandı.”
Benim “yetmez ama evet” şeklindeki itirazi kabulüm, işte tam bu noktada başlıyor.
Z’nin 345 sayfası bitki ressamlığına, kalanı ise şehir–mimari konusuna ayrılmış.
Bitki ressamlığının tarihi ve Türkiye florası verildikten sonra, bu tema bahçeden arkeolojiye, kitap sanatlarından saray, çeşme, mezar taşı ve camilerdeki çiçek bezemelerine, ferman ve beratlardaki çiçeklerden, kilimlerdeki çiçeklere, hayat ağacı simgeciliğinden, modern mimarideki bitki çizimlerine kadar zengin ve muhtelif başlıklar altında incelenerek, Müzehhib Kara Memi, Ali en-Nakşibendi er-Rakım ve Cahide Keskiner hakkındaki dosyalarla, literatür bilgileriyle tahkim edilmiş.
Konu çeşitlendirmesi ve yazı başlıkları oldukça zengin, zengin olmasına da, yazıların büyük bir bölümünün içeriklerinde bir kekrelik (daha açık söyleyişle yetersizlik) var.
Buna (diğer yazıların kalitesine emsal teşkil etmeyeceğini özellikle belirterek) bir örnek vermekle yetineceğim:
Bu, şu demek: Atasoy, yeni bir yazı yazmamış, daha önce yaptığı çalışmayı özetlemiş! Dolayısıyla söz konusu yazı, müstakil bir dergi yazısı gibi durmuyor ve hiçbir yeniliği de ihtiva etmiyor.
Bundan da önemlisi, Anbarlı’nın yukarıdaki “tarih içinde geriye doğru giderek karakteristik örnekler” sunma vaadinin içi de maalesef gereğince doldurulamıyor.
Oysa ki, biz söz konusu senteze dair hemen hiçbir şey okumaksızın, temellendirilmemiş bir senkretizmin içine yuvarlanıyoruz.
Çin, Japon, İran, Avrupa (ne alaka ise Avustralya, Şili) bitki ressamlığı üzerinde duruluyor ama, aynı zamanda Selçuklu sanatının havzasını oluşturan Doğu Türkistan, Afganistan, Kuzey Hindistan, Kafkasya, Doğu ve Güney Anadolu, Mezopotamya ve Suriye sanki kedilere yediriliyor.
Haliyle ben de “Z dergi: Yetmez ama evet” diyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.