
Bir gün gel dediler... Kentimizde şenlik var sen de gel... Davetlimizsiniz...
Kazım Kanat''ı da çağırdım, o da geliyor...
Sesin sahibi Şakir Süter''di... Bergamalı Şakir. O yıllar Akşam''da hep beraberdik...
Kazım''ı ve beni Bergama şenliklerine davet ediyordu. Uçarcasına gittik...
Talihe bakın ki, o iki güzel insan da gitti, ben kaldım şu fani dünyada... Dilimde tatları, dudaklarımda adları, vade bekleyeceğiz...
Kazım ilginç adamdı...
Dünya istihbarat şefi gibi her şeyden anında haberdar olurdu... Çok iyi bir gazeteciydi. Duyduğu tek cümleden, günlerce yazacak şey bulurdu... Başlık atmasını iyi bilirdi, yazısını sonuna kadar okutmayı becerirdi.. Zeki adamdı Kazım...
Futbol oynardık bir zamanlar. Bacak arası çekerdim ona, elimi sıkardı... Gol atardı yine gelir elimi sıkardı. Centilmendi Kazım... Daha sıkacağı çok el, sıkmadan yazacağı çok yazısı vardı... Erken vedalaştı....
Kazım hep dimdik ayakta durdu. Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Mesleğinin her dalında ödül aldı. Ödül aldığı gün çalıştığı Hürriyet''ten kovuldu... Üç gün sonra patron Erol Simavi; “dön Kazım!” dedi aldığı cevap kesindi; “kovulduğum yere bir daha dönmem!” Ve bir daha Hürriyet''te yazmadı... Kazım, kimseye minnet etmedi, Beşiktaş''a gönül verdi, kalemini hiç satmadı...
Kazım yazıyorsa, Kazım söylüyorsa doğrudur dendi hep. Ufak tefek mesleki gerdan kırışların dışında Kazım Kanat bu ülkede bir efsaneydi. Gazete sütunlarına düşmüş bir nefasetti, ekranlarda Ahmet Çakar''a bile tahammül edebilen bir ince zeka örneğiydi.
Kazım haberi koklardı... Kokuyu aldı mı manşet hazırdı. En iyi dostu Christoph Daum''du. Sanırsınız askerliği beraber yapmışlar... Kazım Almanca bilmez, Daum da Türkçe, ama Daum''un aracısız olarak anlattığı hayat hikayesi Kazım''ın kaleminden Türkiye''de bomba gibi patlarken, Almanların meşhur Der Spiegel dergisi de sayfalarını Kazım Kanat''a ayırmıştı...
Bir gün Hürriyet''in Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç; ''Bekir Çelenk Bulgaristan''a kaçmış orada yaşıyor, haberciler hiç ilgilenmiyor'' der. Kazım sporcu ama hemen harekete geçer. Kanat''ın da Bulgar''a girmesi yasak! ''Romanya''ya transit geçeceğim'' diye yola çıkar, Bulgar''da kalır... Sonrası Kazım''ın ağzından; ''Beni öldürecekler ama röportajı yaptım. Çelenk; “Papa''yı vuranı biliyorum” dedi, ''manşeti kaptım. O röportajla TIME''a konu oldum.''
“Kilisede voleybol oynanıyor” diye bir haber daha yaptım. Kiliseye ağ germişler oynuyorlar, fotoğraflarını çektim. “Türkiye''nin özgür yüzü” diye yayınladım. Fransız dergisi İci Paris''de 4.5 sayfa yayınlandı.
Daum kokain içtiğini bana anlattı. Yazdım da yazdım... Alman Der Spiegel muhabir yolladı benimle röportaj yaptılar, 4 sayfa. İki sayfa Daum, iki sayfa Kazım Kanat!
Bütün gazeteler ekipler halinde Bulgaristan''daydı. Türkiye''ye iltica etmiş Bulgar güreşçi Sıtkı Kadiroğlu''nun Bulgar''daki ilk güreşini takip ediyordu... Turgut Özal, Jivkov''dan özel izin alarak Kadiroğlu''nu orada mindere çıkartmıştı. Sıtkı aynı zamanda yıllardır görmediği ailesini de görecekti... Bütün gazeteciler peşindeydi, Beni yazılarımdan tanıyan güreşçi Sıtkı Kadiroğlu bir ara yanıma geldi ve “Sen çok dürüst gazetecisin, haber senin hakkın abi” diyerek beni çekti götürdü... Yağmurlu bir hava yerler çamur, çalıların arkasına gizlendim ve boynumda iki makine bekliyorum. Biraz sonra karşıdan üç genç kız ve bir yaşlı kadın ağlayarak geldiler... Kadın, Sıtkı''nın ayaklarına sarılıp ağlıyor, kızlar yanaklarından öpüyordu... Baba yok! Ölmüş... Hem ağlıyor hem resim çekiyordum... “AĞLATAN BULUŞMA” manşetiyle verdik haberi... O sene bütün ödülleri ben aldım.
Bir kere de Polonya''dayken ihtilal oldu. Valesa devrildi, bir süre orada kaldım. Bir dizi röportaj yaptım... Kimi gördüysem soru yağmuruna tuttum. Ne fotoğraflar çektim... Neler yazdım. Muhteşem... Hürriyet kullanmadı! Ayak oyunları tabii. Bana yedirmediler... On gün sonra Almanya Bürosu''ndan Polonya''ya ekip gönderdiler ve “Hürriyet Varşova''da” diye kullandılar... Gazetecilik meşakkatli iş. Emeğin karşılığını alamadınız mı kahrolursunuz. Emeğin karşılığı para değil, eserini görmektir.
Kırkpınar''dayız... Alman fahri konsolosundan Çernobil santralinin patladığı ve kanser tehlikesi olduğu haberini aldım. Orada hemen Atom Santrali''ndeki mühendisle Çernobil''le ilgili röportaj yaptım. Sonra adamı işten attılar. Kanser yazısı olay yarattı. Dizi bir hafta sürdü, 10 sene sonrada ben kanser oldum...
Bugün Kazım''la son kez birlikte olacağım...
Sesini özleyeceğim...
Küpesini de...
Okey''de çift attığında ''markalar beyler'' demesini de...
Ne diyordu son yazısında Kazım;
''Hani doktorlar, kanser tedavim için beni hastane odasına mahkûm etmişlerdi ya... Ben de başımı alıp Bodrum''a gitmiş, hayatımı bir yelkenlide geçirmeye başlamıştım ya...''
Ben de niyazla diyorum ki;
Keşke Yüce Yaradan sportif köşe yazarlarından ''birer ay'' alıp Kazım''ın ömrüne katsaydı ya...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.