
Türkiye"de uzun süredir ara ara ve usul usul tartışılan; liberaller, Kemalistler ve dindarlar arasında ise turnusol işlevi gören bir tartışma var: Zorunlu din dersi...
Liberaller kendi içlerinde tutarlı olarak özgürlükler bahsinden kapı açıyor, sözgelimi bir ateistin ya da farklı dine mensup bir öğrencinin din kültürü ve ahlak bilgisi dersini almasını şart koşmayı, kabul edilemez buluyorlar.
Kemalistler ya da laisistler olarak tanımlayabileceğimiz grup ise ikiye ayrılıyor: Birinci grup bir dönem "komünizm" tehlikesine karşın zorunlu din dersini desteklemiş olmasına karşın totalde din öğretimine, laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle toptan karşı duruyor. İkinci grup Kemalistler ise, kurucu rejimin öngördüğü ve uyguladığı "bir devlet dini" fikrini "ideal" addetmelerine -onlara göre kurucu ekibin tüm uygulamaları kafadan idealdir zaten- rağmen, AK Parti hükümetiyle devletin el değiştirdiğini kabul ettikleri için; onlar da son yıllarda zorunlu din dersine karşı duruyorlar….
Dindarlar arasında ise, AB yanlısı, "light" takılan, "günün koşulları" düsturuyla hareket eden liberalimsi diyebileceğimiz bir grup var ki – çeşitli alanlarda karar vericilerin büyük bölümü bu grupta yeralıyor - , AİHM"nin bu konuda verilmiş kararını da şahit tutarak "madem demokrasi diyoruz, özgürlük diyoruz, neden çocuklarımıza zorla din dersi verelim ki, isteyen seçsin, istemeyen almasın" sularında yüzüyor. Dindarların geri kalan kısmı ise, zorunlu din dersinden yana, dolayısıyla görüşleri ilk grup tarafından fazlasıyla "arkaik" bulunuyor.
Sokaktaki vatandaşın ise kafası karışık.
Din dersinin zorunlu olup olmaması hakikaten netameli ve kafa karıştırıcı bir konu.
Ancak şunu özellikle ifade etmek gerekiyor, okullarda "din kültürü ve ahlak bilgisi" dersinin zorunlu olarak verilmesi, "öğrencilerin dindarlaştırılması" anlamına gelmez, olsa olsa öğrencinin içinde yaşadığı toplumun kahir ekseriyetinin inanç biçimini bilmesi ve tanıması anlamına gelir, ki doğrusunu söylemek gerekirse bendeniz bunda hiçbir mahzur göremiyorum. Nitekim, "Bu yıl da Kurban Bayramı Hac mevsimine denk geldi" diye başlık atabilen gazeteciler örneği de gösteriyor ki, İslam dininin bazı ritüel, rükun ve kurallarını bilmek hangi meslekte ya da hayatın neresinde olunursa olunsun "gerekebilir"; ikincisi bilmek bilmemekten iyidir, cümle aleme "madara olmanın" önüne geçer!...
Şu an okullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin içeriğiyle ilgili çok fazla malumatım olduğu söylenemez, ancak müfredata Kur"an-ı Kerim ve Siyer gibi seçmeli dersler eklendiğine göre, zorunlu olan din dersinin daha çok "dinin belli başlı kuralları ve ahlak felsefesi" çerçevesinde şekillendirildiğini zannediyorum. Değilse de öyle olması gerektiği inancındayım.
Zira, içinde yaşadığımız post-modern dünyanın insanoğlunu getirdiği vandallık düzeyine, tüketim tutkusunun, hazzın ve bencilliğin bunca teşvik edildiği bir dünyada; ellerine silah alarak okul arkadaşlarını tarayan, onlarca insanı bir anda kurşuna dizebilen "teenager"ların geldiği zavallı insanlık hallerine baktığımızda, elimizde "manevi" olandan başka tutunacak bir dal kalmadığı ortaya çıkıyor.
Hayır, söylemeye çalıştığım; "din kültürü ve ahlak dersi vermek, insanoğlunu içine düştüğü bataklıktan çıkarır, herkesi dindar yapar" cümlesi değil. Din dersi hiçbir insanı olduğundan daha dindar yapmaz (endişelilerin endişelenmemesi için bir sebep daha).
Ancak insan dediğimiz muamma, maddi tatmini gereksinen bedeni ve manevi tatmine ihtiyaç duyan ruhuyla bir bütündür. Ve insanların "zorla dindarlaşmaya" değil, ama sonsuzca sekülerleşmiş bir evrende, tercih etme şansı edinebilmeleri için maddi olduğu kadar manevi olana da giden yol tabelalarını görebilmeye ihtiyacı var.
Seçim, zaten kendilerinindir…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.