
Hülya Avşar''ın demokratik açılımı desteklediğini beyan ettiği röportajından sonra hakkında ''halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği'' gerekçesiyle soruşturma açılması beni şaşırtmıştı.
Çünkü ''açılımın'' lafzının bile, bir süredir uyuyan ejderha olan rejim refleksini bir parça da olsa ehilleştireceği gibi bir yanılsama içine düşmüştük. Meğerse, kerli ferli sinir uçlarının hassasiyet kesafeti yerindeymiş. Meğerse rejim onlara değdin mi, velev ki Hülya Avşar ol, affetmezmiş. Demek açılım maçılım gelmemiş memleketimin dağlarına. Demek uyanmamış ağaçlar, çiçekler ve böcekler mevzuya. Demek Hülya Avşar savcılara düşecek, demek bize de Hülya Avşar savunusu düşecekmiş.
Acı. Ama daha acılaştıran şeyler de var.
Hülya Avşar''ın savcıya ifade vermeye gittiği ve gazetecilere “Türk tarafımla son derece şaşkınım, ama Kürt tarafımla gururluyum” dediği günlerde, Diyarbakır''da Ceylan Önkul adlı bir kürt kızının Alay Komutanlığı''ndan atıldığı iddia edilen –yüksek ihtimal doğru da olan- havan mermisiyle paramparça edildiği haberi geldi.
Üstüste gelen bu iki olayı üst üste koyduğumda; halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik edenin hangisi olduğunu, bilemedim.
Acaba, “30 yıldır dinmeyen şu öfkeye bir kulak verelim” algısı mı halkı kin, nefret ve düşmanlığa daha çok tahrik eder, yoksa Kürt kökenli vatandaşların tümüne terörist gözüyle bakan, bakmasa bile canını kıymetli saymayan “dağdaki son teröriste kadar” algısının sebep olduğu taksirat mı?
Sözgelimi, “Devlet ceberrut olmalıdır, yumuşamış devlet bizim geleneğimizden değildir” arkaikliğiyle gidildikçe ya köprüden uçmak, soluğu şarampolde almak ya da duvara çarpmak mukadderken, “Made In TSK” dilinde ısrar etmenin düşmanlığa sebebiyet verici bir yanı yok mudur?
Aranızda “Bu Kürtler ne istiyor, Allah''tan belalarını mı?”, “Nankör bunlar kardeşim, hainler işte, istersen kalkındır, paraya boğ bunları, bunlar aynıdır” mıntıkalarında gezinenler var, biliyorum.
Kürt cephesindeki tek seslilik, ısrarla İmralı''nın tek adres olarak gösterilişi, mutlak haklılık iddiası, küçücük bir iyiniyet göstermeyi bile zul sayma halleri çok can sıkıcı, işleri çıkmaza sokucu, bunun da farkındayım. Doğruya doğru, çözümü zorlaştıran tek tarafın ceberrut devlet algısı ya da TSK olmadığı, işin bir de “Kürt inadı” boyutu olduğu artık Kürtler tarafından bile kabullenilmesi gereken bir realite.
Gelgelelim; koyun otlatan, bir rivayete göre 12, bir diğerine göre 14 yaşındaki Ceylan Önkol''un parçalanmış cesedi, o bölgenin geçmiş yarası olan binlerce faili meçhulün hatırasıyla birleşerek, teyakkuz ve infial eşiğindeki bir etnik topluluğun tepkisini kabartabilir.
Hülya Avşar''ın demokratik açılıma destek mahiyetinde iki çift laf etti diye, rejim nezdinde bilmem kaç on yıllık meşruiyetinin aniden sorgulanabilir hale gelmesi, lamına cimine bakılmadan o bildik refleksin hedefi haline gelivermesi, o topluluğu incitebilir. İncinmiş bir topluluk ise tehlikelidir. Sonuçta sistematik olarak uygulanan dil yasağından, işkenceden, aşağılanmaktan sözediyoruz.
Etnik milliyetçilikten usandık yani tamam da, masum insanlar “kazara” paramparça edilmesin artık, “açılıma devam” dedi diye bir ünlü şahsiyet, sigaya çekilmesin. Kin, nefret ve düşmanlığa tahrik diye diye, kin, nefret ve düşmanlık tohumu ekilmesin. Meselemiz budur bence.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.