Cadı kazanına odun mu taşımalı, yoksa...

00:0019/12/2013, Perşembe
G: 10/09/2019, Salı
Rasim Özdenören

Son yıllardaki yazılarıma baktığımda en çok kullandığım kelimelerden bazıları fitne ve kargaşa olmuş. Acaba neden? Fitne de, kargaşa da toplumsal düzlemde hoşa giden edimler değildir. İnsanı bunaltır. Ona kaçacak yer aratır.Çeşitli Hadis-i Şeriflerde fitne zamanında evlerden çıkmama, ibadetle meşgul olma durumları salık verilir.Çünkü ortaya çıkan herkese fitne bir ucundan dokunur.Ortaya çıkılmadığında veya insanın ibadetiyle meşgul olduğundaysa, fitne en azından bir kişi"lik azalır.Öyle bir illet

Son yıllardaki yazılarıma baktığımda en çok kullandığım kelimelerden bazıları fitne ve kargaşa olmuş. Acaba neden? Fitne de, kargaşa da toplumsal düzlemde hoşa giden edimler değildir. İnsanı bunaltır. Ona kaçacak yer aratır.

Çeşitli Hadis-i Şeriflerde fitne zamanında evlerden çıkmama, ibadetle meşgul olma durumları salık verilir.

Çünkü ortaya çıkan herkese fitne bir ucundan dokunur.

Ortaya çıkılmadığında veya insanın ibadetiyle meşgul olduğundaysa, fitne en azından bir kişi"lik azalır.

Öyle bir illet ki, bu, ortalıkta görünen herkese istemese de, teğet bile geçse, dokunarak geçer. Ondan sonrası, çık içinden çıkabilirsen!

Kargaşa, sanıyorum ilkin zihinde, birilerinin zihninde başlıyor.

Oralarda neler oluşur, belki o zihnin sahibi bile bilemez bunu. Ama en azından bazı vehimlerin orada cirit attığını söyleyebiliriz.

Acaba neler kurabilir o zihin?

Kuşkusuz hayırlı şeyler değildir o zihinde canlanan hedefler.

Hakkı olmadığı halde acaba erk sahibi mi olmak istemektedir?

Veya kurulu düzenin erkine ortak çıkmayı mı hedeflemektedir? Bunların hiç biri mi, yoksa hepsi mi, yoksa kimsenin önceden kestiremeyeceği başka hedefler mi gözlenmektedir?

Bunlar ancak ortalık yatıştıktan sonra anlaşılabilecek durumlardır.

Asrı Saadet"te veya ona yakın zamanlarda, İbni Sebe"nin çıkardığı fitne, insanlar yüz yüze gelmek suretiyle önlenebilmiştir.

İbni Sebe melunu, dehşet bir kovuculuk ortamı ihdas etmişti.

Tezekten tezeğe uçan sinek örneği, ondan ona yalan yanlış laf götürüyor, dahası laf üretiyordu. Bir yandan Hz. Ali"ye tanrılık isnat ediyor, bir yandan da Hz. Ali"nin tanrılık iddiasında bulunduğu tezviratını yayıyordu.

Kimseden kimseye güven bırakmamıştı.

Allah"tan hac zamanı geldiğinde, birbirleri hakkında yalan yanlış sözler uydurulan kimseler, o mübarek zamandan yararlanmak suretiyle yüzleşmişler ve fitnenin kaynağı üzerinde mutabık kalmışlardı.

Buradan şöyle bir sonuca ulaşmak mümkün görünüyor sanki. Kim, kimin hakkında ne söylemişse, o sözlerin, kurguların, aslı ancak yüzleşerek telafi edilebilir.

Yüzleşme, insanın kadim hesaplaşma biçimlerinden biridir.

Ama yüzleşme diyoruz; mecazi bir kelime kullanmıyoruz, kelimeyi en somut haliyle dile getiriyoruz. Yüzleşme... Basın ve medya aracılığı ile değil, doğrudan yüzleşme suretiyle...

Cadı kazanının altını odunla besleyerek onu harlamak kolay. Ama marifet onu harlamada değil, onun harını söndürmektedir. Bu da yüzleşerek olur, tokalaşarak olur...

Biliyorum, böyle bir hengâmede bizim tavsiyemizi sade suya tirit mesabesinde görenler çıkabilir, olsun; biz de kendimize düşene yönelelim...