Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk coğrafyasının zenginliği

04:0010/11/2022, Perşembe
G: 10/11/2022, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Yeni Şafak·Selçuk Türkyılmaz - Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk coğrafyasının zenginliğiAdriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar ifadesiyle başlayan bir cümlenin hayret uyandıran bir coğrafî genişliği vurgulamak istediği herkesin malumdur. Benzer cümleler umumiyetle bu coğrafyanın genişliği ölçüsünde değerini de gösterir. Fakat bu coğrafyanın özellikle son iki asırda değer üretmekten ziyade emperyalistler için hâkimiyet sahası hâline geldiği de bilinen bir durumdur. Türk ve İslam dünyası niçin kaybetti veya

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar ifadesiyle başlayan bir cümlenin hayret uyandıran bir coğrafî genişliği vurgulamak istediği herkesin malumdur. Benzer cümleler umumiyetle bu coğrafyanın genişliği ölçüsünde değerini de gösterir. Fakat bu coğrafyanın özellikle son iki asırda değer üretmekten ziyade emperyalistler için hâkimiyet sahası hâline geldiği de bilinen bir durumdur. Türk ve İslam dünyası niçin kaybetti veya geriledi sorusunun muhtemel cevaplarında coğrafî gerçeklik göz ardı edilir. Fakat yaşadığımız dönem bu gerçekliğin hiç de yabana atılmaması gerektiğini gösterdi. Atlantik merkezli bir dünyanın çevresinde olmak başlı başına güçsüzleşme sebebi iken emperyal güçlerin yayılma sahasına dönüşmek daha büyük bir karmaşaya yol açmıştır. Aynı anda hem batıdan hem güneyden hem de kuzeyden daralma yaşandı. Coğrafyamız, hayret uyandıran genişliği ölçüsünde güçlü devletler için cazibe merkezi olmasının olumsuz sonuçları ile boğuşmak zorunda kaldı. “Şark Meselesi” ve “Büyük Oyun”, “ışık doğudan yükselir” hükmüne boyun eğdirecek kadar iç karartıcı bir tablo ortaya çıkarmıştı.

Hayat değişiyor. Bugün Rusya gibi ülkeler de bizim birkaç asır boyunca uğraştığımız sorunlarla boğuşuyor. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan coğrafyanın bizim için sorun ürettiği dönemlerin geride kaldığını görebiliyoruz. Sovyetlerin dağılmasından sonraki otuz yıllık dönemde mütereddit bir pozisyonda kalan devletlerin özellikle 15 Temmuz’dan sonra aktif bir tutum sergilemeye başlaması oldukça önemlidir. II. Karabağ Savaşı’nda Türkiye’nin Azerbaycan’a desteği coğrafyaya bakışımızı değiştirdi. Bugün Kazakistan, Özbekistan ve özellikle de Azerbaycan’ın Türkiye ile birlikte etkili bir değişim sürecini yaşadığını söyleyebiliriz.

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Azerbaycan gazetesinde yayımlanan bir konuşması yaşadığımız değişimlerin büyüklüğünü gösterir. Sayın Aliyev, bu konuşmada Türk dünyasının birliğini sağlam temeller üzerinde inşa etmenin önemini belirtiyor ve Türk devletlerinin birleşmekte olduğundan bahsediyor. Türk Devletleri Teşkilatı’nı sadece bir ad değişikliği olarak görmemek gerektiğinin altını da özellikle çiziyor.

Özbekistan için de benzer bir durumdan bahsedebiliriz. Özbekistan’da bağımsızlığın yıldönümü kutlamalarında Sovyetler döneminde unutuluşa terk edilen cedit aydınlar örnek şahsiyetler olarak anıldı. Özbekistan diğer cumhuriyetleri peşinden sürükleyecektir, onlar da uzun bir dönem mütereddit davrandı ya da gücünü unuttu. Özbek aydınları ve siyasîleri Türk ve Müslüman kimliği ile coğrafyanın geneline rehberlik edebilir.

Beş on yıl önceye kadar bugün yaşadıklarımıza, Türk ülkeleriyle ilişkilerimizin bu noktalara geleceğine inanmakta zorlanırdık. İlişkilerimizin şimdiki seviyeye ulaşması oldukça önemlidir ve uyanış ve birleşme isteği daha da artarak devam edecektir. Çünkü bunlar son derece doğal istek ve duygulardır, yapay bir planlamanın eseri değildir. Elbette, bu noktaya gelinmesinde Türkiye’nin II. Karabağ Savaşı’ndaki rolünün büyük tesiri var. Güçlü olmak birçok zorluğu aşmayı sağlıyor.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın etki sahası da hayret uyandıracak bir genişliğe tekabül etmektedir. Afganistan ve Pakistan’ın coğrafyamızda meydana gelen değişimlerden güç devşirmek istediği de malumdur. Fakat Türk Devletleri Teşkilatı’nın etkinlik sahasının önemini Ukrayna Savaşı ile ilişkilendirdiğimizde daha iyi görebiliriz. Batılı ülkeler açısından Rusya’nın geniş arazisi ve kaynakları göz kamaştırıcıdır. ABD ve İngiltere, bu savaşın çıkması ve devamı açısından ellerinden ne geldiyse yaptı. Rusya’yı zayıf durumda buldukları için ikinci bir dağılma sürecini tetiklemek istediler. Rusya üzerine uygulanan baskı coğrafyamızı doğrudan ilgilendirmektedir. Rusya’nın, Türk Devletleri Teşkilatı’nı, kendi varlığı açsından bir tehlike olarak görmemesi şartların ne kadar değiştiğini gösterir. Bu durum Türk ülkelerine de manevra alanı açmaktadır.

II. Karabağ Savaşı’nın üzerinden iki yıl geçti. Türk coğrafyasının bütünlüğünü sağlamak açısından Zengezur Koridoru büyük bir değere sahip olacaktır. Türkiye ve Azerbaycan bu koridorun açılması için büyük bir çaba göstermektedir. Azerbaycan bütün hazırlıklarını koridorun açılmasıyla ortaya çıkacak tabloya göre yapmaktadır.

Zengezur Koridoru’nun tamamlanmasıyla dengeler bir daha değişecektir. O zaman Türk ve İslam dünyası niçin geriledi, neden kaybetti gibi sorulara verilecek cevaplar da değişecektir. Hatta yeni sorular sorma gereğini hissedeceğiz.

#Türk Devletleri
#Çin
#Azerbaycan
#Zengezur Koridoru