
Altılı Masa bileşenlerinin imzasını taşıyan Ortak Politikalar Mutabakat Metni, Millet İttifakı’nın nasıl bir Türkiye hayal ettiğine açıklık getirmesi bakımından oldukça önemliydi. Her ne kadar masa bileşenleri, farklı mecralarda dile getirdikleri görüşleriyle nasıl bir Türkiye sorusuna cevap veriyor olsalar da ortaklık ruhu ilk defa bir metne yansıyordu. Metin yayımlandıktan sonra masa bileşenlerinin Batı yönelimli bir siyaset anlayışında birlik oldukları anlaşılmıştı. Farklı mecralarda dile gerilen görüşler de bu ruh ile örtüşmekteydi. Daron Acemoğlu gibi Anglosakson dünyanın temsilcisi olarak öne çıkan iktisatçıların tanıtımının mutantan bir şekilde yapılması çok önemliydi ve kesinlikle siyasî mesajlarla yüklüydü. Masa bileşenleri iktisadî açıdan nasıl bir Türkiye sorusuna cevap verirken dışarıya da çok açık mesajlar gönderilmekteydi.
Ortak Politikalar Mutabakat Metni ile dış politikada nasıl bir Türkiye hayal edildiği sorusuna da cevap verilmişti. Ortaklık ruhu açısından Türkiye’nin özellikle son birkaç yılda Libya’dan Kafkaslar’a ve oradan da Türkistan’a kadar ulaşan yeni siyaset anlayışının sorun teşkil ettiği anlaşılıyordu. Bu bağlamda “Mavi Vatan” gibi yeni kavramların siyasal karşılığı ile uyumsuzluklar da öne çıktı. Rusya karşısında Ukrayna’nın yanında yer alacaklarının ilanı Batı yönelimli ortak politikanın yansımasıydı. Fakat bu görüşler zaten daha önceden Kılıçdaroğlu, Babacan ve Karamollaoğlu gibi liderler tarafından dile getirilmişti. Dolayısıyla mutabakat metni adından da anlaşılacağı gibi ortak politikalarda bir uzlaşma olduğunu açıkça gösteriyor. Bu, seçim sonrasıyla ilgili birtakım dedikoduları ortadan kaldırmıştır. Peki, mutabakat metninde yer alan görüşler, Türkiye’nin geleneksel politikalarına dönüş anlamına mı gelmektedir yoksa Cumhuriyet dönemi dış politika anlayışından radikal bir kopuşa mı tekabül etmektedir? Bu sorular geçmişte Erdoğan merkezli olarak sorulmuştu. Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni ve ilgili liderlerin açıklamalarını bu sorular eşliğinde yeniden değerlendirmek gerekir.
Cumhuriyet dönemi dış politika anlayışından radikal kopuş ifadesinin alıştığımız kategorilerle uyum göstermediği çok açıktır. Zira kopuş veya karşıtlık genel olarak sağ partilerin siyasî anlayışları sorgulanırken gündeme gelirdi. Hatta bu çerçevede Millî Görüş çizgisi de birçok defa benzer bir suçlamaya maruz kalmıştı. Sayın Erdoğan’ın iktidara geldiği ilk dönemlerde benzer bir durum geçerliydi. Onun İstanbul Belediye Başkanlığı bu yöndeki suçlamaların gölgesinde geçmiştir. Bu sebeple cezaevine gönderilmişti. Yerleşik siyasî kategoriler yaklaşık olarak 2010’lara kadar geçerliliğini sürdürdü. Bu dönemde Cumhuriyet ile hesaplaşama suçlamasını yapanlar ve bu suçlamalara maruz kalanlar karşıtlığının sahici temeller üzerine yükselmediği anlaşılamadı. Çünkü bu ideolojik kategoriler fiilî bir gelişme ile test edilmemişti. 2009’daki “one minute” çıkışı sahici bir fiilî durumdu. Cumhuriyet karşıtlığı bağlamındaki tartışmaların bu dönemden itibaren etkisini yitirmesi oldukça önemlidir. Erdoğan’ın 2009’dan sonraki çıkışları ve 2012’lerde fiilî olarak sahada sonuç vermeye başlayan yeni siyaseti, Cumhuriyet dönemine karşıtlık oluşturma bağlamının oldukça dışındaydı. “One minute” ve “Dünya Beşten Büyüktür” çıkışlarıyla özdeşleşen ve Yeni Türkiye anlayışının öncülleri mesabesindeki fiilî durum, iç hesaplaşmanın yansımaları olarak görülemezdi. Bu yeni anlayış, karşıtlık oluşturanları da değişime zorlamaktaydı ve artık hazır kalıplar işe yaramıyordu. Bunun da bir sonucu olarak laik-antilaik, ilerici-gerici gibi karşıtlıklar ve irtica kavramı ile ima edilen hazır konumlar önemini yitirdi. Fiilî durum görmezden gelinemezdi.
Altılı Masa bileşenlerinin Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da AK Parti Seçim Beyannamesi’ni ilan etti. Kuşkusuz bu beyannameyi de nasıl bir Türkiye sorusuna verilen cevaplar bağlamında incelemek gerekiyor. Fakat ilan edilen beyannamenin en genel hatlarıyla Batı yönelimli olmadığını ifade etmemiz gerekiyor. Savunma sanayii, dış politika, ulaştırma, haberleşme, tarım ve hayvancılık gibi alt başlıklar altında sıralanan yapılacaklar listesini bağımlılık perspektifinin dışında yeni bir eksen anlayışının tezahürleri olarak görebiliriz. Kuşkusuz bunlar Türkiye Yüzyılı hedefinin fiilî basamaklarıdır. Böylelikle “peki ama nasıl” sorusuna da cevap verilmek istenmiştir.
İki metni karşılaştırarak okumak karşıtlıkları ortaya çıkarmaya da imkân verecektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.