
Amerika ve İngiltere, Venezuela’nın parasına ve altın varlığına çöktü. Çökme sözünü özellikle kullandım, çünkü argoda kullanılan bu kelime mafya düzenindeki bir uygulamaya işaret ediyor. Bugün Amerika ve İngiltere’nin yaptığı da bundan başka bir şey değildir, doymak bilmez bir iştahla koskoca bir ülkenin maddî varlığına çöktüler. Bahane bulmak çok zor değil, elbette hırsızlığı aklî gerekçelerle izah edeceklerdir. Türkiye’de bile Amerika’nın Maduro’yu bahane ederek uyguladığı değerden yoksun siyasete destek verenler olduğuna göre, altın hırsızlığı birtakım bahanelerle izah edilecektir.
Amerika’nın Venezuela’ya müdahalesini Maduro ve Trump gibi geçici iki şahıs üzerinden ele alarak kişisel bir soruna indirgeyenler oldu. Irak, Libya, Cezayir, Yemen, Mısır benzeri ülkeler de liderleri üzerinden müdahalelere kurban edildi. Amerikancı çıkışlarıyla bilinen çevreler de tarafsızlık görüntüsü altında Amerika-İngiltere’yi makul bir mücadelenin meşru tarafı gibi göstermeye çalışıyor. Ne yazık ki birçok kimse meşhur hikâyenin kahramanlarından kurdun yanında saf tutarak kuzuya, sen de suyu bulandırmasaydın, uyarısında bulunmayı tercih ediyor. Hâlbuki Amerika ve İngiltere, Venezuela’nın altınlarına çökecek kadar ileriye gitmekle yeni dönem kuralsız savaşı başlatmış oldu.
Türkiye’de çok ilginç bir kamplaşma yaşanıyor. Soğuk Savaş yıllarında sağ ve sol kamplaşması yaşanmıştı. Kaba bir tasnifle sağ Amerika sol da Rusya tarafında yer almıştı. Bu kaba tasnifin eleştirisi çok çarpıcı sonuçlara ulaşmamızı sağlar. Fakat Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olan damarın tekrar canlandığını söyleyebiliriz. Sağ’ın içine hapsedilen damar, muhafazakârlık şemsiyesi altında yeniden örgütlenen tarafla önemsenmesi gerekli bir çatışma yaşamaktadır. “One minute” bir kırılma noktasıydı. Bölgesel sorunlar ve Türkiye’nin zorlayıcı siyaseti, kişi ve grupları tercih yapmaya mecbur bırakıyordu. Şimdi de küresel sorunlar karşısında Türkiye’nin geliştirdiği zorlayıcı siyaset kişi ve grupların tercihlerini görünür hâle getiriyor.
İngiltere, kolonyalizm ve sömürgecilik çağlarının başında altın hırsızlığını bir meslek hâline getirmişti. İspanya ve Portekiz sömürgecileri Latin Amerika ülkelerinden altın ve gümüş gibi değerli madenleri çalıyor, çalınanlar Avrupa’ya taşınırken İngilizler de onlardan çalıyordu. Latin Amerika ülkelerinde yerli halkın Avrupalılar tarafından çalıştırılma şartları Latin Amerika’nın Kesik Damarları adlı eserde anlatılır. Bugünlerde kesinlikle okunmalı. İngiltere Birinci Dünya Savaşı’na giderken de parasını ödediğimiz gemilere çökmüştü. El koyma, yapılan işi biraz daha kibarlaştırır. Gündüz gözüyle hırsızlıktan bahsediyoruz.
Amerikalılar, Venezuela halkının yanında yer aldığı için Türkiye’yi de düşman sınıfına dâhil etmişler. Birçok kişinin ileri sürdüğü bir görüş doğrulanıyor, artık küresel üst kurumlar çöktü ve ülkeler arasındaki ilişkilerde mutlak gücün belirleyici olduğu dönemleri yaşıyoruz. Amerika, sahip olduğu gücü bir korku ve baskı aracı olarak kullanıyor. Bundan sonra yeni bir düzen kuruluncaya kadar hukuka bağlılıktan kimse bahsedemeyecek.
Venezuela’nın yönetim sorunları Venezuela halkını ilgilendirir. İyi ya da kötü bir dönem yaşayabilirler, bu, onların siyasî tarihlerinde bir tecrübe olabilir. Amerika-İngiltere ve onları takip eden Avrupa ülkeleri çok kirli bir sömürgecilik ve emperyalizm tarihine sahiptir. Alternatif bir model ihtimaline dahi izin vermek istemedikleri anlaşılıyor. Ambargo uygulayıp milleti cezalandırmak istiyorlar. Böylelikle halk ile yönetim arasında çatışma çıkaracaklar ve bunu da bir bahane olarak kullanacaklar.
Amerika ve İngiltere, Maduro’nun yönetim hatalarına odaklananları fena hâlde boşa düşürdü. Onlar bize yönetim hatalarından bahsetmenin keyfini yaşayacaklardı. Fakat “çökme olayı” teoriyi berbat etti. Amerika-İngiltere-İspanya-Fransa ciddi ciddi altın peşinde olduklarını gösterdi. Ne yazık ki bu, sistemli bir davranıştır. Dünyanın farklı köşelerinde alternatif adacıkların oluşmasına izin vermek istemiyorlar. Daha şimdiden hedef ülkelerde taraftar bulduklarına göre siyasî kimlikler üzerinde ağır baskıların oluşacağını söyleyebiliriz.
Türkiye tarafını belli etti. “One minute” ile gün yüzüne çıkan farklılaşma boşuna değildir. Bunun çok önemli bir siyasî anlama sahip olduğu açıktır. Millî ve yerli kavramları da boşuna varlık kazanmamıştır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.