Avrupa’nın ve ABD’nin güneşi batıyor mu?

04:0017/11/2022, Perşembe
G: 17/11/2022, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Yeni Şafak·Selçuk Türkyılmaz - Avrupa’nın ve ABD’nin güneşi batıyor mu?Türkiye’nin terör örgütlerine ve vekâlet savaşı yürüten devletli yapılarla mücadelesinin kararlı bir şekilde devam etmesi emperyalist devletlere karşı mücadelesinin başarısına delalet etmektedir. Türkiye’nin kararlılığı istikrarlı bir şekilde hem içeride hem de bölgesel ve küresel düzeyde değişimlere sebep olmaktadır. Bu, afakî bir değerlendirme değildir. 15 Temmuz 2016’dan sonraki gelişmeler birbiri ilişkili anlamlı bir bütünlük

Türkiye’nin terör örgütlerine ve vekâlet savaşı yürüten devletli yapılarla mücadelesinin kararlı bir şekilde devam etmesi emperyalist devletlere karşı mücadelesinin başarısına delalet etmektedir. Türkiye’nin kararlılığı istikrarlı bir şekilde hem içeride hem de bölgesel ve küresel düzeyde değişimlere sebep olmaktadır. Bu, afakî bir değerlendirme değildir. 15 Temmuz 2016’dan sonraki gelişmeler birbiri ilişkili anlamlı bir bütünlük oluşturmaktadır. İçeride ABD ve İngiltere’ye doğrudan temsilci olarak “hizmet” veren FETÖ’ye vurulan büyük darbeyi, yerli ve millî siyasetin ortaya çıkması açısından bir başlangıç noktası olarak kabul etmeliyiz. Buna ilave olarak neredeyse her alanda köklü değişimlere yol açan bu olayın bölgesel ve küresel sonuçlarını da ele almamız gerekir.

İçeriyle birlikte bölgesel ve küresel sonuçlara odaklanmamızın en önemli gerekçelerinden biri bizzat ABD’nin 1950’lerden sonra tatbik ettiği siyasetin artık nihaî bir aşamaya gelmiş olmasıdır. “Can Çekişen İmparatorluk” adlı kitapta da belirtildiği gibi ABD, kolonyalist hegemonya için geçerli olan bölgesel ve siyasî kontrolden farklı olarak askerî müdahalelere ağırlık vermişti. Askerî müdahalelerin yanında vekil terör örgütleri ve devletli yapılar da zaman içerisinde çok aktif bir tutum sergiledi. FETÖ ve PKK-PYD gibi örgütlerle birlikte BAE, Ermenistan ve Yunanistan gibi vekil devletler de doğrudan harekete geçti. Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekâtı ile birlikte kalıcı çözümleri hayata geçirmesi bütün dengelerin değişmesine yol açtı.

Türkiye’nin ABD emperyalizminin hâkimiyet unsurlarını etkisizleştirmeye çalışırken kendi bakış açısını sahaya yansıtmış olması oldukça önemlidir. 15 Temmuz’dan sonra ortaya çıkan “Türkiye ekseni” gibi kavramlar yeni bir siyasetin kalıcı sonuçlarına işaret etmektedir. “Türkiye Yüzyılı” kavramı da yeni siyasetin söylem olarak nitelendirilemeyeceğine işaret eder. Artık Türkiye neredeyse bütün gövdesiyle yeni bir dünyanın içindedir. 15 Temmuz 2016 sonrasında ortaya çıkan ve Türkiye’nin bakış açısını yansıtan kavramları bir liste hâlinde sıraladığımızda istikrarlı bir devamlılık olduğu görülür. Kuşkusuz “Yeniden Asya” gibi kavaramlar da Türkiye’nin kararlılığından daha fazlasına işaret eder. Atlantik eksenli bir dünyanın sonuna gelindiği sgörüşü genel bir kabul hâlini aldı. Geçen yüzyılda Asya’nın ışıklarının söndüğünden dem vuruluyordu, şimdi ise Avrupa’da ve ABD’de güneşin batmakta olduğunun işaretlerini görüyoruz.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın Semerkant’taki son zirvesinde bütün dünyaya verilen mesajları sonuç bildirisi ile sınırlandırmanın doğru olmayacağını söyleyebiliriz. Örneğin sonuç bildirisinde gayet tabiî olarak İmam Buhârî Büyük Nişanı gibi zirveye damgasını vuran bir hadise yer almayacaktır. Türk ve İslam medeniyetinin temellerini vurgulayan bir adın tercih edilmesini sıradan bir gelişme olarak görmek elbette mümkündür. Asya’nın ışıklarının yeniden yanmakta olduğuna hükmettiğinizde ise durum baştan aşağıya değişir. Terör hadisesini ve ona kol kanat geren bütün yapıları aynı mecazın birer parçası olarak düşünebiliriz. O zaman şu soruyu sorabiliriz: İçerideki yapılar Avrupa’da ve ABD’de güneşin gerçekten batmakta olduğuna inanmadığı için mi ülkesiyle kavga etmektedir? Bu soruyu cevaplandırırken liberal muhafazakârların Avrupa ve ABD tarafında konumlandığı gerçeğini de göz önünde bulundurmamız gerekir. Bugünkü sorunu Batılılaşma eksenindeki birikim ile cevaplandırmanın doğru olamayacağı çok açıktır. FETÖ elebaşı, Sayın Cumhurbaşkanı için İngiltere karşısında kazanma şansı yok dediğinde Batılılaşma sorunumuz hortlamış değildi. Bu, ABD emperyalizminin ne manaya geldiğini gösteren en açık örneklerden biriydi.

Türkiye’nin yükseliş dönemi terör örgütleriyle ve vekil devlet yapılarıyla mücadelesine bağlıdır. Emperyalist devletlerle doğrudan karşılaşmak da kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu da emperyalizmin boyutlarını ve katmanlarını görmemizle alakalı bir durumdur. Türkiye hiçbir dönemde içerideki yapılarla bu kadar açıktan mücadele etmemişti. Bunu Taksim’deki terör hadisesinden sonra çok daha açık olarak gördük. ABD ve Avrupa tarafında konumlananların çok daha açıktan söz söyledikleri döneme gelmiş olmamız emperyalizm açısından da yeni bir döneme işaret etmektedir. Artık Batı’dan yükselen ışıkların Avrupa’nın ve ABD’nin yolunu dahi aydınlatmadığı günlere geldik. Hastalık derecesinde bağımlı olanların şaşkınlığı da bundandır.

Hâlbuki ışık daima Doğu’dan yükselir.

#ABD
#Avrupa
#FETÖ
#15 Temmuz