Yazarlar Azınlıkçı ideolojilerin Türkiye ile sorunu

Azınlıkçı ideolojilerin Türkiye ile sorunu

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

2015’e doğru Türkiye üzerinde büyük bir baskı uygulanacağı anlaşılmıştı. FETÖ gibi bağımlı yapıların temsilcileri Ermeni tehciriyle ilgili konuşmaya başlamışlardı. FETÖ birçok meselede olduğu gibi Ermeni tehciriyle ilgili emperyal merkezlerin sözcülüğünü yapmakta ve kamuoyunu birtakım gelişmelere hazırlamaktaydı. Onlara göre, emperyal merkezler 2015’te Türkiye’ye birtakım şartları kabul ettirecekti. Bu dönemde FETÖ’cü dernek ve vakıflar şöhretin zirvesindeydi. Bunlardan biri Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ydı ve başkanlığını da Cemal Uşşak yapmaktaydı. O dönemde bu şahsın konuşmalarını, örgütün tehcirle alakalı görüşlerini yansıtması bakımından dikkatle takip etmiştim. Birçok meselede olduğu gibi Türkiye’ye dışarıdan dayatılmak istenilen şartları örgütlü bir şekilde benimsiyorlar ve propaganda yarışına katılıyorlardı. Bu çerçevede Ermeni tezlerini benimsedikleri ve kamuoyunda etki uyandırmaya çalıştıkları rahatlıkla görülüyordu.

Genel manada dinden de beslenen bir yapının umum üyelerinin tarihî bir hadiseyle ilgili emperyal merkezler tarafından oluşturulan bir tutumu kolaylıkla benimsemesi hakikaten şaşırtıcıydı. Özellikle örgüt merkezinde karar alma pozisyonundaki kişileri harekete geçiren çok güçlü gerekçelerin olması gerekir. 2005’lerde başlayan birtakım yeni suikastların psikolojik ortamın hazırlanmasında etkili olduğunu kabul edebiliriz fakat geçmişte olduğu gibi Türk milleti yine soğukkanlılığını muhafaza etmiş, kitlesel bir hareketlenme yaşanmamıştı. Aslında bu cinayetleri organize edenlerin kitlesel bir hareketlenme peşinde oldukları da söylenemezdi. Çok açık bir şekilde örgütlü bağımlı yapıların faaliyetlerine meşru bir zemin oluşturuyorlardı. Böylelikle zihniyet dönüşümüne yol açmak istediklerini söyleyebiliriz. Örgütlü yapıların güçlü motivasyonu ile yönlendirilmiş toplumsal değişimin çok daha kalıcı sonuçlar doğuracağını düşünmüş olmalılar.

2013 Gezi Parkı Kalkışması ve 15 Temmuz 2016 Darbe ve İşgal Girişimi, birbirini tamamlayan olaylardır. Bu ikisi arasındaki sarsıcı olaylar da sürecin parçalarıdır. Düşünülenin tam aksine bu olaylarda kitlesel katılım görülmemiştir. Gezi Parkı Kalkışması da istisna değildir. Özellikle Gezicilerin temel karakterini belirleyen örgütlü bağımlı yapılardı. Farklı geçmişleri olan yapıların şaşırtıcı birlikteliği üzerinde durulması gerekir. Bu yapıları bir araya getiren çok güçlü motivasyonların tespit edilmesi sürecin aydınlatılması açısından önemlidir. Gezicilerin gündeme getirdiği taleplerin hemen tamamı kitleleri harekete geçirecek türden değildi. Köprü, yol, havalimanı ve baraj yapımlarını durdurmak istiyorlardı. Hâlbuki bu projeler, Türkiye’nin iki yüz elli yıldan fazla bir zamandır benimsediği muasırlaşma ideolojisinin ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Bu projeler Türkiye’nin muasırlaşma ideolojisinde tekil başarılar döneminin geride kaldığını göstermekteydi. Bütüncül bir yaklaşım ile adeta bir ekosistem oluşturuluyordu. Dolayısıyla örgütlü yapılar kitlesel hareketlenmeye yol veremedi. Emperyal merkezlerin temsilcisi olmaktan öteye gidemedikleri için döneme özgü bir hareket üretemediler.

Bugün dahi adı çok iyi bilinen birtakım Ermeni terör örgütleri, emperyal merkezlerin menfaatleri doğrultusunda Osmanlı Devleti aleyhine hareket etti. Bilindiği gibi daha önce Abdülhamid’e suikast girişiminde bulunmuşlardı. Aynı anda Ruslar, İngilizler, Fransızlar ve Amerikalılar Ermeni örgütlerini desteklemiştir. Azınlıkçı bir ideoloji vücuda getirilmişti. Benzer azınlıkçı ideolojiler günümüze kadar varlığını sürdürdü. Zaman zaman etkili olduklarını da söyleyebiliriz. Bu ideolojileri benimseyen grupların çeşitlilik göstermesi ile devletin belirli dönemlerde güç inşa edememesi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Azınlıkçı ideolojileri benimseyen gruplar, kitleler aleyhine güç inşa edebileceklerini gördüklerinde muhakkak daha aktif bir tutum takınabiliyor. Kitlesel hareketlenmeye yol açamamalarının sebebini de burada aramak gerekir. Kitlelerin azınlıkçı grupların ideolojik tutumlarını fark etmemesi mümkün değil. 1915’te emperyal merkezlerin desteği ile harekete geçen Ermeni örgütleri hiç beklemedikleri bir dirençle karşılaştı. Bugünkü bağımlı yapılar da hiç beklemedikleri bir dirençle karşılaştı.

Son dönemde sürekli birlikte hareket eden azınlıkçı ideolojik grupların Osman Kavala olayındaki birlikteliği şaşırtıcı olmasa gerektir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.