Bağımlı yapılar geriledikçe Türkiye yükseliyor

04:007/04/2022, Perşembe
G: 7/04/2022, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

FETÖ’cülerin 15 Temmuz sonrasında da örgütlü faaliyetlerini sürdürdüklerine dair emareler daha fazla gün yüzüne çıkıyor. FETÖ’yü sıradan bir muhalefet yapılanması olarak göstermeye meyilli olanlar da eş zamanlı bir görünürlük arayışı içindedirler. Bunun oldukça önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yapı ve bileşenleri, özellikle devlet içinde yerleşik güçlü bir ağa sahip olmanın kazandırdığı özgüvenle bireysel inisiyatif alanlarında gittikçe daha etkili bir pozisyon üretebiliyor. Bu

FETÖ’cülerin 15 Temmuz sonrasında da örgütlü faaliyetlerini sürdürdüklerine dair emareler daha fazla gün yüzüne çıkıyor. FETÖ’yü sıradan bir muhalefet yapılanması olarak göstermeye meyilli olanlar da eş zamanlı bir görünürlük arayışı içindedirler. Bunun oldukça önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu yapı ve bileşenleri, özellikle devlet içinde yerleşik güçlü bir ağa sahip olmanın kazandırdığı özgüvenle bireysel inisiyatif alanlarında gittikçe daha etkili bir pozisyon üretebiliyor. Bu da bireyler için tanımlanması zor, muğlak ilişki ağlarının yeniden etkili olması anlamını taşıyor. Böylelikle mücadelenin sosyal tabanda karşılık bulmasını engelleyen sorunlu alanları ortaya çıkarıyor.

Türkiye için veya Batı Avrupa’nın hegemonyasında yaşamış herhangi bir devlet için FETÖ gibi yapılar sıradan bir suç örgütü olmanın çok ötesindedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra geçerli olan sistemde yerel ilişki ağlarında yer alan unsurların emperyal merkezlerle kurduğu bağımlılık ilişkisi oldukça önemliydi. Yeni emperyalizm olgusunda bağımlı yapıların önemi üzerinde muhakkak durulması gerekir. Bağımlı yapıların varlığı soyut bir mesele değildir. Özellikle 15 Temmuz bağlamında bağımlı yapılar çok daha görünür bir hâl almıştır. Üstelik FETÖ tekil bir örnek de değildir. İlişki ağları, bağımlı yapıların hem işbirliğini hem de iç içe geçmişliğini hatırlatmalıdır.

Türkiye’nin 15 Temmuz sonrasında yaşadığı büyük değişim farklı açılardan ele alınmalıdır. İçerideki tartışmalar bu değişimin görülmesini engelleyecek bir niteliğe sahiptir. O gecenin sabahında çok farklı bir Türkiye olabilirdi. Türkiye açısından 15 Temmuz’dan önceki dönemleri bağımlılık ilişkilerinin meydana getirdiği sorunlar çerçevesinde yeniden gözden geçirebiliriz. Türkiye, varlığına yönelik doğrudan tehdit olan terör meselinde dahi etkili olmakta zorlanıyordu. Aynı şekilde siyasî ve iktisadî sorunlar da bağımlılık ilişkilerinden doğrudan etkileniyordu. Uluslararası ilişkilerde ise bağımlı yapıların yol açtığı sorunlar görünenden çok daha fazlaydı. Türkiye’nin içeriden ele geçirildiğini gösteren birçok işaret vardı. 15 Temmuz’dan sonra bu yapılar güç kaybetti. Türkiye, özellikle, güvenliği ilgilendiren alanlarda hassasiyet geliştirdi. Böyle bir hassasiyetin olumlu sonuçlarının görülmesi fazla bir zaman almadı. İçeride ve dışarıda Türkiye’ye güvenin artması da bunun bir sonucudur. Güven artışını olağan bir hadise olarak görmemek gerekir.

Güvenlik alanlarının dışında ise bağımlı yapılara karşı güçlü bir hassasiyet geliştirildiğini söyleyemeyiz. Belki mevzi gelişmeler olabilir fakat genel hatları itibarıyla bağımlı yapılar karşısında güç inşa edilemedi. Özellikle liberal muhafazakârların 2013’ten sonraki örgütlü müdahaleleri sıradanlaştıran söylemlerinin ve bu söyleme güç veren bağımlı yapıların Türkiye’nin büyük değişiminde aktif rol alınmasını engellediğini söyleyebilirim.

15 Temmuz’dan sonra bağımlı yapılar etkisizleştikçe Türkiye’nin büyük değişimine tanık olduk. Bu değişimle eş zamanlı olarak bağımlı yapılar da büyük bir değişim yaşadı. Hem Türkiye’nin hem de bağımlı yapıların değişiminin etkilerinin yakın coğrafyamızla sınırlı olmadığı yaşanan hadiselerden anlaşılmaktadır. Bugün özellik Afrika’da birtakım İslam ülkeleri Türkiye ile birlikte olmaya önem veriyor. Dikkat çekici olan ise bu ülkelerde de içerideki yapılar dışarının taleplerini temsil etmektedir. Bu, yeni emperyalizmin küresel geçerliliği olan bir sistem geliştirdiğini gösterir. Dolayısıyla birçok ülkenin Batı emperyalizmine karşı mücadelesinde de benzerlikler olacaktır. Türkiye, bir model üretmiştir ve bunun, birçok ülkede yansıması olacaktır.

Olağanüstü zamanlar yaşıyoruz. Daha düne kadar Pakistan’ın Batı ekseninden çıkma arayışı içinde olacağına ihtimal veren olmazdı. Aynı şekilde Afrika ülkelerinin Fransa ve İngiltere gibi kolonyalist Avrupa ülkelerine karşı yeni bir mücadele stratejisi geliştirmesi sürpriz bir gelişme olarak görülürdü. Fakat bugün bu yöndeki adımlar gayet doğal bir gelişme olarak görülebiliyor. Elbette liberal muhafazakârlar bu gelişmeleri kaygıyla izliyor ve Batı ekseninden çıkma arayışlarını otokrat yönetimlerin popülist siyasetleri olarak yaftalıyor. Fakat bahis konusu olan esasen onların gönülden bağlı olduğu dünyanın sonuna gelindiğidir.

Türkiye bağımlı yapılara karşı verdiği mücadeleyi derinleştirdikçe yükselecektir.

#FETÖ
#15 Temmuz
#Avrupa