
Epeyce bir zamandır yeni bir makale için Sezai Karakoç’un şiirleri üzerine çalışıyordum. Üzerinde çalıştığım şiirleri daha iyi tahlil edebilmek için temel kavramların izini sürmek gerekiyordu ve bu da hâliyle uzun zaman çalışmayı gerektiriyordu. Temel kavramların ortaya çıkışını ve anlam değişimlerini izah etmek yetmeyecekti, unsurlar arasında ilişki kurmak da gerekiyordu. Karakoç’un şiirlerindeki temel kavramlar üzerine çalışırken yolumun Fransa’nın Cezayir’de tatbik ettiği kolonyal siyasete çıkacağını tahmin edebilirdim. Bu sebeple çok şaşırmadım.
Aslında Fransız kolonyalizmi açısından Cezayir kadar olmasa da Suriye de çok önemliydi. Karakoç’un şiirleriyle Suriye arasında ilişki kuramasam da Fransa’nın Şam’ı günlerce nasıl topa tuttuğunu biliyordum. 1925’te başlayan Büyük Suriye İsyanı hakkında çeviri de olsa Türkçe yayımlanmış kitaplar var. Michael Provence’in Pınar Yayınları’ndan çıkan kitabı anılmaya değer. Bu iki ülkede meydana gelen hadiselerle yetinmeyenler Fransız kolonyalizmi hakkında genel kitaplara da yönelebilirler. Allah korusun uzun sürseydi bizde de benzer bir durum oluşabilirdi. Elbette bizde dediğimizde Hatay’ı örnek gösterebiliriz.
Üzerinde çalıştığım şiirleri tahlil edebilmek için temel kavramların izini sürmenin yanında şairin dönemini de anlamak gerekiyordu. Yorulduğum zamanlarda ben de sosyal medyada zaman öldürüyorum. Zaman öldürmek sözü belki ağır oldu, sözün gelişi diyelim. Vaaz kürsüsünde sağa sola veryansın eden bir adamın kaydı önüme düştüğünde göz gezdirmenin zaman öldürmek anlamına gelmediği ortaya çıktı. Adam Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını ezan üzerinden değerlendiriyor ve Türkiye ezanı yasaklarken Fransa serbest bırakmıştı diyor. Söylediğim gibi adam bu sözleri vaaz kürsüsünde sarf ediyor. Bir an için Sütçü İmam’ı hatırladım. Sütçü İmam da cuma namazının kılınmasını engellemişti. Herhâlde Fransızlar Maraş’ta kalsaydı cuma namazını kılmaya yasak konulmazdı ve kürsüde ateşli nutuklar atan hoca bunu gündeme getirirdi.
Öğrencilik yıllarında Fares Hariri isminde bir hocamız vardı. Hoca yaşlıydı ve bildiği dillerle ilgili efsaneler anlatılırdı. Hocanın Mısır’da yaşadığı yıllarla ilgili efsaneleri dinlemekten de hoşlanırdık. Güya Hoca, çocukluğunda Mehmet Akif’in komşusuymuş. Fares Hoca bir gün dersten önce bir arkadaşımıza vazife vermiş, Farsça bir metni tahtaya yazdırmıştı. Dersi bu metin üzerinden işleyecektik. Hikâye Sadi’dendi. Hoca, yanılmıyorsam, Enûşirvân diye başladı. Ava giderken yolda Kur’an okuyan bir adama rastlamışlar. Bu kişi kötü bir sesle Kur’an okuyormuş. İslâmî kaynaklarda âdil bir hükümdar olarak zikredilen Enûşirvân’a atfedilen hikâyeye göre adama niçin Kur’an okuduğu sorulur. O da Allah rızası için der. Fakat çok yüksek ve kötü bir sesle okuduğu için hoş bir manzara yoktur. Bunun üzerine Enûşirvân Kur’an okuyan adama o zaman Allah rızası için sus der.
Her ne suretle olursa olsun, Fransa’nın İslam coğrafyasında kurduğu müstemleke ve manda yönetimleriyle ilgili övgüyü, vaaz kürsüsünden haykıran bir hocaya Allah rızası için sus demekten başka bir söze gerek yok.
Fransa sevgisinin derinlere işlediği malumdur. Daha önce muhafazakâr medyada benzer övgü cümleleri duymuştuk, üzerine gidilmedi. Bu tür ifadelerin vaaz kürsüsüne sirayet edeceğini tahmin etmek zor değildi. FETÖ elebaşı zamanında başörtüsü eylemlerine katılan öğrencilere yönelik en sert sözleri vaaz kürsüsünde sarf etmişti. O da İngiltere’ye iman ederdi. Benzerleri de vardı, onlar da haşmetmeaplarını Müslüman hamisi olarak göstermek için elinden geleni yapmıştı. Hatta gizli gizli oruç tuttuğu bile rivayet edildi. Fransa ve İngiltere sevgisi muhafazakârlara sonradan sirayet etti. Yapay karşıtlıklar üzerinden her ikisinin de yolu ya Paris’e ya da Londra’ya çıkıyor.
Karakoç’un şiirlerinde ortaya çıkan anlam ile vaaz kürsüsüne çıkan bu zatı karşılaştırmanın mahzuru yok. Daha önce başka biri vaaz kürsüsünde Hızır’la kırk saat geçireceğine Kur’an ile kırk saat geçirseydin diyebilmişti. O da FETÖ elebaşına hayrandı.
1990’larda Cezayir’in bugün de Suriye’nin yaşadığı büyük acılar Fransız müstemleke ve manda yönetiminin sonuçları göz önünde bulundurulmadan anlaşılmaz. Vaaz kürsüsünde karşılaştırma yapanların bunları bilmesi gerekir.
Adam bir de savunma videosu yayımlamış. Bu yeni kayıtta Fransa hakkında tek bir cümle sarf etmemiş. Konuyu başka mecralara çekerek yapay düşmanlığı alevlendirmiş.
Sadi’nin hikâyesinde olduğu gibi bir de yüksek sesle konuşuyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.