BM’de Türkiye Amerika restleşmesi

04:0027/09/2018, Perşembe
G: 27/09/2018, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

ABD başkanı Trump’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma birçok açıdan önemlidir ve dikkatli bir şekilde tahlil edilmelidir. Çünkü epeyce bir zamandır Amerikan siyasetindeki “eksen kayması” bariz bir şekilde görülüyordu, bu kez ABD Başkanı, resmî bir ortamda, Amerika’nın görüşlerini bütün dünyaya açıklamış oldu.Trump, katılımcılar huzurunda adeta bütün dünyayı tehdit eden bir dil kullandı. Konuşma içerik ve üslup bakımından hem çok zayıf hem de çok çirkindi. BM Genel Kurulu Amerika’nın iç sorunlarının

ABD başkanı Trump’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma birçok açıdan önemlidir ve dikkatli bir şekilde tahlil edilmelidir. Çünkü epeyce bir zamandır Amerikan siyasetindeki “eksen kayması” bariz bir şekilde görülüyordu, bu kez ABD Başkanı, resmî bir ortamda, Amerika’nın görüşlerini bütün dünyaya açıklamış oldu.


Trump, katılımcılar huzurunda adeta bütün dünyayı tehdit eden bir dil kullandı. Konuşma içerik ve üslup bakımından hem çok zayıf hem de çok çirkindi. BM Genel Kurulu Amerika’nın iç sorunlarının tartışıldığı bir zemin değildir fakat Amerika başkanı insanlığın ortak sorunları hakkında bir cümle dahi sarf etmeden kendi ülke sorunlarından hareketle bütün dünyaya ayar vermeye kalkıştı. Amerika’nın çıkarlarını alenî bir şekilde önceleyen konuşmada küresel ve bütün insanlığı ortak paydada buluşturma amaçlı herhangi tema öne çıkmadı.

Trump’ın konuşmasında birçok tehdit unsuru vardı. Neredeyse bütün kıtalarla sorunlu bir Amerika fotoğrafından bahsedebiliriz. Bunun kasıtlı bir davranış olduğu şüphe götürmez. Bir delinin akla aykırı tavırlarıyla karşılaşmış olsaydık üzerinde durmaya gerek yoktu. Fakat Amerika’nın yeni dönemi korku imparatorluğu üzerinden kurmak istediğini söyleyebiliriz. Tehdit ettiği ülkeler arasında Türkiye doğrudan yer almadı ama Türkiye’yi de ilgilendiren meseleler üzerinden mesaj vermekte bir sakınca görmedi. Özellikle destek verdiği terör gruplarını savundu ve onları kullanmaya devam edeceğini söyledi. Bu elbette isim vermeden Türkiye’ye bir mesajdı.

Trump, tehdit dolu konuşmasının sonuna doğru kendini Amerika’nın en başarılı başkanı ilan edince salonda kahkaha sesleri yükseldi. Trump, bu durum karşısında ne yapacağını şaşırdı. Korku imparatorluğu kurmak istiyordu, bunu da salondakiler üzerinde şok etkisi yaratacak bir konuşmayla inşa edecekti fakat salondan yükselen kahkaha bu etkiyi kırdı. Konuşma metnini hazırlayanların tahmin etmediği bu gelişme karşısında Trump da ne yapacağını şaşırdı. Böyle bir karşılık beklemediğini söyledi. Belki de bu cümle Trump’ın konuşmasının en sahici kısmıydı. Korku büyüsü o anda bozuldu ve istediğini elde edemedi.

Elbette Trump’ın tehditleri çok önemlidir. Bugün yeryüzünde iktisadî, askerî ve teknolojik açıdan en güçlü ülke ABD’dir. Bu ülkenin en yetkili kişisi ülkeleri ve coğrafyaları, dinleri, medeniyetleri tehdit ediyorsa kimse bu gelişmeyi hafife alamaz. Milletler ve ülkeler düzeyinde ortak şemsiye örgütlerin işlevsiz kaldığı ve uluslararası sistemin varlığından söz edilmediği bir dönemde bu tehditler çok daha önemlidir. Amerika’yı durduracak herhangi bir kural veya güçten bahsetmek zor. Fakat bunlar zaten biliniyordu ve Amerika kuralları ve uluslararası örgütleri kendi lehine kullandığı için yaşanılan birçok olumsuzluğu açıktan dillendirmek mümkün olmuyordu. Bir bakıma Cemiyet-i Akvam ve Birleşmiş Milletler barışı da buydu. BM ve diğer ortak kurumlar Amerika-İngiltere-İsrail çıkarlarına göre işliyordu. 1918’lerden bu tarafa yaşanılan bundan başka bir şey değildi.

Peki, günümüzde değişen nedir? Amerika niçin bütün dünyayı tehdit ediyor?

Bu sorunun cevapları da Erdoğan’ın aynı kurulda yaptığı konuşmayla ortaya çıktı. Erdoğan, herkes için adil ve eşit bir dünya tasavvurunu dillendirdi. Aslında yeni bir dünya hayalinin Batı dışı ideolojiler ve toplumlar tarafından bu kadar belagatle dile getirildiği başka bir örnek var mıdır, bilmiyorum. Bu sesin çok güçlü olduğu açıktır. Erdoğan’ın sesi bütün yeryüzünün tenha ve kalabalık sokaklarını hareketlendirebilecek türdendir. Bunu zaman içinde göreceğimize inanıyorum.

Her iki konuşmanın diğer zıtlıklarını başka bir yazıya bırakalım. Çünkü her iki konuşma iki ayrı ve zıt dünyanın sesiydi. Biri Amerika-İngiltere-İsrail ve Fransa gibi ülkelerin çıkarlarını koruma ve dünyanın kalan bölümlerini cehenneme gönderme isteği üzerine bina edilmişti, diğeri ise yeryüzünde “birlikte barış içinde yaşayabiliriz” idealinin sözcüklere dökülmüş hâliydi.

Amerika BM de dâhil olmak üzere kendi çıkarlarını korumayan kurumları yok saydığını açıkça ilan ederken Türkiye de 1918’i hatırlattı. Erdoğan bu kurumların 1918’den sonra oluşan dengelerin ürünü olduğunu ve belli ülkelerin çıkarlarını korumak üzere şekillendiğini belirtti. Yeryüzünde yaşanılan bütün kötülükler, bu adaletsiz ve eşit olmayan sistemden doğuyor, değiştirelim, yeni bir düzen kuralım, dedi.

BM Genel Kurulu’na Amerika Türkiye restleşmesi damga vurdu diyebiliriz. Fakat sanki hiç duyan olmamış. Müthiş bir sessizlik var.

#BM
#Türkiye
#Amerika