
II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ABD merkezli yeni sistemin çevre ülkeleri dize getirmek için kullandığı en önemli müdahale araçlarından biri dolardı. Dolar bir silah olarak kullanılıyor ve iktidarlar devriliyordu. Türkiye de birçok defa dolar saldırısına boyun eğmişti. Türkiye gibi ülkelere kolayca boyun eğdirilmesinin en önemli sebebi iktisadî ilişkilerimizde Avrupamerkezci hayat anlayışına sahip olmamızdı. Çevre, emperyal merkeze bağlıydı ve bütün sistem bir merkez anlayışı üzerine kurulmuştu. Bu sebeple dolar gibi araçlar emperyal merkezlerin sonuca gitmesinde rol oynuyordu.
Genel olarak Batı dünyasının taleplerine göre şekillenen Avrupamerkezci sistemin yeni bir bakış açısına göre tahlil edilmesi zarurîdir. Zira bu sistemin zihniyet dünyamız üzerinde kalıcı etkileri zaaf alanlarının görülmesini engellemektedir. Avrupamerkezciliğin gereği olarak biriken sorunlar ve müdahaleler karşısında çözüm üretemez bir yapı oluştu. Bağımlılık teorisini, çevrenin koşullarını göz önünde bulundurarak geliştirdiğimizde sistem dışı arayışların ideolojik bir çerçeveye sıkıştırılamayacağı görülür. Türkiye gibi ülkelerin iktisadî kırılganlığını bir sistem dâhilinde analiz etmek zorunluluktur. Bu, sorunun kaynaklandığı yerleri görmemize imkân verecektir. Hatayı kendimizde aramalıyız gibi hastalıklı bakış açıları da sistemin parçasıdır.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’nın üstünlüğü ve Doğu’nun geri kalmışlığı üzerine harcanan entelektüel mesainin çevreye herhangi bir çıkış imkânı vermemesi gayet tabiî bir sonuçtur. Çünkü bu karşıtlığın bizzat kendisi ideolojik bir bakış açısını yansıtmaktaydı. Nitekim Erdoğan’lı yıllarda Türkiye’nin yeni bir model arayışını hayata geçirmeye başlamasıyla birlikte sürekli olarak eksen tartışması gündeme getirilmiştir. Siyasî partiler, sivil toplum kurumları, entelektüeller, akademisyenler Türkiye’nin yeni sistem arayışını baltalamaktan geri durmamış ve eksen tartışmasını itham edici bir üslupta kullanmışlardır. Hâlbuki Türkiye hiçbir zaman Avrupa ile karşıtlık oluşturmak istememişti. Türkiye, sadece Avrupamerkezci bir dünyanın çevresinde yer almak istemiyordu ve ideolojik suçlamalar da buradan besleniyordu.
Türkiye’nin yeni bir merkez arayışı içinde olmadığı açıkça görülmesine rağmen ideolojik karşıtlığa göre konumlandırılması, üzerine konuştuğumuz sürecin karmaşıklığını gösterir. Nitekim Erdoğan’ın bütün karşı çıkışlara rağmen hayata geçirmeye başladığı yeni ekonomi modeli de ideolojik karşıtlıklara göre tanımlanmıştır. Türkiye sahip olduğu devlet geleneğinin verdiği imkânları da kullanarak kendine özgü bir model oluşturma arayışı içindedir. Bu açıdan Erdoğan’ın inşa etmeye çalıştığı yeni sistemin ideolojik bir bakış açısı ile tanımlanamayacağını daha en başından tespit etmemiz gerekir. Eğer böyle bir sınır konulsaydı ABD Doları’na karşı başarılı bir hamle yapılamazdı. Çünkü ifade etmeye çalıştığımız gibi dolar büyük sistemin araçlarından biridir ve yaklaşık yetmiş yıllık hâkimiyetine söylem üzerinden karşıtlık üretilmez.
Sayın Erdoğan’ın faiz karşıtlığını, yeni sistemin bir parçası olarak sadece dinî duyarlılık zemininde açıklamak doğru değildir. Evet, onun faiz karşıtlığı dinî hassasiyetini yansıtıyor ve tek başına ele alındığında bunda yadırganacak bir durum da yoktur. Fakat bu kavramı temsil ettiği ve yaklaşık iki asırdır bizi dar bir alana sıkıştıran sistem açısından düşündüğümüzde Erdoğan’ın çok daha geniş açıdan baktığı görülür. İktisadî terimleri ve siyaseti bilen bir kimsenin bu geniş açıyı görmemesi imkânsız fakat sorun da tam buradadır. İdeolojik karşıtlıktan hareket edenler de yaklaşık iki yüz yıldır devam eden Avrupamerkezci sistemin yıkılmakta olduğunu görüyor. Onlar, kendilerini de dâhil oldukları sisteme göre konumlandırıyor. Bu sebeple ideolojik bir tutum takınmakta sakınca görmüyorlar.
Tasvir etmeye çalıştığımız bu tablo kendi içinde çok önemli değişimleri barındırıyor. Geçmişte bize ait meseleler Batı merkezli bir dünyanın içinden görüyordu. Örneğin “dış güçler yoktur, hatayı kendimizde aramayız” gibi yaklaşımlar hem taraftarını hem de karşıtlarını, bir bakış açısına mahkûm ediyordu. Türkiye, Sayın Erdoğan’ın öncülüğünde bu yapay karşıtlıkları önemsizleştiriyor ve yeni bir dünyanın kapılarını açıyor.
Bundan sonra yeni şeyler söylenecektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.