
“Tekrar ediyorum: Dünya beşten büyüktür”, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sisteme yönelik en önemli eleştiridir. Erdoğan’ın BM genel Kurulu’nda yaptığı eleştirinin slogan cümlesi hâline gelen bu ifade, uluslararası ilişkilerin esaslarını yeniden belirleme arayışını göstermektedir.
Erdoğan’ın konuşması bu cümlenin ifade ettiği mana etrafında örülmüştür. Konuşmanın tamamı Batı emperyalizminin 1945’ten sonra bütün dünyada ve Türk İslam ülkelerinde uyguladığı adaletsiz siyaseti sorgulamaktadır. BM Genel Kurulu’nda yapıldığı için konuşmanın içeriği ve kapsamı bakımından bir ülkenin bakış açısını sunan en önemli metinler arasında görmemizin sakıncası yok. Kuşkusuz Batı bloğu içinde yer alan bir ülke tarafından dillendirildiği için BM Genel Kurulu’nda dile getirilenler ayrıca önemlidir. Türkiye mevcut koşullar içinde Batı’nın “öteki”si değildir.
Türkiye’de, Erdoğan’ın konuşması hak ettiği ölçülerde ele alınmadı. Çoğu çevreler görmez geldi, görenlerden bir kısmı birkaç cümle ile geçiştirdi. Sınırlı sayıdaki kapsamlı analiz yazılarının artması gerekiyor. Çünkü İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sisteme yönelik en kapsamlı itirazın dile getirildiği bu konuşmada yeni bir dünyanın kurulması gereği vurgulanıyor. Erdoğan’ın konuşması içerik bakımından önemli olduğu kadar Türkiye’nin temel yaklaşımlarını dile getirmesi bakımından da önemlidir. O hâlde Türkiye’nin konumunu ele almak gerekir.
Türkiye, Batı Avrupa emperyalizmi karşınında mağlup olmuş ve tarihteki yerini kaybederek sahneden çekilmiş ülkelerden biriydi. Doğrudan sömürge ülkesi olmaması, Türkiye’yi, Batı Avrupa ülkeleri dışında kalan dünyanın sıra dışı ülkesi hâline getirmişti. Fakat büyük savaştan mağlup çıkması sıra dışılığı önemsizleştirdi. 19. yüzyılda Batı karşısında “ideoloji” üretebilmiş nadir entelektüel coğrafya İstanbul merkezlidir. İslamcılık, milliyetçilik ve batıcılık çoğu zaman Türkiye sınırları içinde kalınarak anlaşılmaya çalışıldığı için tarihî bağlamı tam olarak ortaya çıkarılmış değildir. Fikir tarihimiz üzerine yapılacak çalışmaların yeni sorularla uluslararası bağlamı da gözler önüne sermesi gerekir. Modernleşme dönemi düşünce hareketlerinin “-cılık ve -cilik” seviyesine indirgenmiş olması cehaletle izah edilecek bir durum değildir. Bunun da bir siyasî tavır olduğunu görmek gerekir. Çünkü Türkiye bugün de bir şeyler söylüyor. Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’na söylediklerini 19. yüzyılda Batı karşısında üretmiş olduğumuz ideolojilerden bağımsız göremeyiz. Bu konuşma iyi tahlil edildiğinde düşünce tarihimizdeki devamlılığı görebiliriz. Dün önemli şeyler söyleniyordu, bugün dünden bağımsız değildir.
Erdoğan’ın konuşmasını güçlü hâle getiren sadece iyi bir ses tonu, talâkat ve belâgat güzelliği değildir. Bu konuşmayı önemli hâle getiren konuşanın arkasındaki koca bir tarihtir. Konuşmanın içeriğini fikre dönüştürecek güvenilir bir geçmişe sahip olmak Türkiye’nin sözlerini daha kıymetli hâle getirmektedir. Bu cümleleri, birilerinin hamasetle yargılayabileceğini bildiğim hâlde yazıyorum. Yanılıyorlar. Güvenilir geçmiş çok önemlidir. İngilizlerin, Fransızların, Almanların, Belçika ve Hollandalıların, İspanyolların, Portekizlilerin vs sömürgeci imparatorlukların geçmişine başka milletlerin güven duyduğunu hiç kimse söyleyemez. İngiltere, Fransa ve Amerika öncülüğünde kurulan modern dünya sistemine güven duyulmadığını, sistemin korku üzerine inşa edildiğini bilmeyen yoktur. Türkiye’nin sözünü güçlü hâle getiren de güven duyulan bu geçmiştir.
Erdoğan’ın bahsi geçen konuşmasını, yukarıda söz konusu ettiğimiz devamlılık içerisinde ele almak, yeni Türkiye görüşünün temel kavramlarını belirlememize imkân verir. İç politik gündemin dar sınırlarına hapsedilmeyecek kadar önemli gelişmeleri görmek gerekir. Yetmişli yıllardan kalma ilişkiler, fikirler, bakış açıları ömrünü tamamladı. O dönemin insanları çatışmaya dayalı bir ideoloji geliştirmişti. Çoğunluk kendilerini kapattıkları bu cendereden çıkmadı. Kendilerinden sonra gelen kuşakları da o çatışma kültürünün içine hapsettiler. Erdoğan, yaklaşık yüz elli yıllık bir birikimle bütün dünyaya hitap etmiş olmasına rağmen içerinin yetmişli yıllarda hâkim olan dar kalıplarını kıramadı. Bu kalıpları da cehaletle izah etmemek gerekir. Sovyetlere ve Amerika’ya bel bağlamış zihinlerin yeni bir dünyaya öncülük edebileceğini beklemek boş bir hayaldir.
Millette oluşan heyecana ve coğrafyadaki yansımalara dikkat kesilmek gerekir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.