
Türkiye’nin Batı ile ilişkileri açısından kolonyal ve postkolonyal ifadelerinin kullanılmaması kendi başına önemlidir. Türkiye için yarı-sömürge kavramını belirli çevreler sıklıkla kullanmıştı ama bu ifade gerçeği yansıtmıyordu. Bunun da etkisiyle umumî kabul görmedi ve yarı-sömürge kavramı zaman içinde unutuldu. Sömürgecilik, kolonyalizm kavramının Türkçe karşılığı olmadığı için yarı-sömürge ile hangi ilişki biçimlerinin kastedildiği de açıklığa kavuşturulamadı. Kolonyalizm ve yarı-kolonyalizm kavramları yerli yerine oturtulsaydı belki Türkiye açısından çok daha farklı bir düşünce zemini oluşabilirdi. Örneğin yarı-kolonyal ilişkiler bütün bir ülke için geçerli değilse birtakım şehirler bu kategoriye dâhil edilebilir miydi? Türkiye Batı merkezli bir dünyaya dâhil olmuştu ve bu, kendine özgü birçok sorunlar ortaya çıkarıyordu. Emperyalizme geçiş sürecinin aydınlatılması açısından yarı-kolonyal ilişkiler kullanışlı mıydı? Yeni kavramlara ihtiyacımız var ve bunlar sorunları tespit etmek için son derece önemlidir. Dışarıdan gelen kavramlardan yararlanabiliriz ama kendi gerçekliğimizi göz ardı ettiğimizde kitabî olmaktan kurtulamayız. Hâlbuki Türkiye Batı hegemonyasının ortaya çıkardığı sorunları bütün şiddetiyle yaşadı ve bunlar Batı sonrası dünyaya geçiş sürecini de doğrudan etkilemektedir. Bugün, bu sorunların etkilerini belirlemek ve çözüme kavuşturmak için geçmişin sorunlarını ortaya çıkarmamız son derece önemlidir.
Bağımlı yapılar emperyal merkezlerle çevre ülkeler arasındaki eşit olmayan ilişkileri Batı lehine düzenlemekteydi. Emperyal merkezlere yaklaşmayı başaran, onlar tarafından tanınan ve tanımlanan kişi ve gruplar zaman içinde güçlendi ve Batı adına hâkimiyet alanlarını sürekli genişletti. Bu yapıların ortaya çıktığı ve güçlendiği yerleri ayrıca tartışmak gerekir. Daha açık ifade etmek gerekirse bu yapılar iktisadî ilişkiler temelinde yükseldiği için birtakım şehirlerin tarihine çok daha farklı bir bağlamdan yaklaşmak gerekmektedir. FETÖ’nün bir örgüt olarak ne zaman ortaya çıktığı sorusunun cevabı oldukça önemlidir fakat bu cevap bizi devamlılıkları ortaya çıkarmaya sevk etmiyorsa ortada bir sorun var demektir. Çünkü bu yapıların kolay inşa edilemeyeceği çok açıktır ve mutlaka geçmişte atılan temellere odaklanmak gerekir. Gelecekte de bundan başka bir şey olmayacak. Dolayısıyla FETÖ hakkında fikir yürütürken kendimize özgü bir bağlam inşa etmek zorundayız. İlişkilendirmeler de bu bağlam içinde yapılmalıdır. Aksi istikamette tesadüflere göre hareket ederiz.
Türkiye’nin FETÖ hakkında bir karara vardığından şüphe duymamak gerekir. Türkiye’nin bu karara varması kendi başına anlamlı bir gelişmedir. Bu kararın sahadaki yansımalarını on yıldan fazladır görüyoruz. Bunun uzun bir mücadele dönemini zorunlu kıldığı daha başından belliydi. Üstelik bu mücadele çok taraflı bir katılımı da zorunlu kılmaktaydı. Türkiye’nin FETÖ ile mücadelesine paralel olarak Batı ile ilişkilerimiz de temelinden sarsıldı. Bu da gayet doğal bir sonuçtur. İfade etmeye çalıştığım gibi Batı ile ilişkilerin ortaya çıkardığı yapıların tasfiyesi doğrudan Batı ile mücadele anlamına gelir. Bu mücadelenin askerî tedbirlerle sınırlı tutulamayacağı çok açıktır. İktisadî ilişkilerden doğan güçlü yapılar düşünce dünyamızın şekillenmesinde de rol oynadı. Dolayısıyla çok taraflı katılım ve bağlam oldukça önemlidir.
Türkiye’nin Batı hegemonyasından uzaklaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan sorunları bağımlı yapılar üzerinden takip etmemiz mümkündür. Bu yapıların kimliği zaman içinde şekillenmiştir ve bunlardan kaynaklanan sorunları tartışmak için devamlılıkları tespit etmek gerekir.
Peki, bugün Türkiye bağımlı yapıların tasfiyesiyle ilgili olarak hangi aşamadadır? Çok önemli bir kesim bağımlı yapıların tasfiye edilmediğine inanıyor. Onlara göre Türkiye, Batı hegemonyasından uzaklaşmak gibi bir niyete sahip değildir. Daha da ilginç olanı Batı’nın gücüne inancın yüksekliğidir. Bu inancı Batı’yı temsil edenler ve karşı çıkanlar paylaşmaktadır. Böyle olduğu için FETÖ’den boşalan yerleri benzer yapıların doldurduğuna dair çok kuvvetli bir yargı oluşmaktadır. Ne yazık ki bu kanaatler oldukça yaygındır. Bu da sürecin doğru tahlil edilmediğini gösterir.
Evet, postkolonyal değil, post-Batı!
Türkiye, Batı merkezli bir dünyadan uzaklaşmanın ortaya çıkardığı sorunları neredeyse iliklerine kadar yaşıyor. Bu dünyadan uzaklaşmaya çalışmamız zannedilenden daha fazla kişi ve grubu rahatsız etmektedir. Bu da post-Batı kavramı üzerinde düşünmeyi gerektirir. Sorun, FETÖ’den boşalan yerlerin kimler tarafından dolduruyor olmasında değildir. Yeni güç merkezlerinin devamlılık arz eden niteliklerine bakmakta fayda var.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.