
FETÖ’cülerin 17-25 Aralık’tan sonra din, millet ve vatan ile ilişkisini kalıcı bir şekilde kopararak Batı ülkelerine kaçmaya başladığı günlerde bütün coğrafyamızı ilgilendiren yeni bir dönemin başladığı anlaşılmaktaydı. Terör örgütü mensuplarının, çok hızlı bir değişim geçirerek tasarlanan yeni kimliği kolaylıkla benimseyecekleri görülebiliyordu. Bahsettiğimiz yeni kimliği bütün özellikleri ile tasvir etmek zordu. Bu yeni kimliğe dinî değişim de dâhildi. Değişim süreci için tahminî bir süre verilemezdi. Hadiselerin büyüklüğü yeterince şaşkınlık meydana getirmişti. Din değişiminden bahsedilmesi yanlış anlaşılmalara sebep olabilirdi. Hadiseler inanılması zor bir gerçekliğe tekabül ediyordu. Fakat süreci otuz kırk yıllık nedensellik zinciri içinde değerlendirmeye çalışanlar için olağan akış hükümferma idi.
FETÖ’cülerin yurt dışına taşınması 17-25 Aralık’tan sonra başladı ama onlar bu kopuşu yirmi beş yıldan fazla bir zamandır yaşıyordu. Değişim sürecinin kimlik değiştirmeyi de içermesi, küresel boyutta yaşanan büyük çatışmanın Batı lehine sonuçlandırılması açısından son derece önemliydi. Bölgesel ve küresel ölçekli hadiseleri birkaç günlük gelişmeler zinciri içinde çözmeye çalışmanın bir anlamı olmayacaktır. Ne yazık ki FETÖ hadisesi günlük olaylar çerçevesine dâhil edilerek liberal hukuk perspektifine göre tanımlanmıştır. Liberalizm ideolojisinin kavramları ile büyük gerçeğin üzeri örtülmüş, gelişmeler perdelenmiştir. Fakat hadiseler olağan akışı içinde gelişimini sürdürmüştür. Böylelikle coğrafya ile bağını koparan farklı yapıların belirli bir kimlik içinde kendini yeniden üretebileceği bir alan oluşmuştur.
ABD’nin birçok şehrinde merkezî yerlerde yer alan reklam panolarında “Erdoğan’ı durdurun” başlıklı bir ilan metni yansıtıldı. Bununla başta ABD olmak üzere birçok yere aynı anda mesaj verilmek istendi. Mesajın arkasında FETÖ’cülerin olduğunu tahmin etmek zor değildir. Nitekim kısa zamanda adı yeni duyulan bir oluşumdan bahsedilmeye başlandı. Yurt dışına kaçan FETÖ’cüler tarafından kurulan yeni bir örgüt ortaya çıktı.
FETÖ’cü yeni oluşum Türkçe olarak “Sessiz Türkiye’nin sesi” gibi bir ifade ile tercüme ediliyor. Fakat bu ifade ile anlatılmak istenilen tam olarak açığa çıkmıyor. Onun için sembollerin çözülmesi gerekiyor. Zira postkolonyal söylem analizini ilgilendiren bir ifade ile karşı karşıyayız. Bilindiği gibi sömürgecilik karşıtı fikir hareketlerinde özellikle Hindistan merkezli çalışmalarda madun kavramı öne çıkmaktadır. Bu kavram ile sömürgecilik karşıtlığı bağlamına yerelde “en alttakiler”in temsil sorunu da ilave edilmiştir. “Sessizlerin sesi” kavramı sömürgecilik karşıtlığında yeni bir bağlama işaret etmektedir. FETÖ’cülerin madun kavramı ile işlenmiş yeni söylemden faydalanmak istediği anlaşılmaktadır. Sömürgecilik karşıtlığında Batı emperyalizminin geri plana itildiği bir söylem durumundan bahsedebiliriz.
“Erdoğan’ı durdurun” başlıklı ilan metninin arkasında “Sessiz Türkiye’nin sesi” adlı FETÖ’cü bir oluşum çıktıktan sonra Anadolu Ajansı muhabirleri önemli bir habere imza attı. Muhabirler, oluşumu temsil eden şahsın görüntüsünü almaya ve onu konuşturmaya çalışıyor. Fakat her zaman olduğu gibi FETÖ’cü şahıs sorumluluk üstlenmeyi reddediyor. Yine de yaşanan itiş kakış sırasında sarf edilen birtakım sözler yeterince açıklayıcı olduğu için muhabirler istediklerini almayı başarıyor. FETÖ’cü şahıs sorulara cevap vermediği gibi ismini öğrenmeye çalıştığı muhabiri de FBI ile tehdit ediyor. Bunun için muhabirin görüntüsünü almaya çalışıyor. Türkiye’den kaçıp ABD’ye sığınan bir şahsın Erdoğan karşıtı bir propaganda çalışmasında FBI gibi bir kuruma sığınarak muhabirleri uzaklaştırmak istemesi yeterince semboliktir.
ABD’de FETÖ’cüler, Erdoğan’ı ve Türkiye’yi durdurmak, maduniyet çalışmaları, coğrafyadan kopuş, küresel kimlik, yeni dinî hareketler, Türkiye ve coğrafya karşıtlığı gibi olay ve kavramlar alışılmadık bir gelişmeye işaret ediyor. Süreci birbirinden bağımsız gelişmeler şeklinde ele aldığımızda Avrupamerkezci bakış açısından uzaklaşmak mümkün olmayacak. Türkiye’de muhafazakâr muhalefet kavramının da yeterince tartışılmadığını söyleyebiliriz. Hâlbuki bütüne baktığımızda Batı hegemonyasına alternatif oluşturabilecek bağımsızlaşma çabalarının bastırılmaya çalışıldığını görebiliriz. Bu açıdan muhafazakâr muhalefetin ABD’nin birçok şehrinde aynı anda reklam panolarına yansıyan “Erdoğan’ı durdurun” ifadesini görmezden gelmesi de sembolik bir değere sahiptir.
Bunlar, yeni bir bakış açısı ile tartışılmaya değer hadiselerdir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.