
Azerbaycan’daki gelişmeleri anlayabilmek için Bakû’da basılmış bir kitabı okurken yakalandım depreme. İlk önce, hafif bir sarsıntı olur geçer, umuduyla oturduğum yerden kalkmadım. Fakat saniyeler içinde farklı bir anı yaşadığımız anlaşıldı. Böyle anlarda birbirinden farklı farklı tepkiler ortaya çıkar, ben eski bir alışkanlık ile güvenlikli bir pozisyonda kalmaya çalıştım. Derinden gelen güçlü ve uzun süren sarsıntının etkisiyle yürümek dahi zordu. Nihayet başka bir güvenli noktada durdum ve sarsıntının geçmesini bekledim. Uzun zamandır yaşadığım bu şehirde ilk defa yıkıntıların oluşabileceği endişesiyle İzmir’de yaşayan herkes için derin bir kaygı duydum. Otuz saniye gibi kısa bir sürede insan birçok şey düşünebiliyor. Allah (cc) bir daha yaşatmasın.
Sarsıntı uzun sürdü ve güçlüydü fakat depremin büyüklüğünü zaman geçtikçe daha iyi anladık. Buca’da da binaların hasar gördüğü ve yıkıntıların oluştuğunu duyduk fakat hasar gören ve yıkılan binaların çoğunluğu eski Bornova ovasındaydı. Sonradan Karşıyaka’daki evlerde de ciddî hasar oluştuğunu öğrendik. İnsan ne diyeceğini bilemiyor; ölenlere rahmet, acılı ailelere baş sağlığı dilemek ve hepimiz için dua etmek galiba en doğrusu. Şu an enkaz
altındakilerin kurtarılması çalışmaları devam ediyor ve zamanla yarış söz konusu.
Deprem anı geçtikten sonra tabiî olarak yakın çevremizin hâlini öğrenmek için çaba harcadık. Ailemiz, komşularımız, dostlarımız, çalışma arkadaşlarımız derken elbette daire bütün İzmir’i kuşatacak şekilde genişliyor. İlk andan itibaren bütün Türkiye’nin kalbi İzmirlilerle birlikte attı. Aynı şekilde Kafkaslar’dan Balkanlar’a, Kuzey Afrika’dan ve Türkiye’nin elinin ulaştığı her yere kadar geniş bir coğrafyadan destek mesajları yayımlandı, dualar yükseldi. Daha düne kadar bizler Azerbaycan’da yaşananları kaygı ile takip ederken şimdi Kafkaslar’dan veya dünyanın başka bir bölgesinden yükselen dayanışma nidaları hakikaten yalnız olmadığımız hissini kuvvetlendirdi. Bu da doğru yol üzerinde olduğumuzun açık bir göstergesidir. Afetler, felaketler gelip geçicidir ama coğrafyamızla kurduğumuz bağlar kalıcıdır. Yaralar sarılır ve acılar bir gün mutlaka unutulur fakat bu geniş coğrafyada kurulan ilişkilerin çok farklı sonuçları olacaktır.
Her zaman olduğu gibi bu sefer de işitmek istemediğimiz sözlerin sarf edildiğine şahit olduk. İster istemez yönümüzü o tarafa doğru çeviriyoruz fakat “kem söz sahibine yakışır” atasözü ile ifade edilen manayı daha iyi kavramalıyız. Her taraftan böyle sözler sarf edilebiliyor. Bunlara önem vermemek gerekir. Acının dini ve ideolojisi olmaz, her yerde aynıdır. Yaşadığımız ortak acılar bizi birbirimize yaklaştırır, insan olduğumuz hatırlatır. Çoğunluğun da bu bilinçle hareket ettiğini biliriz ve görürüz. Bu, 1999 depreminde de böyleydi. Acıda dahi buluşmayı başaramayanlar küçük bir azınlıktır, dikkate almamak gerekir. Bu, onların sorunudur. Kim ve ne olduğuna bakmaksızın acı içinde kıvranan bir insana el uzatmanın her iki taraf üzerinde sonuçları olur.
Depremin ilk anından itibaren devletin olay mahalline gelmesi ve çalışmaların başlatılması geleceğe dair güven arttırıcı adımlardandır. Güç oluşturma sanatını bir de buradan görmek gerekir. AFAD başta olmak üzere çalışmalarını iftihar ile seyrettiğimiz kurumların varlığı, zihniyet dönüşümü açısından önemlidir. Olaylardan sonra bir şeyler yapılması gerektiğini hepimiz görebiliriz fakat hazırlıklı ve hareket kabiliyetine sahip olmanın yerini hiçbir şey tutamaz. Zihniyet dönüşümü ile kasdettiğimiz de budur. Çaresizlik görüntüsü bir defa verilir ve önlem alınmazsa etkisi yıllarca devam eder. Bu da bir zihniyet dönüşümüdür ve çözümsüzlükle sorunlar birbiri üstüne yığılarak yılgınlığa sebep olur. Hâlbuki bugün, eksikler bir tarafa, sorunların altında kalmamış olmamız bile başlı başına değerlidir. Bu, diğer sorunların da çözülebileceği anlamına gelir. Geçmişle kıyaslandığında kem söz söyleyenlerin azınlıkta kalması ve rağbet görmemesi de zihniyet dönüşümünün derinliğine işaret eder.
Depremin büyüklüğünün zaman geçtikçe daha iyi anlaşıldığını ifade ettim. Bu, gerçekten samimi bir itiraftır. Dakikalar ve saatler geçtikten sonra farklı şehirlerde yaşayan tanıdıklarımızın geçmiş olsun mesajlarıyla içinde bulunduğumuz durumun vahameti daha iyi anlaşılıyordu. Bu vesile ile herkese samimi olarak teşekkür ediyorum.
Geçmiş olsun İzmir! Geçmiş olsun Türkiye!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.