
Kafkas İslam Ordusu’nun harekete geçmesiyle birlikte İngiltere basınında Turan hayalleri kavramı kullanılmıştı. Bu, devrin şartları içinde küçümseyici bir anlam içeriyordu. Birinci Dünya Savaşı’nda beklenilmeyen bir mücadele ortaya konulsa da Osmanlı devletinin güçsüz olduğu düşünülüyordu. Buna rağmen Enver Paşa’nın kararı yeterince endişe uyandırmaktaydı. Çünkü bu girişimin bir ucu Hindistan’a kadar dayanabilirdi. Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Bakû’yu işgalden kurtarması ve Dağlık Karabağ’daki Ermeni çetelerinin bertaraf edilmesiyle ortaya çıkan durumun politik ve kültürel sonuçları tam olarak tartışılmamıştır. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte Turan hayalleri kavramı yeniden dolaşıma girdi. Bunun bir yansıması olarak Kafkasya coğrafyası da genel hatları itibarıyla romantik bir meseleye indirgendi. Hâlbuki Enver Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Anadolu’ya coğrafî derinlik kazandırmıştı. 1918’de bu derinlik takdir edilmezdi. İngiltere basının gelişmelerin varabileceği yeri görmesi tesadüfî değildi. İmparatorluk bakışına sahip olan İngiliz basını, Büyük Oyun’un sahnelendiği Afganistan’la ilgili gelişmeleri takdir edebiliyordu. Bu ülke Britanya İmparatorluk tacının eşsiz mücevheri Hindistan ile geniş bir kara bağlantısına sahipti.
Yüz yıl sonra Dağlık Karabağ’ı işgalden kurtarmak için verilen mücadele ve ortaya çıkan başarının da Türkiye’de yine realist bir şekilde tartışılmadığını görüyoruz. Turan hayali, Rusya’nın coğrafyada dolaşan hayaleti ve kültürel tarihe yabancılaşma gibi olumsuzlukların tahrip ettiği bir fikrî zaviyeden bakıldığı için meydana gelen değişim tam olarak görülemiyor. Ortaya çıkan yeni güç, coğrafyanın sağladığı imkânlarla ciddî bir etki meydana getirebilir. Türkiye’den Nahçıvan’a ve oradan da Zengezur üzerinden Azerbaycan’a doğru uzanan ince hattın zayıf bir pamuk ipliğine benzetilmesi, değişimin görülmesini engellemektedir. Oysa bu hat fiilî bağa dönüştüğünde coğrafyaya iktisadî, siyasî, fikrî zenginlik katacaktır. Buna elbette birkaç günlük zaman diliminde ulaşmak mümkün olmayacak fakat öncelikli olarak bunu romantik bir hayal olarak görülmekten vazgeçmek gerekir. Bu zenginliğe kimlik kazandırması gerekenlerin kötümser bir bakışı sahiplenmesi kabul edilecek bir durum değildir. Bugünkü değişim “ölü malzemeler” üzerinden geliştirilmiş ve zenginleşmiş kavramlarla anlaşılamaz.
Güney Kafkasya, kültürel olarak Kerkük’e kadar uzanan bir hattı içine alır. Ortadoğu, bize ait bir kavram olarak ortaya çıkmamıştı. Coğrafyamız, Batı Avrupa emperyalizminin beklenti ve gücüne göre yeniden düzenlendiği için sınırlar ve kavramlar yeniden tanımlanmıştı. Bunun bir sonucu olarak kültürel bütünlük, geçiş ve etkileşimler yeni durumdan fazlasıyla etkilendi. Bütünlüğünü kaybeden coğrafyanın siyasî sorunları, yeni durumdan beslendi. Yeni siyasî oluşumlar kendi güçleri nispetinde talepleri bırakıp haricî merkezlerin sunduğu teklifleri benimsedi. Bu da coğrafyanın imkânlarını değersizleştirdi. Derbent’ten Kerkük’e kadar uzanan kültürel bütünlüğün iktisadî, siyasî ve fikrî sonuçlarını coğrafyanın imkânları bağlamında ele almak gerekir. Bu da coğrafyamıza Avrupamerkezci bir gözle bakmamayı gerektirir.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın 9-10 Aralık tarihlerinde Azerbaycan’da olacağı haber ediliyor. Bu ziyaret II. Karabağ Savaşı’nda elde edilen büyük zaferden sonra yapılacağı için oldukça önemlidir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile Erdoğan’ın birlikte hareket etmesinin fiilî sonuçları bu ziyaret ile tasdiklenmiş olacak. Şimdiden Bakû sokaklarının coşkusunu hayal edebiliriz. Bu, sıradan bir gelişme olarak görülmemelidir. İki liderin Zengezur üzerinden inşa etmeye çalıştığı yol, görünüşte ince bir hat olmasına rağmen pamuk ipliği gibi zayıf değildir. Küreselleşmenin; sınırları, mevkileri, coğrafî bağları önemsizleştirdiği konuşulmuştu. Sermayenin gücü karşısında devletlerin dahi baş eğmek zorunda kalacağı iddia edilmişti. Esasen bir korku imparatorluğu kurarak topraklarımızı işgal ve istila etmeye çalıştıklarını biliyorduk. İki lider ele ele vererek bu süreci durdurdu. Sokakların ne kadar önemli olduğunu da gördük. Millet, iki lideri yalnız bırakmadı ve kazanılan zaferde pay sahibi olduklarını gösterdi. Bu sebeple Erdoğan’ın Bakû ziyaretinin geleceğe dair birçok işaret barındıracağı açıktır.
Erdoğan ve Aliyev, Hazar’dan Akdeniz’e uzanan kesintisiz coğrafî bütünlüğün mimarlarıdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.