
Ateşkes anlaşması ilan edildikten sonra Azerbaycan’da ve Türkiye’de aynı anda görülür bir biçimde memnuniyetsizlik havası esti. 8 Kasım’da Şuşa’nın Ermeni işgalinden kurtarıldığı, 10 Kasım’da da Ermenilerin teslim olduğu ve ateşkes anlaşmasının imzalandığı duyurulmuştu. Bu haber, eski adıyla Şuşakale’nin kurtarılmasının bir dönüm noktası olduğunu gösteriyordu. Fakat 1990’ların hemen başında Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan acı hatıralar hâlâ tazeliğini koruduğu için bugünkü durumu kavramak kolay olmadı. I. ve II. Karabağ Savaşı arasındaki 30 yılda birçok köklü değişim yaşanmasına rağmen bu acı hatıraların baskısı ile Ermenilerin teslimiyet anlaşmasını imzalamasının sonuçları tam olarak görülmedi. Muhtemelen Azerbaycan Türk ordusunun büyük zaferi ile Güney Kafkasya’da meydana gelecek olan değişim tam olarak anlaşılamadı. Hâlbuki Azerbaycan’da büyük bir değişim yaşanıyordu ve bu birçok alanda kendini göstermekteydi. O hâlde, Azerbaycan Türk ordusunun bu zaferini nasıl izah etmek gerekir, sorusuna cevap bulmamız gerekir.
Şuşa’nın işgalci Ermeni ordusundan geri alınmasının çok zor olduğu görülüyor. Arazi yapısı ve Ermenilerin oluşturduğu savunma hatları, Azerbaycan Türk ordusu için Şuşa’ya şehit vermeden girilmeyeceğini gösteriyordu. II: Karabağ Savaşı’nın kaderini belirleyecek olan da Şuşa savaşıydı. Bu ordunun zaferini izah etmemize yaracak en temel nitelikleri de burada aramak gerekir. Eğer yüksek bir “vatan sevgisi ve millî şuur” olmasaydı, bu kadar inanmış bir ordu göremezdik. Ermenistan, savaş devam ederken Gence’yi ve diğer şehirleri füzelerle vurmuştu. Bu saldırılar sivil kayıplara sebep oldu ama Azerbaycan Türkleri korkuya kapılarak evlerini terk etmedi. Haberciler sivil halka mikrofon uzattıklarında birçok kişinin korkmadığını, vatanlarını terk etmeyeceklerini ilan etmesi sivil halkın da aynı vatan sevgisi ve millî şuuru paylaştığına işaret ediyordu. Bu inanç cephede savaşan asker için hayatî değerdedir. Şehitlerin ve gazilerin sayısı hakkında
tam bir bilgimiz yok fakat savaşın çetin olduğunu gösteren işaretlere bakılırsa Şuşa’yı kurtarmak için epeyce bedel ödenmiş olmalı.
İşgal edilen vatan topraklarının kurtarılması uğruna korkusuzca mücadele sahasına atılmayı teşvik eden en önemli unsurlardan biri de yenilgi utancından kurtulma isteğidir. Kuşkusuz Ermenistan karşısında mağlup olmak Türk tarihi için kara bir lekeydi. Ermeniler tarih boyunca Türklerin egemen olduğu topraklarda azınlık gruplar hâlinde yaşamıştı. Bu sebeple Ermenilerce yapılan katliamların, Kafkasya Türklerinin millî gururunu zedelediğini söyleyebiliriz. Nihayet katliama maruz kalmak için aciz olmak gerekir. Sivil ve asker olarak Azerbaycan Türklerinin, ne pahasına olursa olsun yenilgi utancından kurtulmak istediklerini anlıyoruz. Bu kadar istekli oldukları için onları Karabağ’da hiçbir güç durduramazdı.
Bu kadar güçlü bir inancın hedefine ulaşması için gelişmiş silahlarla donatılmış iyi eğitimli askerler hayatî bir değer taşır. Bu da askerî eğitimin ve silahların rolüne işaret eder. Bunlar fikrin başarıya ulaşmasını temin eden kolaylaştırıcı hayatî unsurlardır. Ciddî bir hazırlık döneminin varlığına işaret eden bu unsurlar, zaferin kazanılmasında büyük bir öneme sahiptir.
1920’lerde Azerbaycanlı münevverler Sovyet işgali ile başlayan dönemde vatanlarını terk etmek zorunda kaldıklarında hüzünlü satırlara imza atmışlardı. Bu yazıları okuduğumuzda milletin varlığı ile teselli bulmaya çalışıldığı anlaşılıyordu. Onların bu tavrının yersiz olmadığını bugün çok daha iyi anlıyoruz. Bir fikri, geleceğe taşımanın ne kadar önemli olduğunu Karabağ zaferi göstermektedir. 1990’ların acı olaylarına rağmen bu fikir ölmemiş, geleceğe taşınmış. Bu açıdan bahsettiğimiz hazırlık dönemi çok kıymetlidir.
Petrolün bulunmasından sonra Bakû kozmopolit bir şehir hâline gelmişti. Azerbaycan’ın ve Bakû’nun millî niteliklerini koruması ve geleceğe taşıması adına mücadele eden kahramanları ve mücadelelerini gündeme getirmemiz gerekiyor. Özellikle Sovyetler döneminde gayr-i millîlik daha bir öne çıkmıştı. Bütün bunları aşarak yüz yıl sonra “vatan sevgisi ve millî şuur” ile büyük bir başarıya ulaşmanın kıymeti her türlü takdirin ötesindedir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den cephede savaşan askere ve milletin her bir ferdine kadar herkesin bu başarıda rolü olduğunu söyleyebiliriz.
Çok yaşa Azerbaycan! Çok yaşa vatan!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.