Yazarlar Kiev nereye aittir ya da bir sınır mıdır?

Kiev nereye aittir ya da bir sınır mıdır?

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Amerikalı muhabir Kiev için “burası medenî Avrupalılara has bir kentti” dediğinde hemen hemen herkes şaşırdı. Aynı şekilde bir İngiliz gazeteci de Ukrayna’da yaşananları aktarırken “burası Avrupa” demekten kendini alamadı. Doğal olarak İngiliz gazetecinin sözleri de tepki çekti. Çünkü bu ifadeler “Avrupalılar ve diğerleri” gibi bir ayrım yapıldığı izlenimi vermekteydi. Benzer bir cümleyi bir Fransız gazeteci 1976’da harap olmuş Beyrut’u gördüğünde söylemişti. O da Beyrut için “burası bir zamanlar Chateaubriand ve Nerval’in Şark’ına benziyordu” diye hayıflanmıştı. Edward Said, Fransız gazeteci için “hakkı vardı çünkü Doğu neredeyse bir Avrupa icadıydı” demiştir. Eğer Said’in sözlerini bugüne uyarlasak Amerikalı ve İngiliz gazetecinin sözleri için “hakları var çünkü Avrupa neredeyse bir Avrupa icadıdır” dememiz gerekir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa “Avrupalı kavimler arasında savaştan bahsediliyor” ifadesi de sorunludur. 1992’de başlayan Boşnak kıyımı “Avrupa”da yaşanmıştı. Hatırlanacağı gibi o zaman Hırvatlar ve Sırplar arasında da savaş vardı. Batı Avrupa ülkeleri o zaman Ukrayna savaşında olduğu gibi bir hassasiyet göstermemişti. Hâlbuki bugün yine savaş “Slavlar” arasında cereyan ediyor. O zaman harap olmuş şehri gördüğünde “burası Sarayova mı” diyen “Avrupalı” sadece Theodoros Angelopoulos’tu. Batı Avrupalılar için ne değişti de Ukrayna bozkırları için “burası Avrupa” sözünü sarf ettiler. Bu soru Amerikalı gazeteci için de geçerlidir. Avrupalılara ait bir mekânın medenî olmasından hareketle Kiev’i kaybetme korkusu mu ortaya çıktı yoksa Avrupa’yı daha da ileriye mi taşımak istiyorlar?

Aime Cesaire, “Kolonyalizm Üzerine Söylev”de “Batı’nın Hitler’de affedemediği şey suçun kendisi değil, beyaz adama karşı işlenmiş olmasıdır” demiştir. Cesaire’ın ifadesi çarpıcıdır. Fakat buna rağmen gerçekliği anlamak açısından bu türden sözleri daha derinlemesine tahlil etmek gerekir. Ukrayna’da Samuel Huntington’ın iddia ettiği gibi medeniyetler çatışması mı yoksa mekânsal ayrımlar üzerinden çok daha derin bir istila savaşı mı yaşanmaktadır? Yeni bir durum olduğu çok açıktır. Bu yeni durumun şifrelerini de ifadelerden çıkarabiliriz. Putin’in Hitler’e benzetilmesi üzerinde durmak gerekir. Çünkü özellikle Türkiye’de faşizm ve ırkçılık gibi tanımların sıkça kullanılmakta olduğunu görüyoruz. Hatta Filistin ve Ukrayna üzerinden karşılaştırma yapılmasını da sağlıklı bir şekilde tartışmak gerekir. İngiltere ve ABD yeni bir hat oluşturmak istemektedir ve bu sebeple mekânsal ayrımlar öne çıkmaktadır.

Huntington, 1991’de yeniden başlayan Haçlı Seferlerini medeniyetler çatışması olarak selamladığında medyada Müslümanlarla ilgili olumsuz imajların işlenmesi gayet tabiî bir sonuçtu. Döneme post-modern damgasının vurulması da anlamlıydı. Cephe fikri yok olmuştu. İslam coğrafyasının derinliklerine kadar inilmekteydi. 1990 ile 2016 arasında Amerika ve İngiltere öncülüğünde yaşanan istilanın en önemli sonuçlarından biri cephe fikrinin yok olmasıydı. FETÖ’nün Türkiye’yi Batı adına içeriden ele geçirmeye çalışması cephe fikrinin kaybolduğunu gösteren bir örnekti. İçeride yaşanan ayrışma mekânsal değildi. FETÖ’cülerin gittikleri Avrupa ve ABD şehirlerine çok kolay uyum sağlaması da içerideki çatışmanın mekânsal ayrımlara dayanmadığını gösterir. Fakat Ukrayna’da önce mekânlar öne çıktı.

İngiltere ve ABD, otuz yıl boyunca Türk ve İslam coğrafyasını dize getirmeye çalıştı. Bu otuz yıllık istila döneminde bütün yıkımlara rağmen Türk ve İslam coğrafyası yeni bir çözülme dönemine girmedi. Eğer 15 Temmuz’da FETÖ Türkiye’yi içeriden teslim alsaydı çözülmeye çok daha yaklaşmış olacaktık. Fakat sahiden Türk milletinin feraseti ile bu tehlike atlatıldı. Bu tarihten sonra Türkiye’nin yeni bir yükseliş dönemine girdiğini söyleyebiliriz. Bunun ilk olumlu yansımalarının yakın coğrafyamız üzerinde görülmesi de çok anlamlıdır. Batı Afrika’dan Türkistan’a kadar uzanan geniş coğrafyada post-kolonyal dönemin alamet-i farikası olan yeni kolonyalist hegemonyanın da çok hızlı bir şekilde çözüldüğüne şahit olduk. ABD Afganistan’ı terk ederken Fransa Afrika’dan kovulmaktadır. Coğrafyamızın çözülmesi hedeflenmişti ama sonuçta yeni kolonyalist hegemonya çözülmeye başladı. Çin, Hindistan ve Rusya gibi çok kutupluluğu oluşturan temel dayanaklar Batı’nın rahat hareket etmesini engelledi.

Bu da Batı’yı yeniden mekânsal ayrımlar üzerinden düşünmeye sevk etmektedir.

Coğrafî terimlerindaha fazla öne çıkması tesadüfî değildir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.