Libya Libyalılarındır!

04:0020/08/2020, Perşembe
G: 20/08/2020, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Millî Savunma Bakanımız Hulusi Akar’ın söylediği “Libya Libyalılarındır” cümlesi kendi içinde bir iddiayı barındırırken geleceğe dair yeni bir siyaset tarzına da vurgu yapmaktadır. Cümlenin anlamını ortaya çıkarabilmek için tarihe başvurmakta bir sakınca yok. 1880’lerde Mısır’da Fransa ve İngiltere hegemonyasına karşı yeni bir mücadelenin sloganı olan cümle, 20. yüzyılın başlarında alevlenen sömürgecilik karşıtı hareketler için de yol göstericiydi. İngiliz hâkimiyetine karşı Mısır’ın bağımsızlığı

Millî Savunma Bakanımız Hulusi Akar’ın söylediği “Libya Libyalılarındır” cümlesi kendi içinde bir iddiayı barındırırken geleceğe dair yeni bir siyaset tarzına da vurgu yapmaktadır. Cümlenin anlamını ortaya çıkarabilmek için tarihe başvurmakta bir sakınca yok. 1880’lerde Mısır’da Fransa ve İngiltere hegemonyasına karşı yeni bir mücadelenin sloganı olan cümle, 20. yüzyılın başlarında alevlenen sömürgecilik karşıtı hareketler için de yol göstericiydi. İngiliz hâkimiyetine karşı Mısır’ın bağımsızlığı şiar edinilmişti. 1880’lerdeki hareketi Osmanlı karşıtlığı ile izah edenler olmuştur fakat 1870’lerde dayanılmaz bir boyuta ulaşan borç krizinde Mısırlıların başı Avrupalı bankerlerle dertteydi. Dolayısıyla “Mısır Mısırlılarındır” sloganını ciddiye alanlar da İngilizlerdi ve hareketi bastırmak için Mısır’ı işgal ettiler.

“Mısır Mısırlılarındır” sloganının ortaya çıktığı tarihlerde Avrupalılar, Afrika’nın tamamını kendi aralarında paylaşmışlardı. Afrika paylaşılıyordu ve 1798’de Fransa işgal etmiş olsa da 19. yüzyılın sonunda Mısır’da hâkimiyet kuran İngiltere’ydi. Mısır Mısırlılarındır fikri 1920’lerde de Mısırlılara yol gösterdi fakat zirveye ulaşması için Nasır döneminin gelmesi gerekiyordu. Fikir, Kanal’ın millîleştirilme sürecinde daha ileri bir aşamaya ulaştı. Olayların İngiltere ve Fransa’nın aleyhine sonuçlanması Ortadoğu’da yeni bir dönemin başlaması anlamına geliyordu. ABD küresel bir güç olarak varlık göstermişti. Bu dönemde Mısır Mısırlılarındır fikrinin başarısından söz edilse de bu, Mısır halkının iktidarı anlamına gelmedi. Yönetici sınıf ile halk arasındaki uçurum gittikçe açıldı. Amerika’nın etkisi ile oluşan yeni siyasî yapı da elitlerin hegemonyası üzerine kurulmuştu. Mısır’ın Mısırlılara ait olduğu Arap Baharı ile tekrar güçlü bir şekilde vurgulansa da askerî darbe ile tabandan gelen hareketlere izin verilmeyeceğini göstermiş oldular. Bir dönem Arap milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapsa da Mısır, 1970’lerin sonunda kendi kabuğuna çekildi. Bu, bütün Arap coğrafyasını kuşatan fikirden uzaklaşmak anlamına geliyordu.

Arap coğrafyasının tamamını kuşatabilecek bir fikre öncülük etme potansiyeline sahip olan ülke sadece Mısır’dı. Başta Körfez ülkeleri olmak üzere Arap coğrafyası fikrine sahip başka bir ülke yoktu. Fakat Türkiye’nin desteği ile Libya’da tabandan gelen fikirlerin başarı şansı ortaya çıkınca Körfez ülkelerinin ve Mısır’ın ortaya atılması oldukça anlamlıdır. Arap milliyetçiliği adına hareket ettiklerini ima etmeye başlayan bu ülkelerin, Libya’nın başarısından endişelendiklerini söyleyebiliriz. Kendi maddî varlıkları üzerinde bile sınırlı düzeyde söz sahibi olan ülkelerin Libya’nın zenginliklerini ele geçirmek için hareket etmeyecekleri açıktır. Manda yönetimlerinin propagandası ile tahkim edilen Türkiye karşıtı fikirlerin temelsiz olduğu anlaşılınca yeni bir cephe oluşturmaya çalıştılar. Körfez ülkelerinin Türkiye karşıtlığını öne çıkarmasının başka bir anlamı yoktur. Avrupa ve Amerika ile bağımlılık ilişkisi kurmayan bir yönetim biçiminin başarısı ile varlıklarının sorgulanacağını düşünmüş olmalılar.

Hulusi Akar’ın dillendirdiği “Libya Libyalılarındır” cümlesi yakın coğrafyamızda yeni bir fikre işaret ediyor. Libyalıların egemenliğine işaret eden bu cümlenin modern manada yeni bir devlet anlayışına karşılık geldiğini de belirtmek gerekir. Libya Libyalılarındır cümlesi ile Arap milliyetçiliği gibi genel fikirler dışarıda tutulurken geleneksel yapılanmalar da geride kalmaktadır. Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan fikirler bağlamında ele aldığımızda Libya için yeni bir fikirden bahsettiğimiz açıktır. Cümlenin esas vurgusu Libyalıların egemenliğinedir. Avrupalıların 1880’lerde Afrika kıtasının tamamını kendi aralarında paylaştıklarını belirtmiştik. O tarihten sonra Libya üzerinde Fransa, İngiltere ve İtalya egemenlik kurmaya çalıştı. İtalya, İngiltere’nin desteği ile Libya’yı işgal etti ve bizim için de Kurtuluş Savaşı ile nihayete eren süreç başladı. Bugün yeniden, başta Fransa olmak üzere emperyalist güçler Libya’nın varlıklarına el koymak istemektedirler. Bu anlayışın Libyalıları yok saydığı açıktır. Hulusi Akar’ın cümlesi bu bağlam içinde çok daha güçlü bir anlamı duyurmaktadır. Libya için sömürgecilik dönemlerinin geride kaldığının ilan edildiğini de söylemeliyiz.

Yakın coğrafyamızın geneline yayılmakta olan yeni fikirlerden bahsedebiliriz. Bu, yeni bir duruma işaret eder. Bu dönemi yirminci yüzyılın kalıplarıyla anlayamayacağımız açıktır.

#Hulusi Akar
#Milli Savunma Bakanlığı
#Libya