
İsrail’in Filistinli çocukları öldürmek konusunda herhangi bir çekincesi yoktur. Hatırlanacağı gibi 2009’daki “one minute” çıkışı da İsrail’in Filistinli çocuklara yönelik vahşi tutumuna güçlü bir itirazdı. O zaman başbakan olan Erdoğan, İsrail’in sahilde oyun oynayan çocukları acımasızca öldürdüğünü söylemiş ve Filistin’in meşru direnişine Türkiye’nin desteğini göstermişti. Erdoğan’ın bu tavrı Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini temelinden sarsmış; Avrupa kamuoyunda, siyasî çevrelerinde, karar mekanizmalarında Türkiye karşıtı tutum gün yüzüne çıkmıştı. 2009’u çok önemli bir tarih olarak kaydetmek gerekir. 2008 iktisadî çöküşünü, çok daha dinamik tarihî koşullarla irtibatlandırarak açıklamak gerekecek. İslam coğrafyasını istila etmek istemişlerdi ama oluşan büyük tahribata rağmen hedeflerine ulaşamadılar.
İsrail, Filistinli çocuklar ve siviller gündeme getirildiğinde Filistinli direniş gruplarını gerekçe olarak sunmaya devam ediyor. Onlara göre Filistinli çocukların ölümünden sorumlu olanlar, İsrail’in kolonyalist yayılmacılığını durdurmaya çalışan direniş gruplarıdır, Filistin direnişi olmasa İsrail, öldürmek zorunda kalmayacaktır. İsrail, bu yaklaşımın Batı kamuoyunda karşılık bulacağını biliyor. Kolonyalist yayılmacılık dönemlerinden kalma bu yaklaşım, Batılı kibre işaret eder. Yerliler direniş göstermeyip teslim olsalardı Kanada’da olduğu gibi çocuklar öldürülmeyecekti. Belki de bu sebeple Kanadalı 215 yerli çocuğun asimilasyon okulunda öldürülmesi dikkat çekmedi.
FETÖ’cülerin Türkiye’ye yönelik açık saldırıları “one minute” çıkışından sonra başladı. Onlar Batı’daki değişimin bir uzantısı olmak zorundaydılar. Yıllar içerisinde sistemi içeriden ele geçirmek için her yola başvurmuşlar ve mesafe kat etmişlerdi. Fakat kurumlarımızın yerli ve millî niteliğinin önemini kavrayamadıkları için istilada başarılı olsalar da nihaî hedefe ulaşamadılar. Kurumların yerli ve millî niteliği onları durdurmaya yetti. 15 Temmuz’da gözlerini kırpmadan halka ateş etmelerini İsrail’in tavrına benzetmekte hiçbir sakınca yok. Onlar da yerli ve millî direnişe tahammül gösteremiyor. Bu sebeple FETÖ’cüler fiilen MİT Tırlarını durdurdular, Suriye Türkmenlerine ve meşru muhalif gruplara silah sevkini engellediler. Böylelikle Suriye’de de çocuklar ve siviller daha çok öldürüldü.
Suriye’de büyük göçlerin ve katliamların MİT TIR’larının engellenmesinden sonra yaşandığını hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu olaydan sonra “Halep düştü”. Fakat FETÖ’cüler de Batı kamuoyunda bir karşılığa sahip olduklarını biliyorlardı. Onlara göre yerli direniş gruplarının kendilerini savunması affedilecek bir suç değildi. Türkiye, açıkça Suriye Türkmenlerini ve meşru muhalif grupları desteklediğini beyan ettiği için suçluydu. Amaç zaten bu desteği durdurmaktı. Türkiye’nin desteğini durdurmaya çalışan çevrelerin kimliği üzerinden bir çalışma yapıldığında, coğrafyamızda, Batı’nın kolonyalist yayılmacılığının boyutları ortaya çıkacaktır. Koca bir ülkeyi insandan arındırmak istediler ama Türkiye her şeye rağmen bunu durdurmayı başardı.
Yıllar sonra BAE’de konuşlanmış “dış güçler” aparatının Türkiye’yi aynı yerden vurması oldukça anlamlıdır. Bu mafya başı da Batı kamuoyu nezdinde karşılık bulmaya çalışıyor. Avrupa ve ABD kolonyalizminin tarihini iyi analiz etmek gerekir. Üzerinden yüz yıllar geçmiş gibi gözüken bu hadiseler, liberalizm dogmasına göre dünyanın zenginleşmesini sağlamıştır. Küreselleşme de kolonyalist yayılmacılığın bir sonucudur ve bütün dünya bunun nimetlerinden faydalanmaktadır. Onlara göre Avrupa kolonyalizmine müteşekkir olmamız gerekir. Meşru yerli direniş gruplarının mücadelesi temelinden yanlıştır. İsrail bulunduğu coğrafyaya tarımsal gelişimi, sanayiyi, bilimi ve demokrasiyi getirdiği için bir otorite olarak kabul edilmelidir. Erdoğan’ın “one minute” çıkışı affedilecek bir suç değildir ve bu sebeple “dış güçler” diye hayalî bir durumdan bahsetmek anlamsızdır.
BAE, kolonyalist dönemlerin mirası bir devlet yapılanmasıdır. Bu yapıyı, örgütlü bağımlı yapıların bir üst aşaması olarak kabul edebiliriz. Oraya sığınan mafya başı, FETÖ’cülerin ve bölgemizdeki bağımlı yapıların dosyalarına göre hareket ediyor. Bu da Türkiye’nin içinde bulunduğu mücadele atmosferini tanımlamak açısından önemlidir. Hep birlikte meşru yerli direniş gruplarına öfke duyuyorlar.
Türkiye’nin PKK, FETÖ ve DAEŞ gibi bağımlı yapıları aynı kategoriye dâhil etmesi anlamlıdır. Muhafazakâr muhalefet de mafya başının dosyalarından medet umdu. Çünkü onlar da Suriye’de ve coğrafyanın tamamında meşru direnişe öfke duyuyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.