Yazarlar Mali Başbakanı daha yerli ve millîdir

Mali Başbakanı daha yerli ve millîdir

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Birkaç yıl önce İzmir Belediyesine başkan olarak seçilen şahıs, Paris Belediye Başkanı ile sosyal medya üzerinden Fransızca olarak yazışmıştı. Türkiye’de geleneksel medyada şöhretli bir kişi de bu yazışma ile İzmir’e belediye başkanı olan şahsın çıtayı çok yükseltmiş olduğunu vurgulamış, bu sebeple de memnuniyetini göstermişti. Şöhretli şahsın Fransızca yazma becerisi dolayısıyla başkanı övdüğü çok açıktı. Bu fütursuz övgünün temelinde oto-oryantalist bir bakış vardı ve meşhur şahsın kendinden olandan uzaklaştığı görülebiliyordu.

Meşhur şahsın zihin dünyasında Fransa, Fransızlar ve Fransızca ile ilgili izlenimleri yabana atmamak gerekir. Bu, tekil bir örnek olsaydı üzerinde durmaya gerek yoktu. Fakat bu izlenimlerin edebiyatta, sanatta ve siyasette kalıcı etkilerini biliyoruz. Örneğin Türkiye’de muhafazakâr ve liberal çevrelerde bu izlenimleri paylaşanların sayısı epeyce fazladır. Fazlalığın özellikle fikir dünyamız üzerindeki etkilerini ayrıca ele almak gerekir. Fakat her halükarda Fransa, Fransızlar ve Fransızca sevgisi kendi kendini yeniler ve sorgulanmaz bir devamlılık oluşur. Geçen sene Macron’un Lübnan ziyareti bağlamında gelişen hadiseler üzerine liberal muhafazakârların sözcüsü olan Karar gazetesi yazarlarının Fransa’ya övgü düzmekte gecikmemesini devamlılık göstergesidir. Üstelik Lübnan ziyaretinde mesele bugün olduğu gibi Fransa’nın müstemleke siyasetiydi.

Herhâlde duymayan kalmamıştır; E. Macron, Cezayirlilerin Fransız kolonyalizmi sayesinde millet olma başarısını gösterdiğini söyledi. Macron’un aşağılayıcı ifadesinin can alıcı bölümü şöyledir: “Fransız kolonyalizminden önce Cezayir ulusu var mıydı?”. Macron’un bu sözü de basite indirgenemez. Bizde sömürgecilik kavramı kullanıldığı için bu sözün manası tam olarak anlaşılmıyor. Kolonyalizm aynı zamanda yüzyıllarca süren bir yönetim biçimiydi. Avrupalı milletlerin mutlak üstünlüğüne dayanan yönetim sisteminden doğan ideolojilerin karakterini belirleyen de ırk üstünlüğü inancıydı. İngiltere, Fransa, Belçika ve Hollanda gibi ülkeler Doğu milletlerine medeniyet götürdüklerine inanıyordu. Marksizm de bu inançtan kurtulamamıştır. Macron, kolonyalizmin Doğu toplumlarını medenîleştirdiği inancını tekrarlamış oldu. 19. yüzyılda geçerli olan bu ideolojik inancın Türkiye’deki temsilcilerini her vesile ile görmemiz üzerinde durulması gerekli bir meseledir.

Macron’un bugünkü açıklamaları açıkça Türkiye düşmanlığı üzerine kurgulanmış. Fransa cumhurbaşkanı, Cezayir tarihinin Fransa düşmanlığı üzerine inşa edildiğinden, şikâyet ediyor ve bunu “açık bir saldırı” olarak nitelendiriyor. Afrika’da yükselen Fransa karşıtlığının Türkiye tarafından tahrik edildiğini söylüyor. Hatta Karar gazetesi yazarları gibi Osmanlı dönemini hatırlatarak Türklerin Cezayir’de müstemleke yönetimi kurduğundan bile bahsediyor. Aslında Macron, açıkça, Fransa’nın Afrika’da yeni kolonyalist emellerine Türkiye’nin zarar verdiğini itiraf etmiş oluyor. Türkiye etkisi ile Afrika ülkelerinde Fransa aleyhine bir gündem oluştuğundan şikâyet ediyor.

Afrika’da Sahil bölgesinin en önemli ülkelerinden biri olan Mali’nin Başbakanı Maiga Anadolu Ajansının aktardığına göre Türkiye, Cezayir, Libya ve Mali bağlamında cereyan eden olaylarla ilgili olarak şu önemli sözleri söylüyor: “Bugün Mali hükümeti olarak terörle mücadeleye yardım edecek ortaklar arıyoruz. Hiçbir ülke dışlanmış değil. Bizimle görüşmeye hazır olan, terörle mücadeleye yardım edebilecek ve toprak bütünlüğünü sağlayabilecek herkes Mali’ye hoş geldi. Ülkemizde teröre karşı mücadelede Türkiye gibi dost ülke gerekiyor.” Maiga bu sözleri ile Mali’yi tehdit eden Fransız terörizmine işaret ediyor ve terörizme karşı mücadele kapsamında Türk savunma sanayi sektörü ile iş birliğinin önemi üzerinde duruyor.

Ortaya çıkan tablonun bütün ezberleri bozduğuna kuşku yok. Fransa’nın medeniyete beşik, Afrikalıların köle, Türkiye’nin de geri kalmış olması gerekiyordu. Biz nerede hata yaptık sorusuyla boğuşmamız çok önemliydi. Cezayirliler ulus bile olamamıştı. Fransa, Fransızlar ve Fransızca güzel olan ne varsa onu temsil etmişti. Türkiye’nin Kafkaslarda, Suriye’de, Libya’da ve şimdi de Sahil bölgesinde Fransa’nın medeniyet misyonuna zarar vermesi “ne saçma, ne budalaca” bir durumdur. Bu yerlilik ve millîlik gibi kavramlar ne kadar da rahatsız edicidir.

Yeni bir dünyanın şafağında olduğumuzu anlamak zorundayız. Alıştığımız dünya çöktü ve muhakkak yeni bir dünya kurulacak. Türkiye, yakın coğrafyasının güvenlik adası olarak bu yeni dünyanın merkez ülkesidir. Buna alışmak gerekiyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.