
Mehmet Akif Ersoy, temsil ettiği düşünce ile adı özdeşleşmiş nadir insanlardan biridir. Yirminci yüzyıl İslam düşüncesi veya daha genel bir ifade ile İslamcılık faaliyetleri Mehmet Akif’i dışarıda bırak izah edilmez. Onun kadar mühim başka şahısların varlığını inkâr etmek elbette doğru olmaz fakat millî şairimizin özellikle şiirleri herhangi bir faniye nasip olmayacak derecede şöhret kazanmış ve nesilleri etkilemiştir. Onun şiirlerinde yenileşme döneminin en önemli meselelerinin yorumlarını buluruz. Şiirleri, yıllarca minberlerde dahi okunduğu için yeni yorumlar derinlere nüfuz etmiştir. Bu sebeple Akif’in düşüncelerini İslamcılık düşüncesinin gelişimi ile sınırlandırmak doğru olmaz. Bir zamanlar köylerde, kasabalarda ve şehirlerde Akif’in şiirlerini bilen ve onları okuyan kimseleri bulmak mümkündü.
Resmî ve gayr-i resmî tarih kavramlarını isabetli bulmadığımı ifade etmek isterim. Bu kavramlar azınlıkçı bakış açılarından beslenmiş “adem-i merkeziyet” fikrini güçlendirmiştir. Fakat Akif’in temsil ettiği bakış açısının resmî düzeyde kabul gördüğü bir duruma da dikkat çekmek gerekir. Yurt dışına çıkmak zorunda kalsa da fikirleriyle yeni Türkiye’nin mimarları arasında yer almıştır. Sırat-ı Müstakim çizgisi 1960’ların ortasına kadar dinî düşüncenin dinamizmine büyük katkılar sağlar. Bu ekolün Diyanet ve İmam Hatip liseleri üzerinde etkisi büyüktü. Belirli bir yapının veya örgütün tekelinde olmadığı için Türkiye’nin ortalamasını temsil eden bir düşünce geleneğinin oluştuğunu söyleyebiliriz. Akif, millî şair olarak hem devlet hem de millet düzeyinde kabul görmüştü.
Akif’in Mısır’a gitmesi sıradan bir hadise değildir. Mısır’da sancılı dönemler yaşadı. Mısır münevverleri arasında İstanbul ile bağları kuvvetli olanlar çoktu. Mısır’da tabandan yükselen güçlü bir hareket vardı. İngiliz kolonyalizmine karşı yükselen muhalefet hareketleri kozmopolit yapılarla da boğuşmak zorundaydı. Akif’in Mısır’ı tercih etmesi elbette birtakım zorunluluklarla ilişkilidir fakat bu ülkedeki fikir hareketlerinin Türkiye ile benzerliklerini de görmezden gelemeyiz. Mısır’da da İslamcı düşüncenin gelişim sürecinde Batı karşıtlığı önemli bir yer tutar. Emperyalizm karşıtlığı Mısır’da da güçlü bir gelenektir. Bu, Suudî Arabistan veya benzer ülkelerdeki dinî hareketlere nazaran büyük bir farklılığa işaret eder. Genel manada dinî hareketleri böyle bir bağlamdan hareketle değerlendirmek de mümkündür. Bazı dinî yapıların küresel emperyal merkezler tarafından kullanışlı bir araca dönüştürüldüğü dönemleri yaşıyoruz. Aynı şekilde dinî hareketlerin millî karakterin muhafazası ve geleceğe taşınması açından çok büyük roller oynadığını da Akif örneğinden biliyoruz. Bu da kaçınılmaz olarak dinî yapılar arasında bir karşılaştırma yapmayı zorunlu hâle getirmektedir.
Sedat dönemi Mısır açısından büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Sedat, iktidara geliş sürecinde İhvan ile yakınlık kurmuş olsa da bu, kısa zamanda düşmanlığa döner. Bu düşmanlığı izah etmek kolay değildir. Fakat iktidar ile halkın birbirinden uzaklaştığı bir siyasal durumun tarafları zehirlediği açıktır. Bir çatışma zemini oluştu ve bu, emperyal merkezlere müdahale kolaylığı sağladı. Devşirme sisteminin işlemesini de bu çatışma zemini içinde ele almak gerekir. Buna rağmen Sedat’ın başarısızlıkla sonuçlanan mücadelesini Mısır’ın kimliğinden ayrı düşünemeyiz. Mısır, bir başarı hikâyesi yazmak istiyorsa iki kimliği bir araya getirmek zorundadır.
Mehmet Akif’i çok kısa bir zaman aralığındaki koşullar içinde ele almak sağlıklı sonuçlar vermedi. Bir karşıtlık ve çatışma ilişkisi kurmak, dönemi ve Akif’i daha geniş ölçüde anlamayı zorlaştırdı. Küresel ve bölgesel düzeyde çok büyük ve sarsıcı değişimler yaşanıyor. Yüz yıl sonra Akif’in yaşadığı dönemlerde olduğu gibi çok daha sert mücadelelere tanık oluyoruz. Bu da onların fikirlerinin yeni bir bakış açısıyla yeniden okunması gerektiğini gösterir. Akif’in eserlerinin çok önemli bir kısmını 1920’lerden önce yazdığını bilmek gerekir.
Akif’in fikirleri çok daha geniş bir coğrafya algısı içinde oluştu. Birinci Dünya Savaşı’nın bütün cephelerde kıyasıya devam ettiği günlerde Arap çöllerinde İngilizlere karşı bir propaganda savaşının içindeydi. Sonra Mısır’a gitti ve yıllarca orada yaşadı. Anadolu insanı onu millî şair olarak benimsedi. Cumhuriyet döneminde gayr-i millî yapılar ve zihniyet biçimleri onu görmezden geldi ve fikirlerini unutulmaya terk etti. Bu üzerinde durulması gerekli bir durumdur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.