Muhafazakâr Murat Ülker niçin Rothschild ailesini yazdı?

04:0020/07/2023, Perşembe
G: 20/07/2023, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Hakkında ilk defa 1980’li yılların ortalarından itibaren bir şeyler duymaya başladım. Kasabalarda, yerli “burjuva” çocuklarının farklı siyasî partilerle teşrik-i mesai içinde olmaları alışık olmadığımız bir durum değildi. Fakat aynı anda farklı dinî gruplarla temas kuranlar benim için de yadırgatıcıydı. Din, siyaset dışında da bir araç olarak kullanılıyordu fakat bu, laik-antilaik karşıtlığı içinde pek de fark edilmiyordu. Salt bu hadise bile “komplo” gerçeğinin rahatsız edici olduğunu göstermeye

Hakkında ilk defa 1980’li yılların ortalarından itibaren bir şeyler duymaya başladım. Kasabalarda, yerli “burjuva” çocuklarının farklı siyasî partilerle teşrik-i mesai içinde olmaları alışık olmadığımız bir durum değildi. Fakat aynı anda farklı dinî gruplarla temas kuranlar benim için de yadırgatıcıydı. Din, siyaset dışında da bir araç olarak kullanılıyordu fakat bu, laik-antilaik karşıtlığı içinde pek de fark edilmiyordu. Salt bu hadise bile “komplo” gerçeğinin rahatsız edici olduğunu göstermeye yeterdi. Çünkü komplo, gerçekliğin hakikat aleyhine tezahür etmesinde ciddi rol oynar fakat bu yeni gerçeklik üzerine konuşmak pek de mümkün değildir. Aydınlatılamayan “karanlık” alanlar, hakikatin üstüne koyu bir perde gibi çekilir ve “yeni gerçek” hükmünü icra eder.

Geçmişte olduğu gibi bugün de sağ muhafazakâr cenahtan birçok kimse Batı ile Ortadoğu ve az gelişmiş ülkeler karşılaştırması yapmaktan büyük bir keyif alır. Bu durumu izah etmek için şöyle geriye doğru bakıp “komplo” arayayım dediğimde çok uzağa gitmeye gerek kalmadığını fark ettim. “Başarısız, geri, eğitimsiz ve evinin önü kir pas içindeki Ortadoğu; miskin ve tembel az gelişmiş ülkeler” gibi ifadeler, fazla çaba sarf etmeye gerek olmadığını gösterdi. Bugün, neredeyse, emperyalist Batı ülkeleri de dâhil olmak üzere bütün dünyada tarihin akışını izah etmek için yeni açıklama modelleri rağbet görüyor. On dokuzuncu yüzyılda Batı ülkelerinde burjuvazinin alamet-i farikası millîlikti. Sağ muhafazakâr cenahta bir vird-i zeban gibi tekrar edilen oryantalist ifadeleri, aynı çevreden bir aydın burjuvanın millî sıfatı ile uzaktan yakından alakasının olmadığını ispat için kullanması aslında şaşırtıcı bir durumdur. Herhâlde çok sevdikleri bu ifadelerin emperyal çağda medenîleştirme misyonu ile aynı kaynaktan çıktığını biliyorlar. Bilseler iyi olur çünkü bunlar neredeyse bütün dünyada bir utanç vesilesi olarak kabul ediliyor. Muhtemelen bilmedikleri için muhafazakâr aydın-burjuva birkaç kitap okuyarak tarihin akışını aydınlatabileceği inancı ile atılganlık gösteriyor. Gerçekliği ve tarihin akışını birkaç kitapla ortaya çıkarabileceğine inanan bir kimsenin Doğu-Batı karşıtlığına derinlemesine nüfuz etmesine şaşırmamak gerekir. Fakat onların bu cesaretini izah etmek için epeyce uğraşmak gerekir. Kuşkusuz Trump’ın damadı da yirmi kitap okuyarak aynı cesareti göstermiş, Ortadoğu gerçeğine nüfuz ettiğini zannetmişti. Hâlbuki hiçbir zaman ABD’de bir cemaatin görüşlerini temsil etmekten öteye geçemedi.

Hakikatte “zenginin malı züğürdün komplosudur” başlığı, en azından yeni açıklama modellerinden haberdar olmamak anlamına gelir. Fakat “tabii ki özellikle zenginler komplo teorilerinden paylarına düşeni fazlasıyla alırlar” yargısını haberdar olmamakla izah edemeyiz. Bu cümleyi yazan kimse artık açık bir taraftır. Elbette, Rotschild ailesiyle ilgili komplo teorilerini değerden düşürmek için liberal muhafazakâr İskoç akademisyen hararetle kolları sıvayabilir. Fakat bu, muhafazakâr Türk aydın-burjuvası için fazlasıyla cüretkâr bir tutum değil mi? Cüretkârlık bununla sınırlı kalsaydı Batı hayranı müstemleke aydın burjuvası deyip geçebilirdik fakat Doğu-Batı ilişkilerinde realist teorileri ideoloji seviyesinde benimseyen çevrelerin, sıra “Doğu”yla ilgili değerlendirmelere geldiğinde gerçeklikten kopuvermesini izah etmek zordur hatta şaşırtıcıdır. Bu sebeple yazar şu cümlelerde adresi açıkça ifade ederken fazlaca cesur davranmış:

“Genellikle tüm dünyada olduğu gibi bizde de bu teoriler bir örgütün gizli bir plan yaparak belirli bir amaç için faaliyet gösterdiği varsayımına dayanır. Bunlarla ilgili hiçbir somut kanıt yoktur. Sadece bazı bilgi ve hayal gücü çalıştırılarak varsayımı destekleyecek şekilde hele bu kadar sosyal medya trolü varken boşluklar kolaylıkla doldurulur.”

Murat Ülker belki de tartışılmasını istediği için bu yazıyı kaleme aldı. Keşke çok daha önceden düşüncelerini bu kadar açık ifade etselerdi. Eğer öyle olsaydı ticarî rekabet muhakkak farklı şekilde sonuçlanırdı. Keşke şu paragraf daha önceden bilinseydi:

“Niall Ferguson’ın kitabında ise bankacı, küresel finans siteminin kurucusu Rothschild ailesinin hayatında öncelik ‘para’. Sonra da zenginliğin getirdiği sorunlarla mücadele ediyorlar. Yahudilere de, ezildiklerinden dolayı dindaşlık duygusuyla yardım ediyorlar ama hepsi o.”

#Politika
#ABD
#Selçuk Türkyılmaz