Yazarlar Onlar da Erdoğanı devirmek istiyor ama devrimci fikirleri yok

Onlar da Erdoğan’ı devirmek istiyor ama devrimci fikirleri yok

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Amerika veya genel olarak Batı basınında özellikle son on yılda Türkiye hakkında yayımlanan yazılarda Erdoğan aleyhtarlığı dikkat çekecek ölçüde artış gösteriyor. Farklı alanlarda açık ve örtülü müdahalelere rağmen Erdoğan’ı devirememenin verdiği hınçla kontrolsüz bir kavram savurganlığına şahit olmaktayız. Osmanlı zamanından itibaren biriktirdikleri olumsuz kavramların hepsini üstümüze boca etmelerine rağmen belirledikleri hedefe ulaşamıyorlar. Batı basınında bir taraftan da Türkiye’nin yükselişini anlamaya yönelik yazılar görülüyor.

BATI İDEOLOJİK ÜSTÜNLÜĞÜ KAYBETTİ

Batı’nın ideolojik üstünlüğünün geçerli olduğu zamanlarda birkaç koldan baskı kurmak mümkündü. Çünkü içeride yönlendirilmeye hazır kurumsal yapılar vardı. Zannedilenin aksine bu kurumsal yapılar daha çok sivil alanda varlık kazanmıştır. Devlet kurumlarına sızmış olmanın verdiği rahatlıkla manevra yapabiliyor, siyaset kurumunu müdahalelere açık hale getirebiliyorlardı. Batı’nın ideolojik üstünlüğünü zihniyet meselesi bakımından ele almamız gerekir. Osmanlı zamanından itibaren biriktirilen kavramlar emperyalizmin ideolojik saldırısına zemin hazırlıyordu. Zihin dünyamız savunmasız kalmaktaydı. Onlar birtakım kavramların gölgesinde Türkiye’yi sorguladığında içerideki sivil yapılar daha fazla hâkimiyet kurmuştur. Bunun, kendini yeniden üreten bir sistem olması bize çözümsüzlük olarak yansıyordu.

Erdoğan, fasit daireyi kırdı. Son on yılda Batı’nın bizim için kurduğu sistem kendini yeniden üretemedi. Artık Osmanlı zamanından itibaren biriktirdikleri kavramları üstümüze boca etmelerinin bir anlamı kalmadı. Despotizm gibi olumsuzluk içeren kavramlar bugün de bol miktarda kullanılıyor. Örneğin “sultan” ve “saray” kelimelerini özel anlamlara gelecek şekilde kullandılar ama bunun içerideki karşılığının istedikleri düzeye ulaşmaması bu defa “oyun”un tutmadığı anlamına gelir. Artık istediklerini indirip istediklerini çıkaramıyorlar. Bunun en önemli gerekçesi sivil alandaki kayıplarıdır. Fikrî üstünlüklerinin kalmadığı sonucuna rahatlıkla ulaşabiliriz.

ELİTLER, ERDOĞAN’I YALNIZ BIRAKIYOR

Dikkat çekici olan ise bu kavgada muhafazakâr, laik, sağ ve sol elitlerin yer almamasıdır. Erdoğan’ın yalnızlığından bahsediliyor. Zamanın bir laboratuvar gibi sosyal bilimcilerin önüne açıldığını söyleyebilirim. Bu açıklıktan bakıldığında gözlem imkânı açsından ortaya çıkan zenginliği görmemek mümkün değil. Hem Batı’nın üstünlüğü fikrinin yıkıldığı hem de içerideki elitlerin sivil kurumlar üzerinden siyaseti etkisizleştiremediği çok açıktır. Erdoğan’ın yalnız olmadığını söyleyebiliriz. Erdoğan, milletin desteği ile direndi ve diz çökmedi. Eğer bu şekilde kalsaydı direncin bir yerde kırılma ihtimali çok yüksekti. Türkiye’nin karşı saldırıya geçmesi ve terör kıskacını kırması dengelerin değişmesinde büyük role sahiptir. 15 Temmuz’dan sonraki gelişmelere bu şekilde bakabiliriz. Türkiye, her türlü etkiye açık olmaktan çıkmış, kısa bir zamanda yeni bir denge kurmaya başlamıştır. Türk Devletleri Teşkilatı’nı da bu çerçevede ele almak gerekir.

İKTİSADÎ BAĞIMSIZLIK KARŞISINDA MANDA ZİHNİYETİ

Erdoğan’ın iktisadî bağımsızlıktan bahsetmesi ve içerideki mandacıları gündeme getirmesi oldukça önemlidir. Türkiye dışarıdakilerle birlikte içeridekilerin ayakta tutmaya çalıştığı koloni (manda) sistemini kırıyor. Bu sistem nüfuz etme ve yönlendirme stratejisi üzerine kurulmuş, derinlere işlemişti. Fakat koloni (manda) sisteminin parçası olmayı başarmış unsurların, yerli ve millî siyaseti değerinden düşürmek için haricî müdahalelerin olmadığı ve kabahatin içerde aranması gerektiği üzerine kurulu propaganda faaliyeti oldukça etkilidir. Sistemin yüz yıllar içinde derinlere nüfuz ettiğini bilmek gerekir. Erdoğan’ın iktisadî bağımsızlık ve mandacı zihniyet karşıtlığına dikkat çekerek dönemi tanımlaması, çok önemlidir.

KÜLTÜREL ÜSTÜNLÜĞÜ KAYBETTİLER

Kültürel üstünlük kavramının sıklıkla gündeme geldiğini biliyoruz. Bunun nesnel bir ölçütü yok. Fakat geçmiş dönemlerle kıyas edildiğinde Osmanlı döneminden itibaren biriktirdikleri tanımları üzerimize boca etmelerine rağmen bir sonuç alamadılar. İçerideki sivil kurumlar tam saha baskı yaptığı hâlde sonuca gidemiyorlar. Eskiden zihin dünyamızda var olan zaafları kullanarak üstünlük kurar, bizi bize karşı kullanırlardı. Tabandan gelen bir düşünce karşısında çaresiz olduklarını görmeliyiz.

Batı düşüncesinin devrimci niteliğini kaybettiğini ve dönüştürücü güçten düştüklerini söyleyebiliriz. Onlar da Erdoğan’ı devirmek istiyor ama devrimci fikirlere sahip değiller.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.