Yazarlar Osman Kavalanın şahsında emperyalist müdahaleler yargılanmaktadır

Osman Kavala’nın şahsında emperyalist müdahaleler yargılanmaktadır

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Osman Kavala, Gezi Parkı Kalkışmasında ve 15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişiminde fiilen rol almakla suçlanan biridir. Aynı şahıs FETÖ’cülerin de adının karıştığı Doğu ve Güneydoğu olaylarında da bağlantıları ile öne çıkmıştı. Daha derinlemesine araştırmalar yapılsa belli çevrelerin, Ermeni meselesinde de aktif rol oynadığı bilgisine ulaşılacaktır. Ne yazık ki içerideki birtakım çevrelerin dışarı ile kurduğu ilişkiler bugün devasa bir sorun olarak Türkiye’nin karşısına çıkmaktadır.

İçerideki unsurların dışarı ile birlikte hareket etmesi yeni bir durum değildir. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde dışarının, içerideki unsurlarla birlikte Türkiye üzerinde büyük bir baskı uyguladığı artık bilinen ve konuşulan bir husustur. Bu baskılar geçmiş yıllarda çok konuşulmazdı. Nuri Paşa’nın öldürülmesi ile Türkiye’den antikolonyalist mücadelelere verilen destek arasındaki bağların ortaya çıkarılması olayların anlaşılması açısından önemlidir. Zira bugün de Türkiye ne zaman Afrika ve Asya’da kararlı bir duruş sergileyip Batı emperyalizmini durdurmaya çalışsa içeridekiler tekrar harekete geçmektedir.

28 Şubat’ta Erbakan’ın millîleşme hamlesi durdurulmuştu

Geçmişte Türkiye’yi durdurabiliyorlardı. Darbeler, suikastlar, toplumsal olaylar Batılı ülkelerin somut hedefleri adına icra edilir ve Türkiye zaman kaybetmiş olurdu. 28 Şubat’ta benzer bir durum yaşanmış, kamuoyu Türkiye aleyhine bir silaha dönüştürülmüştü. O dönemde basın, sivil toplum kurumları, suikastlar, toplumsal olaylar ve darbeden oluşan müdahale araçlarının tamamı harekete geçirilmişti. Sonuçta rahmetli Erbakan’ın millîleşme hamlesi akamete uğratıldı ve Türkiye kaybetti. Türkiye’nin darbeciler tarafından ABD ve İsrail’in nüfuzuna teslim edilmesi aynı zamanda onur kırıcı bir gelişmeydi. Maalesef içerideki unsurların dışarıya hizmeti bütün boyutları ile ortaya çıkarılamadı ve sürece dışarıdakiler lehine dâhil olan şahıslar herhangi bir pişmanlık göstermedi.

Türkiye ile ABD arasında o zamanlarda da ikili veya çok taraflı anlaşmalar vardı. Bu anlaşmaların uluslararası hukukî bağlayıcılığı o zaman da vardı. Fakat güçlü ülkelerin gayr-i hukukî işlerde hukuka riayet etmedikleri bilinmektedir. Bunu gayr-i hukukî işlerde zarar görenler de bilir. Bu sebeple hukukun bir araç olarak kullanılmasına ses çıkarmak mümkün olmaz. Fakat güçsüz ülkeler aleyhine işleyen bu süreç ilanihaye devam etmeyecekti. Nitekim yaklaşık on yıldır Türkiye’ye yönelik olağanüstü müdahaleleri de bu çerçevede görmek gerekir. Türkiye’ye bir daha diz çöktürmek istediler fakat başarılı olamadılar. Kamuoyunu Erdoğan aleyhine çeviremediler. Emperyalist ülkelerin ve onların içerideki temsilcilerinin hukuka uygun olmayan müdahaleleri ortaya saçıldı ve suçüstü yakalandılar. FETÖ gibi yapılar çok yönlü olarak deşifre oldu.

ABD Büyükelçiliği öncülüğünde bazı ülkeler, Osman Kavala’nın Türkiye’de yargılanmasına razı olmayacaklarını beyan etmekle hukuku bir araç olarak gördüklerini göstermiş oldular. Bundan sonra içeridekiler de Türkiye’nin hukuka uygun davranmadığını ve Avrupa mahkemelerinin kararlarının bağlayıcılığını gündeme getirdi. Hâlbuki Osman Kavala, emperyalist ülkelerin Türkiye’ye yönelik müdahaleleri çerçevesinde Gezi Parkı, 15 Temmuz ve PKK-PYD ile olan ilişkileri dolayısıyla yargılanmaktadır. Bu da Türkiye’nin bu olayları yargıladığını gösterir. Türkiye; Osman Kavala’nın şahsında PKK-PYD, FETÖ ve benzer STK’ların emperyalist ülkelerle kurdukları gayr-i hukukî ilişkileri yargılamaktadır. Nihaî olarak yargılanan emperyalist ülkelerdir. Bunun salt hukukî bir mesele olmayacağı, bütün tarafların takındığı tavırlardan anlaşılmaktadır.

Türkiye, emperyalist müdahaleleri yargılamakta kararlıdır

Türkiye’nin bir devlet olarak, varlığına yönelik emperyalist müdahaleleri yargılamakta kararlı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun sonuçları sadece Türkiye ile sınırlı olmayacaktır. Türkiye’nin yakın çevresinde meydana eğelen değişimlerde etkili olduğu görülüyor. Nitekim büyükelçiler, Erdoğan’ın Batı Afrika gezisinden hemen sonra harekete geçmişti. Erdoğan’ın bu son gezisi diğerleri ile kıyas edildiğinde çok daha dikkat çekiciydi. Türkiye’nin etrafında oluşan güven halesine odaklandıkları çok açıktır. Türkiye’ye inancın Afrika’da da arttığını görmemiz gerekir. Bu da içeride entelektüel ve ahlâkî desteğin önemine işaret eder.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.