Sahel mi Sahil mi?

04:003/08/2023, Perşembe
G: 3/08/2023, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’da Rusya-Afrika Zirvesi’nden sonra düzenlenen basın toplantısında Afrikalıların Rusya’ya bakışının “son derece olumlu ve dostane” olduğunu söyledi. Putin, Afrika ülkelerinin bağımsızlık mücadelesi sırasında Sovyetler Birliği’nin desteğini hatırladığına işaret ederek bu ülkelerin ticarî olarak Rusya ile çalışmak istediğini de ifade etti. Bu konuşmada Putin, Rusya’nın Afrika ülkelerine insanî yardımda bulunacağını ve çeşitli alanlarda destek vereceğini

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’da Rusya-Afrika Zirvesi’nden sonra düzenlenen basın toplantısında Afrikalıların Rusya’ya bakışının “son derece olumlu ve dostane” olduğunu söyledi. Putin, Afrika ülkelerinin bağımsızlık mücadelesi sırasında Sovyetler Birliği’nin desteğini hatırladığına işaret ederek bu ülkelerin ticarî olarak Rusya ile çalışmak istediğini de ifade etti. Bu konuşmada Putin, Rusya’nın Afrika ülkelerine insanî yardımda bulunacağını ve çeşitli alanlarda destek vereceğini de ilave etti. Konuşmada şu cümle de dikkat çekti: “Afrikalı dostlarımız bizden herhangi bir sadaka istemiyor. Birinci ve ikinci zirveye gelenler, biz bir şeyler istemeye gelmedik, diyorlar. Gerçekten, doğrudan tek bir talep bile olmadı. Herkes her iki taraf için karşılıklı olarak kabul edilebilir, ilginç projeler bulmaya çalışıyor.”

Rusya-Afrika Zirvesi’yle ilgili benzer nitelikteki haberler Doğu-Batı ilişkilerini derinden etkileyebilecek düzeyde gelişmelere işaret ediyor. Zirvede ifade edilenler son dönemlerde Rusya’nın özellikle Fransa’nın hâkim olduğu Afrika ülkelerinde nüfuz alanını genişlettiği bilgisi ile uyumludur. Bu bağlamda özellikle Batı Afrika ve Sahil bölgesi çok daha fazla gündeme geliyor. Kuşkusuz bunlar dünya tarihinin son beş yüzyılı açısından ilgi çekicidir.

Son dönem Fransız basınında Afrika’daki faaliyetleri itibarıyla Türkiye’nin adı da sıkça gündeme geliyor. Türkiye de Kuzey, Batı ve Doğu Afrika’da faal bir durumdadır. Hatta onlara göre Mısır ve Türkiye ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesiyle “Afrika’da istikrar için bir güç” inşa edilebilir. Aynı şekilde Türkiye ve Mısır arasındaki “diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi Afrika ve Orta Doğu’daki gerilimlerin hafifletilmesine yardımcı olacaktır.”

Rusya’nın Sovyetler döneminde Afrika ülkeleriyle derin ilişikleri vardı. 1920’de Bakû’da toplanan kongrenin katılımcıları arasında Afrikalı temsilciler de vardı. İhtilalin doğurduğu fikirler 1930’ların ortasına kadar bütün dünyada heyecan uyandırmıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Stalin açıkça İngiltere ve Fransa ile yakınlaşınca Sovyet Rusya antiemperyalist hareketlerden desteğini çekmeye başladı. Fakat savaş sonrasında Ruslar, Afrika ülkeleriyle ilişkileri daha da geliştirdi. Bugün Putin’in Afrika ile ilişkiler bağlamında Sovyetler dönemine atıf yapması anlamsız değildir. Elbette Rusya’nın Afrika ülkeleriyle derinleşen ilişkilerini sadece Sovyetler dönemiyle açıklayamayız ama bugünkü gelişmelerde şaşılacak bir durum olmadığını görmemiz gerekir.

Türkiye’nin Afrika’da belirli bir fikir doğrultusunda hareket ettiği çok açıktır. Evet, Türkiye’nin de Afrika ülkeleriyle geçmişten gelen bağları vardı fakat Rusya’ya nispetle bu bağlar geçen yüzyılda epeyce zayıflamıştı. Son yıllarda Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ilişkileri önemli ölçüde gelişti. Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ilişkiler alanında da tarihin dönüm anını yakaladığını teslim etmemiz gerekir. Bunu başarabilmek için Batı ülkelerinin kolonyalist mirasını elinin tersiyle bir kenara itmek gerekiyordu ve Türkiye bunu başardı. Fransız basınında Türkiye’nin Afrika’daki varlığının sıkça gündeme gelmesi son derece önemlidir. Türkiye’nin Afrika’daki varlığının bir sonucu olarak Rusya ile ilişkilerin sürekli gündeme gelmesi gayet doğaldır. İki ülkenin ilişkilerine zarar vermek istediklerini çıplak gözle görebiliriz. Ukrayna meselesinde olduğu gibi Afrika’da da Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek isteyeceklerdir.

Bunu da doğal karşılamak gerekir.

Bütün bu gelişmeler çerçevesinde gerek Afrika gerek Batı dışında kalan diğer kıtalar ve ülkelerle ilişkiler, devletlerin menfaatleri söyleminin dışında çok daha karmaşık bir duruma işaret eder. Ne yazık ki Türkiye’de belirli çevreler senelerce Batı’nın Doğu ile ve umumî olarak Batı dışında kalan dünya ile ilişkilerini oldukça sınırlı bir çerçeveye sıkıştırdı. Onlar uzunca bir zaman neredeyse bütün gelişmeleri Batı’nın başarısı ve Doğu’nun başarısızlığı temelinde ele aldılar. Bu, zaman içinde körleşmeye yol açtı. Fakat körleşme de umumîleşmiş bir sorundur. Sorunu fark etmek için kullandığımız kavramlara bakabiliriz. Bu da bireysel yanlışların üzerinde durmanın fazla bir anlamı olmadığını gösterir. Kişisel hataları kuşatan daha genel bir yöntem ve dil sorunu yaşıyoruz. Örneğin hâlâ çok geniş bir alana tekabül eden Sahil yerine Sahel sözcüğü tercih ediliyor. Bu basit bir yanlışlık değil, belirli bir alana Batı’dan baktığımızın göstergesidir.

#Politika
#Siyaset
#Rusya
#Afrika
#Selçuk Türkyılmaz