Şamahı’da tenha mezar

04:0018/02/2019, Pazartesi
G: 18/02/2019, Pazartesi
Selçuk Türkyılmaz

Azerbaycan’da Gence’den Bakû’ya doğru giden hattın birçok noktasında isimsiz ve hatta bugün yerinin tespit edilmesi bile zor olan şehit mezarları, Osmanlı’nın görkemli çağlarından kalan silik izler değildir. Bunlar, günümüzü de etkilemekte olan emperyalist dönemde, Anadolu ‘Türk’ünün varlık yokluk mücadelesini kanıtlayan izlerdir. Galiba işin zor tarafı bu izlerin anlamını ortaya çıkarabilmektir. Eğer Birinci Dünya Savaşı’nda galip gelseydik yirminci yüzyılda Osmanlı’nın stratejik açıdan önem verdiği

Azerbaycan’da Gence’den Bakû’ya doğru giden hattın birçok noktasında isimsiz ve hatta bugün yerinin tespit edilmesi bile zor olan şehit mezarları, Osmanlı’nın görkemli çağlarından kalan silik izler değildir. Bunlar, günümüzü de etkilemekte olan emperyalist dönemde, Anadolu ‘Türk’ünün varlık yokluk mücadelesini kanıtlayan izlerdir. Galiba işin zor tarafı bu izlerin anlamını ortaya çıkarabilmektir. Eğer Birinci Dünya Savaşı’nda galip gelseydik yirminci yüzyılda Osmanlı’nın stratejik açıdan önem verdiği yerler üzerinde duracak, bunun gerekçelerini tartışmış olacaktık. Ne yazık ki savaş yıllarından itibaren İngiltere, Rusya, Fransa ve elbette Amerika coğrafyamızı esaslı bir dönüşüme tabi tuttu.



Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra coğrafyamız köklü bir dönüşüm yaşamış olsa da stratejik açıdan önemli yerler çok değişmemiştir. Çünkü bu önemin oluşmasını sağlayan unsurlar birden fazladır. Kimi yerler hem doğu ve batı hem de kuzey ve güney istikametinde çok önemli bir geçiş alanı hem de maddî imkânlar bakımından zenginlik kaynağıdır. Fakat bunların bir yeri önemli hale getirmeye yetmeyeceği bilinmektedir. Kültürel uyum da çok önemlidir. Bu noktada da millî ve dinî bağlar önemli hâle gelir. Kimi yerleri de tarihî, iktisadî, dinî, millî ve kültürel bağlar önemli hâle getirir. Önemli olan belirli bir bakış açısına göre bunları tanımlayabilmektir.

Tanımlama sürecinde geçmişin bize bıraktığı izlerin hayatî derecede önemli olduğunu inkâr edemeyiz. Bu izler, tanımlama sürecinin salt zihnî bir meseleye indirgenemeyeceğini gösterir. Coğrafya bir kaderdir sözü buradan doğar, isteseniz de geçmişin izlerinden uzaklaşamazsınız. Aslında bugün Kûtulamâre’nin yeniden gündeme gelmesi coğrafî önemin diğer unsurlara nazaran daha bir öne çıkmasını izah eder. Coğrafyanın çözüldüğü yere gelip dayanmış olmamız tesadüfî değildir. Aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde bir direnç hattı oluşturmasıyla Amerika öncülüğünde Suriye’nin güneyinde Akdeniz’den Körfez’e doğru yeni bir hat oluşturulması bunu izah eder. Çünkü bu, Osmanlı’nın Kanal’da boşuna savaşmadığını gösterir.

Konuyu Enver Paşa’nın maceracı ruhuna indirgediğimizde aslında birçok karmaşık meseleyi önemsizleştirerek zihnen rahatlamış oluruz. Hâlbuki Şamahı’da gördüğümüz “tenha mezar”, en zor şartlarda bile bir şeyler yapılabileceğinin kalıcı işaretidir. Bakû’da Türk ve Müslüman izi kalmayacaktı. Belki de bütün Azerbaycan’da bu izler kaybolacaktı. Balkanlar’daki izlerin önemli ölçüde kaybolması direnç hattının çok erken bir dönemde çökmesindendir. Zihnen rahatlamış olmamız gerçekliği değiştirmez, konu bizi de kapsamaya başlayınca belki uyanırız ama artık iş işten geçmiştir. Abdülhamit ile Enver Paşa’nın bıraktığı izler, bir bütünün parçalarıdır. Bugün onların bıraktığı izlerden yeni kavga ve düşmanlıklar üretmek çok da anlamlı değildir.

Cerablus’tan başlamak suretiyle Halep’in kuzeyinde ve batısında oluşturulan sığınaklar yüz yıl önce bırakılan izler üzerinde kuruluyor. Bunların yeterli olmadığı ve çok kısa bir zaman içinde yok olma tehdidi altında bulunduğu yine o izlerle alakalıdır. Coğrafyanın atardamarları buradan geçmektedir ve hat Fırat’ın doğusu denilen alanı kapsamaktadır. Bağdat demir yolunun geçtiği hat veya Misak-ı Millî sınırları birbirinin yerine kullanılabilir. Bu da bize geçmişte bırakılan izlerin önemini gösterir. Bu izler anlamlı bir bütüne karşılık gelmektedir. Bunların tamamlanması coğrafyaya dışarıdan müdahale edenlere büyük kayıp yaşatacaktır. Çünkü stratejik müdahale alanları iyice azalacaktır.

Yüz yıl sonra coğrafyamız yeniden büyük bir hareketlenme yaşıyor. Bu hareketlenmenin tek taraflı emperyalist bir baskıdan kaynaklanmadığı açıktır. Coğrafyanın bütün dinamikleriyle ayağa kalktığını söylemiyoruz. Fakat Türkiye’nin kararlılığı Balkanlar’dan başlamak suretiyle Kafkaslarda, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da büyük bir hareketlenmeye yol açtı. Coğrafyanın canlı unsurlarına güven vermek çok önemlidir. Çünkü bu canlı unsurlar, diğerlerini harekete geçirebilecek temel değişkenler olarak öne çıkar.

Türkiye, Fırat’ın doğusunda da bir güvenlik alanı oluşturacak güçtedir. Bunu başardığımız zaman yeni bir dönemin başlayacağı açıktır. Nuri Paşa’nın Gence’ye Musul üzerinden gitmesi sadece demir yolu hattının uzandığı güzergâh ile izah edilemez. Bu, bize coğrafî bütünlüğü gösteren en önemli örneklerden biridir.

#Şehit
#Mezar
#Osmanlı
#Azerbaycan
#Şamahı
#Enver Paşa