Seçmen ne dedi?

04:0018/05/2023, Perşembe
G: 18/05/2023, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Eskilerin deyimi ile seçim sath-ı mailine girilmeden önce Türkiye’nin Balkanlar’dan başlayarak Libya’da, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde ve Kafkaslar’daki varlığı içerideki “kamplaşmanın” en önemli gerekçelerinden biriydi. Zaten Mısır’da darbeci yönetime çok sert tepki verildiği için uzunca bir zamandır eleştiri okları Tayyip Erdoğan’a doğrultulmuştu. Yine de Mısır ve buna bağlı olarak Filistin meselesinde Türkiye’nin siyasî tutumu geleneksel rotanın çok da dışında değildi. Fakat Libya, Suriye ve Kafkaslar’da



Eskilerin deyimi ile seçim sath-ı mailine girilmeden önce Türkiye’nin Balkanlar’dan başlayarak Libya’da, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde ve Kafkaslar’daki varlığı içerideki “kamplaşmanın” en önemli gerekçelerinden biriydi. Zaten Mısır’da darbeci yönetime çok sert tepki verildiği için uzunca bir zamandır eleştiri okları Tayyip Erdoğan’a doğrultulmuştu. Yine de Mısır ve buna bağlı olarak Filistin meselesinde Türkiye’nin siyasî tutumu geleneksel rotanın çok da dışında değildi. Fakat Libya, Suriye ve Kafkaslar’da yeni bir tutum sergilendiği çok açıktı. Doğu Akdeniz’de de eski tutumlar bir kenara bırakılmıştı. Bu yeni tutumun bir göstergesi olarak Türk Devletleri Teşkilatı’nın organizasyonunda çok daha cesur adımlar atılmıştı. Altılı Masa bileşenleri, görünmeyen ortaklarıyla birlikte, Türkiye’nin bu yeni tutumuna karşıtlık oluşturmuştu. “Ne işimiz var Libya’da” sözü birbirini tamamlayan siyasî hamlelerin tamamı için tekrarlandı. Türkiye’nin “Mavi Vatan” söylemi saldırgan bulundu, Kafkaslar’daki varlığı

“cihatçı” bir tutuma indirgendi.

Altılı Masa bileşenlerinin ve genel olarak içerideki muhaliflerin Türkiye’nin dış politikada emareleri görülen yeni tutum karşısında “eleştirel” bir tutum takınması sağlıklı bir değerlendirmenin sonucu olarak görülemezdi. Ortada, bağımlı bir zihin dünyasının yansıması olmaktan öteye geçemeyen siyasî bir tutum vardı ve Türk seçmeni, sandığa giderken bunu mutlaka hesaba katacaktı. Bağımlı bir zihin dünyası kavramını özellikle seçtim. Zira içerideki muhaliflerin Erdoğan karşıtı tutumu, küresel güç merkezlerinin Türkiye karşısındaki tavrı ile neredeyse birebir örtüşmekteydi. Bu, tam anlamıyla bağımlı bir zihniyete işaret etmekteydi.

14 Mayıs’ta sandığa yansıyan kararın analizi yapılırken Türkiye’nin yakın coğrafyasında üstlendiği rolleri öne çıkarmamızı abartılı bulanlar olacaktır. Çünkü onlar açıkça Erdoğan’a oy verenleri eğitim düzeyi üzerinden değerlendirmişti ve onlara göre bu seçmen tabanı “patates, soğan ve sarımsak” eksenli bir tavır sergileyecekti. Böyle bir yaklaşımın doğruluğuna inandıklarını seçim sonrasında gösterilen orantısız tepkilerden anlayabiliriz. Özellikle deprem bölgesinde Tayyip Erdoğan’a gösterilen rağbetin şaşkınlığa sebep olduğu çok açıktı. Onlara göre deprem bölgesi seçmeni de gündelik ihtiyaçlarından hareketle oy verecekti. Deprem bölgesi seçmenine gösterilen bu tavırdan, “soğan ve sarımsak” eksenli siyasî analizlere büyük değer atfettikleri anlaşılıyor. Yanılgılarının temelinde kendilerini kaptırdıkları önyargılar yatmaktadır.

Şunu gerçekten kabul etmek gerekir: Türkiye’nin ve coğrafyanın bekası gibi oldukça ileri düzeyde kavrayış gerektiren soyut meselelerle ilgili yeni bir siyasî tutumu benimseyebilmek için normal seçmen davranışının dışına çıkmak gerekir. Böyle bir davranışı “eğitim düzeyi” gibi oldukça yeni bir kavramla değerlendiremezsiniz. Çünkü “eğitim düzeyi”, pekâlâ, kişinin kozmopolit eğilimleri benimsemesine de yol açabilir. Bu sebeple millî ve gayr-i millî kavramlarını oldukça farklı bir bağlamda tartışmak gerekir. Gündelik hayatta karşılaşılan zorlukları bir kenara iterek tabiri caizse ideolojik bir tutumun sahadaki karşılığına gönül vermek sıradan bir seçmen davranışı değildir. Bu davranışın ortaya çıkmasında eğitim düzeyini tek başına belirleyici olarak işaret etmek için gerçeklikten kopmak gerekir. Bu sebeple 14 Mayıs seçimi üzerinde çokça durmamız gerekir. Siyasî süreçler karmaşık ilişkilerin varlığı işaret ediyor ve kolay tanımlamalar aldatıcı olabiliyor. Türkiye, bölgesel sorumluluklar üstlenmenin ötesine geçmektedir ve yakın coğrafyamızda ortaya konulan iradenin etkileri daha uzaklarda görülebilmektedir. Bu da Türkiye merkezli küreselleşme anlayışının ne anlama geldiği üzerinde kafa yormayı gerektirir. Bu açıdan seçmenin sandığa yansıttığı tavır hafife alınmamalı.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için yeniden sandıklara gideceğiz. Bu yeni seçim için oy hesabının yapılması gayet doğaldır. Fakat bütün seçim çalışmalarını ve hatta ideolojilerini, Türkiye’nin az önce saydığımız bölgelerde ortaya koyduğu irade ile karşıtlık üzerine kurgulamış siyasîlerin, pazarlık masasını işaret etmeleri oldukça manidardır. Kuşkusuz bu kadar geniş bir alanda benimsenen yeni tutumun birtakım sonuçları olacaktı. Ezici bir çoğunluk yeni tutumdan vazgeçmeyin dedi. Pazarlık masasını işaret edenler ise yeni dönemi anlayamadıklarını göstermiş oldular.

#Seçim
#14 Mayıs
#Recep Tayyip Erdoğan
#Kemal Kılıçdaroğlu
#Cumhur İttifakı
#Millet İttifakı