“Şehirli sağ muhafazakâr aşı” tutmadı

04:006/03/2023, Pazartesi
G: 6/03/2023, Pazartesi
Selçuk Türkyılmaz

ABD Devlet Başkanı Biden, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek için plan yaptı ve bu amaca ulaşmak için içerideki unsurlara destek vereceğini ilan etti. Onlar, muhalefete destek vereceklerdi ve böylelikle Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştıracaklardı. Bunun kişisel bir karar olmadığı, ABD’nin bu niyetle yola çıktığı anlaşılıyordu. ABD’nin birçok ülkede iktidar değişikliklerini organize etmek bakımından kirli bir tarihinin olduğunu bilmeyen yoktur. CIA tarafından yürütülen operasyonlarla ilgili oldukça


ABD Devlet Başkanı Biden, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek için plan yaptı ve bu amaca ulaşmak için içerideki unsurlara destek vereceğini ilan etti. Onlar, muhalefete destek vereceklerdi ve böylelikle Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştıracaklardı. Bunun kişisel bir karar olmadığı, ABD’nin bu niyetle yola çıktığı anlaşılıyordu. ABD’nin birçok ülkede iktidar değişikliklerini organize etmek bakımından kirli bir tarihinin olduğunu bilmeyen yoktur. CIA tarafından yürütülen operasyonlarla ilgili oldukça zengin bir literatürün varlığı da bilinir. Türkiye’nin yakın dönem mazisinde de ABD tarafından organize edilen darbelerin çok özel bir yeri vardır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemin siyasî gelişmelerini bu darbeleri merkeze almadan yorumlamak mümkün değildir. Düzenli aralıklarla müdahale ederek siyasî hayatımıza yön vermek istediler. Bu açıdan Biden’ın açıklamaları hiç de şaşırtıcı değildi.

Türkiye’nin yakın dönem tarihine ABD destekli darbeler ve sonrasında meydana gelen bağımsızlaşma arayışları damga vurmuştur. Darbe sonrasındaki gelişmeler de Türkiye’nin bağımsızlaşma arayışları çerçevesinde ele alındı. Türkiye, ABD müdahaleleri ile bağımsızlaşma arayışları arasında sıkışıp kaldı. Bu, oldukça kırılgan bir denge idi. Diyalektik denge 28 Şubat’tan sonra çöktü. ABD hâkimiyeti çok daha belirgin bir hâl aldı. Türkiye artık karar aşamasındaydı.

Hadiseleri tek tek sıralamak istemiyorum fakat 2013’te yaşadığımız siyasî karmaşanın yeni bir döneme işaret ettiğini söyleyebilirim. Olaylar, sağ sol kutuplaşması gibi geleneksel kategorilerin işlevini yitirdiğini söylüyordu. Geleneksel ideolojik grupların toplumsal karşılığı yoktu. Bu dönemde Türkiye, bağımlı yapıların gücü ile tanıştı. Bu yapılar, dışarıdan gelen müdahalelere uyum göstermek bakımından çok daha esnekti. Aynı anda hem muhalefete hem de iktidara operasyon yapılmasını bağımlı yapıların esnekliği ve ABD’nin nüfuzu ile açıklayabiliriz. Muhalif siyasî hareketlerdeki sarsıcı değişimler, müdahalelerin etkisini kanıtlar. Bağımlı yapıların sosyolojik karşılığı yoktu fakat derin ilişki ağlarında varlık kazandıkları için siyasî sonuçlara yol açabiliyorlardı. Bu da Türkiye için yeni bir diyalektik denge anlamına gelmekteydi. Bağımlı yapıların güç verdiği seçkinci anlayışlar ile yerlilik ve millîlik ekseninde buluşan geniş kitleler karşı karşıyaydı. Türkiye, devlet olarak, oluşan karşıtlığın tam merkezindeydi. Bağımlı yapılar 15 Temmuz’da da kaybetti ama akıl olarak varlığını sürdürdü.

ABD Başkanı Biden’ın açık açık Erdoğan’ı devirmekten bahsetmesi yabancı bir devlet açısından normal değildir. Daha önce Donald Trump da benzer bir tutum takınmıştı. Eskiden bu yöndeki açıklamalarını Batılı değerler ekseninde yaparlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında sergilenen açık tutum 2013 Gezi Parkı Kalkışması ve 15 Temmuz Darbe ve İşgal Girişimi’nin başarısızlığı ile alakalıdır. Bağımlı yapılar da başarısız olmuştu. Fiilî bir çöküş yaşıyorlardı ve bunun başka alanlara yansıması kaçınılmazdı. Biden’ın teşviki ile oluşan ittifakın çatırdamasını bu şekilde görmek gerekir. Bu son olaylarla akıl olarak da çöküşte oldukları ortaya çıktı. Türkiye’yi yeniden şekillendirmek istemişlerdi. Yayımladıkları “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” ile Türkiye’yi Batı ekseninde fabrika ayarlarına döndürmek istediklerini dile getirmişlerdi. Dolayısıyla Biden’ın sözleri bir iddia olmaktan çıkmış, ete kemiğe bürünmüştü. ABD’den çağrılan müstemleke iktisatçıları da duruma vaziyet edecekti.

Peki, ne oldu?

Türkiye’de, toplumsal karşılığı olmayan seçkinci hareketler hep kaybetmiştir. Bu bağlamda “Beyaz Türkler Küstüler” başlığı oldukça anlamlıdır. Yeni bir Beyaz Türk grubunun küsme sürecini yaşıyoruz. Bu defa küsecek olanlar “şehirli sağ muhafazakâr” başlığı altında kategorize edilen seçkinci anlayışın temsilcileridir. Çünkü bugünkü diyalektik dengenin bir tarafında onlar yer almaktadır ve başı onlar çekmektedir. Bir zamanlar “sol” muhalefetin yaşadığı kopuşu bu defa onlar yaşamaktadır. Bu defa küsmek onların kaderidir. Çünkü güç aldıkları merkezler gerileme dönemine girmişlerdir ve artık dünya Batı’nın etrafında dönmüyor. “Sol”daki geçici canlılık emareleri de yanıltıcıdır. “Şehirli sağ muhafazakâr” aşı ile hayata döneceklerini hayal ettiler. Eskinin Beyaz Türklerindeki heyecan yüzlerinden okunuyordu. Bu heyecan ile seçkinci bağımlı yapılar arasındaki dayanışmayı sahici bir toplumsal hareket olarak görme yanılgısına düştüler ve “kırsal”ı yine önemsemediler. Bu da onları kaçınılmaz sona sürükledi.

#ABD Devlet Başkanı Biden
#Recep Tayyip Erdoğan
#CIA