
Azerbaycan Türk ordusunun otuz yıldır işgal altında tutulan Şuşa’yı zapt etmesi ve işgalden arındırması çok büyük bir zafer olmakla birlikte ulaşılan hedefin önemini belirli bir zaman aralığındaki gelişmeler çerçevesine sıkıştırmak haksızlık olur. Aynı şekilde ateşkes anlaşması ile ortaya çıkan durumu hem onu tamamlayan unsurlardan hem de bağlamından soyutlayarak anlamlandırmak doğru olmaz. Bu şekilde davranıldığında Türk tarihinin en önemli günlerinden birini keyfîliğin sınırlarına mahkûm etmiş oluruz. Biz yüz iki yıl önce de Şuşa’ya girmiştik fakat devrin bugün birçoğumuza hüzün veren şartları içinde zaferi kalıcı hâle getirecek güçten yoksun olduğumuz için Azerbaycan askeri yalnız kalmıştı. O zaman çöküş hâlindeydik, koca bir imparatorluk tarihe karışırken nesillerden nesillere aktarılan acı hatıralar, millî benliğimizde açılan derin yaraların tezahürleri olarak dilde dile aktarıldı. Fakat bugün geçmişten farklı olarak yeni bir yükseliş döneminde olduğumuzu ve hadiseleri de bu açıdan ele almak gerektiğini kabullenemezsek geçmiş, bütün zenginlikleriyle geleceği aydınlatacak bir miras olmaktan çıkar, üzerimize karabasan gibi çöker.
İfade ettiğim gibi daha yüz iki yıl önce de Şuşa’ya girilmişti. O zaman da Karabağ Türkleri sürgün ve katliama tabi tutulmuştu. Ermeniler bütün Güney Kafkasya sathında Rusları da arkalarına alarak en aşırı hedeflerine ulaşmak için önlerine çıkan bütün engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Enver Paşa, gencecik bir subay olan kardeşi Nuri’yi, Kafkasya Türklerini temsil eden heyetin de isteği ile Kafkas İslam Ordusu’na komutan olarak tayin etmişti. Tarihe Nuri Paşa adıyla geçen bu genç subay, görevini hakkıyla yerine getirmiş ve 15 Eylül 1918’de Türk dünyasının merkezinde yer alan Bakû’yu Rus, Ermeni ve İngiliz işgalinden kurtarmıştı.
Bu dönemde Ermeni çeteler sadece Bakû’da terör estirmiyor, Karabağ’da da köyleri ve şehirleri boşaltıyordu. 15 Eylül’den sonra Bakû Garnizon Komutanlığı’nda bulunan Albay Cemil Cahit (Toydemir) Bey, Karabağ Harekâtını yürütmek üzere I. Azerbaycan Tümeni Komutanlığı’na getirilir. Ordu Ağdam’da toplanırken Şuşakale’ye biraz daha direnmeleri için haber yollanır. Yine genç bir subay olarak Kafkas İslam Ordusu’nda iştirak eden Mucip Kemalyeri, hatıratında Ağdam halkının orduyu müthiş bir sevinç içinde karşıladığını, “Allah kömek etsin” sözlerinin uğultular halinde göklere yükseldiğini yazmıştır. I. Azerbaycan Tümeni Komutanlığı harekât hazırlıklarını 6 Ekim 1918’de tamamlar ve 7 Ekim’de Ağdam’dan ayrılır.
Dönemin olaylarını anlatan kitaplarda Şuşakale adı geçiyor. Ordu, Şuşakale’ye ulaşabilmek için Ermeniler tarafından tahkim edilen Askeran Boğazını geçmek zorundadır. Bugün dahi aşılması zor olan dağlık arazileri geçtikten sonra Şuşakale zapt edilir. Müslüman Türk halkı Şuşakale’de kahraman Türk ordusunu büyük bir sevinçle karşılar. Ordu, halk tarafından hazırlanan üç büyük zafer takının altından geçer. Mucip Kemalyeri hatıratında zafer taklarının üzerinde “Yaşasın Enver”, “Yaşasın Sultan” ve “Bir gün olacak şems-i hakiki doğacak Şark’ın bu esir valdeleri hür olacak” sözlerinin yazılı olduğunu söylemiştir. Kemalyeri, üçüncü sözün Şuşakale kızları tarafından iki ayda tamamlanabildiğini de eklemiş. Albay Cemil Cahit Bey komutasındaki ordu Şuşakale’nin Hansaray meydanında resm-i geçit yaparak gövde gösterisinde de bulunur.
Kafkas İslam Ordusu teşkil edilirken Gence’ye ulaşan ilk birlikler Cemil Cahit Bey’in komutasındaki müfrezedir. Millî mücadelede de aktif görevlerde bulunan Cemil Cahit Bey, 1940’larda ordu komutanlığı da yapar. Katıldığı muharebelerde birçok defa yaralanarak gazi olan bu askerin Şuşa ile bağlantısı sebebiyle adının yaşatılması gerekir. Yüz iki yıl sonra Şuşa bir daha işgalden tekrar kurtarıldı. Bugünkü başarının da birçok kahramanı vardır. Onların adları da tarihe altın harflerle yazılacak. Zaferin büyüklüğünü takdir edebilmek için hem bugünün bağlamını iyi analiz etmek gerekir hem de bu zaferin asırları aşan tarihini bilmek gerekir. Bugünkü kahramanların da adları unutulmamalı. Geçmişin hatıralarını yaşatmak için Şuşakale’nin meydanına ya da askerlikle alakalı bir yere Albay Cemil Cahit Bey’in adının verilmesinin uygun olacağı düşüncesindeyim. Böylelikle geçmişten geleceğe büyük bir köprü kurulur.
Şuşakale’de iki aylık bir zamanda “Bir gün olacak şems-i hakiki doğacak Şark’ın bu esir valdeleri hür olacak” sözünü işleyen kızların duasının kabul olunduğu açıktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.