
Nuri Paşa, Kafkas İslam Ordusu komutanı olarak Gence’de karargâhını kurduğunda tarihler 25 Mayıs 1918’i gösteriyordu. Paşa’nın Gence’ye ulaşması ve karargâhını kurmasından sonra Kafkas İslam Ordusu’nun teşkili süreci hızlanır ve üç gün sonra Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olduğu bütün dünyaya ilan edilir. Bilindiği gibi çok kısa bir zaman önce tarihe Mart Faciası olarak geçen olaylar yaşanmıştır ve Ermeni terör grupları Bakû başta olmak üzere Azerbaycan’ın birçok şehrinde katliama girişmiştir. Güney Kafkasya’dan gelen haberler doğrultusunda Ermeni terör gruplarının Doğu Anadolu’da ve Güney Kafkasya’da eş zamanlı olarak katliama girişeceği tahmin ediliyordu. Çünkü Ekim İhtilali’nden sonra Kafkasya Cephesi’nden çekilen Rusların silahları büyük ölçüde Ermeni grupların eline geçmişti. Enver Paşa’ya ulaşan bilgiler harekete geçilmesi gerektiğini göstermekteydi. Kafkas İslam Ordusu, Mart Faciası’nı önleyemedi ama 25 Mayıs’ta Gence’de bugünkü Azerbaycan’ı da etkileyen yeni bir dönem başladı. 28 Mayıs’ta Azerbaycan’ın bağımsızlığı ilan edildi ve yaklaşık dört ay devam eden bir savaştan sonra Bakû işgalden kurtarıldı. Bakû’nun kurtarılmasından sonra Kafkas İslam Ordusu’nun bir kolu Şuşa’ya yöneldi. Çünkü Ermeni terör gruplarının varlığı hâlâ büyük bir tehditti. Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemi kısa sürdü fakat Bakû’nun kurtarılması ile ortaya çıkan tabloyu Sovyet döneminde dahi değiştiremediler.
Yüz yıl sonra Türkiye ve Azerbaycan dayanışması yeniden güçlü bir şekilde sahaya yansıyor. Bunu II. Karabağ Savaşı’nda gördük. Bu zaferi tarihin tekrarı olarak görmemek gerekir. Fakat benzerlikler dikkat çekicidir. 25 ve 28 Mayıs tarihleri arasındaki üç gün ortak tarihimiz açısından çok önemliydi. Üstelik Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olarak varlığının kısa ömürlü olmasından hareketle bu üç günü geçiştirmenin de bir anlamı yok. Yıllar sonra “Teknofest Azerbaycan 2022” etkinliklerinin 26-29 Mayıs tarihleri arasında yapılmış olmasını, bu üç günün öneminin ilanı olarak görebiliriz. O zaman da Türkiye’nin desteği kalıcı sonuçlar alınmasını sağlamıştı fakat bugün çok daha ileri düzeyde bir yakınlaşmadan bahsedebiliriz. Çok daha ileri adımlar atılıyor.
Türkiye’de belirli kesimlerin, İslam dünyasının gerileme sebepleri, Müslümanların hâl-i pürmelali, bilimsel keşifler ve sanayi devrimini kaçırmak gibi artık ezber diyebileceğimiz başlıklar altında fikir teatisi içinde bulunmaktan hoşlandığı malumdur. Bu çevrelerin ideolojik bir bütünlük içinde oldukları veya fikrî olarak geniş bir kesimi temsil ettiği söylenemez fakat geçmişe yönelik eleştirilerinde ortak bir tutum içinde oldukları da çok açıktır. Bu kimseler bilimsel keşifleri ve sanayi devrimini kaçırmaktan şikâyetçi olduklarında, geçmişin aktörlerinin tarih dışılığına atıf yapmayı da entelektüel bir ayrıcalık olarak benimsediklerini göstermiş olurlar. Muhalif duruştan beslenen özgüveni, yüzlerine yansıtmaktan ayrı bir zevk aldıkları her hâllerinden belli olur. Çünkü kurtuluş reçetesi de ellerindedir. Hâlbuki onların kavramlarıyla konuşursak benimsenen bu söylem biçimi onları tarihin dışına itmektedir. Türkiye merkezli değişimi göremedikleri gibi hem sürece sırtlarını dönüyorlar hem de irade sahiplerini küçümsüyorlar. Onları tarih dışına iten de bu tutumdur.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Teknofest Azerbaycan’ın daha ilk senesinde yarışmalara binin üzerinde takım, 6 binin üzerinde yarışmacı başvurdu” diyor. Bu, üç günün yorumlanması açısından çok önemli bir veridir. Bu veriler Azerbaycan’da da fırsat verildiğinde sorumluluk almaktan kaçınmayan yeni bir kuşağın ortaya çıkacağını gösterir. Katılımla ilgili veriler değişim arzusunun geniş bir tabana yayıldığının işaretidir. Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için elbette hangi şehirlerden ve okul türlerinden katılım sağlandığını bilmemiz gerekir. Aynı şekilde öğrenci profiline dair bilgiler de değerlendirme için önemlidir. Fakat düşünce, siyasî irade, organizasyon ve katılım başarısından hareketle güzel bir tablo ile karşı karşıya olduğumuz tartışma götürmez bir gerçektir.
Teknofest Azerbaycan 2022, kendi başına gurur verici bir başarı olmanın yanında Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin farklı sahalarda gelişmekte olduğunu gösteriyor. Zaten sınırlı bir birliktelik söz konusu olsaydı Türkiye-Azerbaycan ekseni gibi iddialı bir kavram ortaya çıkamazdı. Bu da II. Karabağ Savaşı’nda elde edilen zaferin tesadüfî olmadığını gösterir. Bugünkü üç günün çok daha derinlere işleyeceğini tahmin edebiliriz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.