
FETÖ, PKK-YPG ve DEAŞ’ın aynı kategoriye dâhil edilmesi bölgesel gelişmeleri anlamak açısından oldukça önemlidir. Türkiye’nin içeride ve dışarıda mücadele etmek zorunda kaldığı birtakım sorunlar analiz edildiğinde birçok defa bu örgütlerin izlerine rastlıyorduk. Bu izler takip edildiğinde ya örgütler ya da onların temas hâlinde olduğu büyük güçler ortaya çıkıyordu. Bu sebeple adı sıralanan örgütleri aynı kategoriye dâhil etmek gerekir. Bunlar, emperyal merkezlerin çevre ülkelerle eşit olmayan ilişkilerinin düzenlenmesinden doğmuştu ve örgüt mensuplarının kimliği de süreç yönetiminde değiştirilmez bir katılığa ulaştı. Bu da kaçınılmaz bir sonuçtu. Artık bu yeni kimliğin değiştirilmesi umumî olarak neredeyse imkânsızdır. Belki zaman içinde etkilerini kaybedebilirler fakat bu, tamamen yeni kuşakların tepkileriyle alakalıdır.
Birtakım çevreler eski eğilimleri izah etmek için psikolojik faktörlere kıymet vermişti. Özellikle örgütlerin rağbet gördüğü zamanlar izah edilirken psikolojik eğilimleri dikkate alan bu türden açıklama modellerine hâlâ rağbet edildiğini söyleyebilirim. Hâlbuki bu türden modellerin büyük olayları izah etmek bakımından neredeyse hiçbir değeri yoktur. Bunların belki şahıslar düzeyinde bir izah değeri olabilir fakat geniş çaplı siyasî olayları analiz etmek için başka alanlara bakmak gerekir. Psikolojik açıklamaların genelleştirilmesi nesnellik açsından da bir sorun oluşturur. Ayrıca olaylar izah edilirken kolaya kaçmaya da imkân verir. Toplumsal ve siyasî olayları analiz ederken muhakkak fikrî yönelimlerde ortaya çıkan farklılıklara bakılmalıdır. Toplumsal ve siyasî olayları veya dinî düşüncede meydana gelen büyük değişimleri bireysel ruh hâllerini göz önünde bulundurarak izah etmek, isabetli yorumları tesadüflere bağlı hâle gelir. Hâlbuki fikrî yönelimler ve sosyolojik farklılaşmalar dönemsel bağlamlarla ilişkilendirildiğinde bir çıkış imkânın var olup olmadığı da ortaya çıkabilir.
Sıraladığımız örgütlerin aynı kategoride değerlendirilmesiyle ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı bir tutum sergilemesi son derece önemlidir. Erdoğan, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın DEAŞ’ın üst düzey yöneticilerinden birine yaptığı operasyonu anlatırken bu üç örgütün adını yine bir arada zikretti. Böylelikle Türkiye’nin, bu üç örgütü ve benzer yapıları dışarıyla ilişkilerini göz önünde bulundurarak aynı kategoride değerlendirdiği anlaşılıyor. Bunun 15 Temmuz’dan sonra gelişen bir tutum olduğu çok açıktır. 15 Temmuz 2016’dan önce böyle bir kategori oluşmamıştı. Eğer bu türden örgütleri aynı kategoride değerlendirmek gibi kararlı bir tutum sergilenmeseydi bugün Türkiye, uluslararası müdahalelere karşı çok daha kırılgan bir konumda olacaktı. Yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi dışarıdan müdahaleler karşısında kırılgan bir konum, psikolojik sebeplere bağlı olamaz. Kırılgan konumu ortaya çıkaracak olan da fikrî yönelimler ve sosyolojik farklılaşmalardır. Çözümü de aynı yerde aramak gerekir.
Yukarıdaki terör örgütlerinin aynı kategoriye dâhil edilmesinde Türkiye’nin ABD ve İngiltere ile yaşadığı sorunlar birinci derecede rol oynadı. Türkiye, özellikle İngiltere ve ABD kaynaklı sorunlar karşısında yeni bir tutum sergilemek zorunda kaldı. Olaylar Türkiye’nin millî varlığını tehdit eder hâle geldiğinde yeni bir tutum zorunluydu. Özellikle son on yılda meydana gelen siyasî ve toplumsal hadiseleri tercih edilen konumun bedeli olarak görebiliriz.
Kuşkusuz Türkiye’nin yeni tutumu fikrî bağımsızlaşmanın yolunu da açabilir. Önceden “sömürge aydını” denilirdi. Zihnî sömürge tanımı da buradan doğmuştur. Doğrusu müstemleke aydınıdır. Zihnî sömürge kavramından yönetim modellerine ulaşmak mümkün değildir. Hâlbuki işaret edilen yönetim modelleri ve yapılardır. Terör örgütlerini de müstemleke kavramıyla ifade etmek gerekir. Müstemleke bir yönetim modelidir ve kendine özgü yapıları ortaya çıkarmıştır. Bu da kavram tercihinin önemini ortaya koyar. Sömürge kavramını dahi psikolojik gerekçelere indirgeyebiliriz. Fakat yapıları analiz etmek için müstemleke kavramına dönmek gerekir. Müstemleke aydını da bir yapıyı işaret eder.
Tepkilerden DEAŞ’ın üst düzey yöneticisine yapılan operasyondan ABD ve İngiltere gibi İslâm coğrafyası ile derin ilişkileri olan ülkelerin memnuniyet duymadıkları anlaşılıyor. Bu, diğer Batı Avrupa ülkeleri için de geçerlidir. İçerideki uzantılar da benzer bir tutum sergiledi. Hâlbuki DEAŞ gibi yapılar Türkiye’yi zaafa sürüklediğinde Türk ve İslâm kültürüne yönelik eleştirel analizlerin ardı arkası kesilmiyordu. Bu da psikolojik sebeplerle izah edilemeyecek bir durumdur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.