Türk Mukavemet Teşkilatı kimleri niçin rahatsız etmiş?

04:0014/02/2022, الإثنين
G: 14/02/2022, الإثنين
Selçuk Türkyılmaz

Türk Mukavemet Teşkilatı hakkında bir televizyon programında sarf edilen sözlerin anlamı üzerinde çokça durmak gerekir. Zira yargılayıcı ve mahkûm edici bir içeriğe sahip olan bu sözlerin tesadüfen sarf edildiğini gösteren herhangi bir işaret yoktur. Tam aksine kurulduğu yıllarda da teşkilat hakkında aynı tonda ifadeler kullanılmış, hatta Yassıada mahkemelerinde Kıbrıs Türklerine verilen destek bir konu başlığı olarak gündemde kalmıştı. Dönemin başbakanı ve dışişleri bakanı idam sehpasına giderken,

Türk Mukavemet Teşkilatı hakkında bir televizyon programında sarf edilen sözlerin anlamı üzerinde çokça durmak gerekir. Zira yargılayıcı ve mahkûm edici bir içeriğe sahip olan bu sözlerin tesadüfen sarf edildiğini gösteren herhangi bir işaret yoktur. Tam aksine kurulduğu yıllarda da teşkilat hakkında aynı tonda ifadeler kullanılmış, hatta Yassıada mahkemelerinde Kıbrıs Türklerine verilen destek bir konu başlığı olarak gündemde kalmıştı. Dönemin başbakanı ve dışişleri bakanı idam sehpasına giderken, dolaylı bir şekilde, Kıbrıs Türklerine sahip çıkmanın bedelini de ödemek zorunda kalmışlardır. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluş aşamasında Ankara yakınlarında gizli bir şekilde yürütülen faaliyetler, muhalefeti baskı altında tutma amaçlı olduğu söylenerek daha başında işlevsiz kılınmak istenmişti. 1960 darbesi ile Türkiye dışarıdan müdahalelerle içe kapalı bir ülke hâline getirildi.

Türkiye büyük bir imparatorluğun mirasına doğrudan sahip olduğu için bir gün muhakkak bulunduğu coğrafyanın merkezine geçecekti. Bunun için çok yönlü hazırlıklar yapılmalıydı. Er ya da geç coğrafyanın dinamikleri harekete geçecekti. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın karalanmasına yönelik faaliyetleri, Nuri Paşa’nın silah fabrikasının patlatılması, uçak fabrikasının faaliyetlerinin durdurulması veya engellenmesi gibi 1940’lı yılların hâkim ideolojik çerçevesi içinde düşünmek gerekir. 1960 ihtilalinden sonra araba üretimiyle ilgili olumsuz tutumlar da aynı zihniyet biçiminin yansımasıdır. Batı merkezli bir dünyaya dâhil olmuştuk ve buradan çıkılmasına izin verilmeyecekti.

Türk Mukavemet Teşkilatı dekolonizasyon döneminde kurulmuştu. Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nın Fransa aleyhine sonuçlanacağı neredeyse kesinleşmiş, Nasır’ın Mısır’ında İngiltere ve Fransa’nın hâkimiyetine büyük bir darbe vurulmuştu. Libya da İtalya etkisinden uzaklaşmaktaydı. Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki önemi üzerinde duracak değilim fakat yakın coğrafyamızın en önemli noktalarından biriyle ilgili ileriye dönük adımların içeriden mahkûm edilmesi bugünü anlamamız açısından da mühimdir. O zaman da Türk Mukavemet Teşkilatı gibi yapılar kendi yağımızla kavrulma isteğine binaen ortaya çıkmıştı. İngiltere ve Fransa merkezli Batı dünyası çökmekteydi ve bizim Kıbrıs’ta olmamız şarttı. 1960 İhtilali ile Türkiye’nin manevra sahası iyice daraltıldı. Artık bölgemizde ve Türkiye’de söz sahibi olan Amerika’ydı.

Bugün Batı merkezli dünya yeniden büyük sarsıntılar yaşıyor. Onlarca yıl sonra aynı coğrafyada yeni bir hâkimiyet mücadelesi yaşanıyor. Fransa’nın Kuzey Afrika’da, Sahra ve Sahel bölgesinde eski kolonilerinden ve nüfuz alanlarından geriye çekilmek zorunda kaldığı bir dönemden geçiyoruz. ABD ve İngiltere 1990’ların başından itibaren Türk ve İslam coğrafyasının kalbine yerleşmek istedi ama otuz yıl sonra başarılı olmadıklarını gördüler. Batı merkezli yeni bir dünya kurmak istediler fakat eski şartlar geçerli olmadığı için coğrafyamızın ürettiği direnç çok daha güçlüdür. Türkiye’nin Kafkaslara kadar uzanan geniş bir alanda yürüttüğü faaliyetler çok önemlidir. Eğer tek kutuplu bir dünyada yaşıyor olsaydık hareket alanımız bu kadar geniş olmayabilirdi.

1960 İhtilali’nin şartlarında Türk Mukavemet Teşkilatı’na karşı gösterilen tavrı, bugün belirli çevrelerin dillerine pelesenk olan “ne işimiz var oralarda” cümlesi ile özdeşleştirebiliriz. Daha ileri gitme cesaretleri olsa benzer cümleleri kullanacakları çok açık. Bir televizyon kanalında sarf edilen sözleri bugünü düşünerek değerlendirebiliriz. Bu açıdan FETÖ’cülerin 2014’te MİT TIR’larına yönelik operasyonu oldukça anlamlıdır. Yakın coğrafyamızdaki faaliyetler, teröre destek izlenimi oluşturularak mahkûm edilmek istenmişti. Eğer başarılı olsalardı Türkiye’yi hareketsiz kılacaklardı. Bunu bir süreliğine başardılar, Suriye tam bir katliam alanına dönüştü. Rusya’nın ve İran’ın müdahalelerine açık bir alan oluştu. Buna rağmen coğrafyamız yeni bir çözülme dönemine girmedi. Buna rağmen 15 Temmuz 2016’da başarılı olsalardı 1960’ta olduğu gibi Türkiye’yi coğrafyamızdan tamamıyla koparacaklardı.

Türkiye’de klasik siyasî kategorilerin anlamını yitirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Bunu yozlaşma, ehliyet ve liyakat eksikliği, mücahit müteahhit gibi lalettayin seçilmiş kelime ve kavramlarla tanımlamak yanıltıcıdır. Oldukça sahici bir dönem yaşıyoruz. Eğer öyle olmasaydı Karar gibi muhafazakâr muhaliflerin toplaştığı bir mahfilde Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki müstemleke geçmişine övgü düzülemezdi. Aynı çevreler sabah akşam Türkiye’nin 2010’lardan sonraki değişimini mahkûm ediyor. Bu dönemde Türkiye’nin FETÖ ile açık mücadelesinin başladığı unutulmamalıdır.

#Türk Mukavemet Teşkilatı
#Kıbrıs
#Cazayir