Türkiye, Karadeniz’in kuzeyine de güven telkin ediyor

04:0028/02/2022, Monday
G: 28/02/2022, Monday
Selçuk Türkyılmaz

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sistem çökünce Türk ve İslam coğrafyasında yeni bir hâkimiyet sistemi oluşturulmak istenmişti. 1991’de ABD öncülüğünde başlayan büyük askerî harekâtın daha sonraki yıllarda oğul Bush tarafından Haçlı Seferleri olarak tanımlanması şaşırtıcı değildi. Kanaatimce Türkiye, ABD öncülüğünde başlayan yeni Haçlı Seferlerini 15 Temmuz 2016’da durdurdu. Yakın coğrafyamızda kurulan yeni sistemin temelinde yerelden devşirilen unsurlar vardı ve onların başarısızlığı ile

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sistem çökünce Türk ve İslam coğrafyasında yeni bir hâkimiyet sistemi oluşturulmak istenmişti. 1991’de ABD öncülüğünde başlayan büyük askerî harekâtın daha sonraki yıllarda oğul Bush tarafından Haçlı Seferleri olarak tanımlanması şaşırtıcı değildi. Kanaatimce Türkiye, ABD öncülüğünde başlayan yeni Haçlı Seferlerini 15 Temmuz 2016’da durdurdu. Yakın coğrafyamızda kurulan yeni sistemin temelinde yerelden devşirilen unsurlar vardı ve onların başarısızlığı ile sistem çok büyük bir sarsıntı geçirdi. Eğer Türkiye, 15 Temmuz’dan sonra belirli bir fikir doğrultusunda hareket etmemiş olsaydı muhakkak çok zorlanırdı. Zira bu tarihten sonra Türkiye, karşı hamlelerde bulunmak zorundaydı. Coğrafyamızda bir sistem kurulmuştu ve Türkiye’nin bu sistemi çökertmesi gerekiyordu. 15 Temmuz’dan sonra Türkiye için jeopolitik önemi olan alanların ardı ardına krize sürüklenmesi hegemonya sisteminin tesadüfler üzerine kurulmadığını gösterir.

Suriye’nin kuzeyindeki terör koridorunun parçalanması hayatî derecede önemliydi. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri adına hareket eden bir bağımlı yapı olarak FETÖ’cülerin mağlup edildiği günün sabahında Türk ordusunun öncü kuvvetlerinin Cerablus istikametinde harekete geçmesi oldukça önemlidir. Hatırlanacağı gibi 2016’nın sonuna doğru İran milisleri de Halep düşerken katliama girişmişti. FETÖ, PKK ve İran milisleri Suriye sahasında Türkiye karşıtı faaliyetlerde birlik olmuşlardı. FETÖ ve PKK aynı anda harekete geçtiği için Türkiye aynı anda her ikisine cevap verdi. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarları birbirini takip etti ve Suriye’nin kuzeyinde belirli ölçüde sükûnet sağlandı.

Rusya, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde Suriye’de etkili olmuştu fakat yeni dönemde alanını genişletti. Türkiye’nin Suriye’de uzun bir dönem Rusya ile mücadele etmek zorunda kalması ABD açısından avantajlı bir durum olarak göründü. Münbiç’in Ruslara teslim edilmesi sıradan bir olay değildir. Buna rağmen Türkiye, Suriye’nin çözülme sürecini bir yerde durdurabildi. Bilindiği gibi daha salgın döneminin hemen başında İdlip’te başlayan savaşın hemen ardından Libya’da Hafter güçleri Türkiye’nin oluşturmaya çalıştığı eksene müdahalede bulunmuştu. Sonrasında benzer bir gelişme Kafkaslar’da yaşandı. Hem Libya’da hem de Azerbaycan’da çok önemli başarılar elde edildi. Coğrafyamız yeni bir çözülme döneminin eşiğindeydi ve Türkiye, bunu tersine çevirdi. Artık coğrafyamızdan güç toplamaya başladık.

1991’de başlayan yeni dönemin nihayete ermekte olduğu çok açıktı fakat bunun daha önceki kolonyalist hegemonya alanlarını etkileyeceği konusunda herhangi bir şey söylemek için çok erkendi. Buna rağmen kısa bir zamanda birtakım Afrika ülkelerindeki Fransa karşıtı hareketlenmeler, sürecin çok daha hızlı işlediğini gösterdi. Olayların birbirini tetikleme potansiyelinin çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. ABD ve Fransa gibi ülkelerin çekildiği alanlara Rusya da girdi.

Bugün Ukrayna’nın mücadele alanı olarak seçilmesinin ne anlama geldiğini tartışmak gerekiyor. Adı konulmamış olsa da ortada yeni bir savaş var. Ukrayna’dan önce Kazakistan’da yaşanan karmaşa çok yönlü olarak ele almalıdır. Bu olayların Ukrayna ile ilişkisini tartışmak gerekir. Güç topladığımız coğrafyada sorunlu alanlar oluşturmak istedikleri çok açıktır. Bu sebeple savaş emareleri ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren Türkiye, her iki taraf açısından yapıcı bir rol üstlendi. Bu da içeride ABD ve Avrupa ülkeleri lehine nüfuz oluşturmaya çalışan yapıları harekete geçirdi. Türkiye’yi Batı ekseninde hareket etmeye zorluyorlar. Savaşı bahane ederek Türkiye’yi yeniden Batı eksenine çekmek istediklerini söyleyebiliriz. Uçak krizi Türkiye ile Rusya’yı savaşa sürüklemek istediklerini açıkça göstermişti. Bundan vazgeçmedikleri anlaşılıyor. Türkiye’nin gücünü tüketmek için bundan daha iyi bir yol olmadığını biliyorlar. Bu açıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun temasları hem Türkiye hem de coğrafyamız için çok önemlidir. Biz de Türkiye’nin Karadeniz’in kuzeyine de güven telkin edebileceğini görmüş olduk.

Türkiye’yi kısır gündemlere hapsetmenin anlamı yok. Bu dönemi Avrupamerkezci bir ideoloji olan liberalizmin kavramlarıyla anlamak mümkün değil. Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Türkiye’yi ve Türk dünyasını etkilemesi kaçınılmazdır. Bu açıdan Türkiye’nin savaşı durdurma yönündeki adımları çok önemlidir. ABD, İngiltere ve bazı Avrupa ülkeleri çok açık bir şekilde savaşı körüklüyor.

#Karadeniz
#FETÖ
#PKK