Türkiye’nin gözleri neden körleştiriliyor

04:0027/05/2021, Perşembe
G: 27/05/2021, Perşembe
Selçuk Türkyılmaz

Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin üzerine mafyanın gölgesinin düştüğü ya da düşeceği izlenimine yol açmak istedikleri çok açık. Bu izlenimin oluşturulmasında mafya unsurlarının yanında eskilerde kalmış kirli ilişkilerin aktörleri de bir rol oynuyor. Kirli ilişkilerinin sonucu Türkiye’yi terke mecbur kalmış eski bir iş adamı Merkez Bankası rezervleriyle ilgili muhalefet bloğuna sufle vermiş ve gündemi sarsmıştı. Biri Fransa’da yaşıyor, diğeri BAE’den konuşuyor. Bu durum ABD liberalizminin bütün dünyada

Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin üzerine mafyanın gölgesinin düştüğü ya da düşeceği izlenimine yol açmak istedikleri çok açık. Bu izlenimin oluşturulmasında mafya unsurlarının yanında eskilerde kalmış kirli ilişkilerin aktörleri de bir rol oynuyor. Kirli ilişkilerinin sonucu Türkiye’yi terke mecbur kalmış eski bir iş adamı Merkez Bankası rezervleriyle ilgili muhalefet bloğuna sufle vermiş ve gündemi sarsmıştı. Biri Fransa’da yaşıyor, diğeri BAE’den konuşuyor. Bu durum ABD liberalizminin bütün dünyada egemen söylem olarak kabul edildiği doksanlarda Türkiye’de ve coğrafyamızda güç devşirmiş kişi ve yapıların derin bağlantılarını görmemizi sağlayabilir. Olayların akış hızını göz önünde bulundurursak uzun sayılabilecek bir zaman önce BAE’den M. bin Zayed’in Türkiye karşıtı eylemleri ortaya çıkarılmıştı. Aynı şekilde FETÖ’nün de coğrafyamızda çok kirli ilişkilerin merkezinde olduğu anlaşılmıştı. Mısır’daki darbe sürecinde birbirine benzemeyen ve hatta zıt kutuplarda yer alan yapıları, aynı hedefler doğrultusunda birleştiren büyük bir iradenin varlığı hissediliyordu. Bu iradenin varlığı his meselesi olmaktan çıkmıştır.

Yeni kolonyalizmin kozmopolit yapıları coğrafyamızı içeriden teslim etmeye pek hevesli görünüyor. Türkiye ekseni ile fiilen savaş durumuna geçmiş bir cephe hem içeride hem de dışarıda oluştu. BAE, Türkiye karşıtı cephenin merkezlerinden biridir. Birinci Dünya Savaşı’nda Arap kabilelerinin Türkiye karşıtı cephede harekete geçtiği ortamın yeniden tesis edildiğini söyleyebiliriz. Bu, o zaman da Arap milliyetçiliğine dayalı bir hareket değildi. Kolonyalist dönemlerde sahil şeritlerinde kurulan ticarî ilişkiler, kozmopolit yapıların ortaya çıkmasına yol açmıştı. Bu yerlerde Türkiye karşıtı bir cephenin kurulması dikkat çekicidir. Filistin, Suriye ve Irak’ta ideolojik olarak Türklük karşıtı bir Arap milliyetçiliği yoktu. Fakat kozmopolit yapıları birlikte hareket etmeye zorlayan veya onlara kimlik kazandıran bir yapı vardı. Bu gün de FETÖ gibi yapılar kirli ilişkileriyle meşhur iş adamlarını, mafya unsurlarını Türkiye karşıtı cephede bir araya getirebiliyor. Fransa, Mısır, BAE, İsrail, FETÖ, ABD ve mafya unsurları yüz yıl sonra yeniden bir cephe oluşturabiliyor.

Türkiye karşıtı cephe neredeyse on yıllık bir süreçte farklı boyutlar kazanarak ilginç bir niteliğe büründü. Bir zamanlar Arap karşıtı olarak tanımlanabilecek yapılar bugün Körfez sermayesinin kollarına atılmış görünüyor. Doksanlı yıllarda bu gruplar arasında ideolojik bir ayrışma görüntüsü vardı. Yüz yıl önce olduğu gibi ideolojik temele dayalı bir ayrışma yoktu fakat bu yapıların farklı alanlarda derinleşmesi gerekiyordu. Onun için ideoloji bir araç olarak kullanıldı. FETÖ gibi yapıların Arap coğrafyasına dair hayırhah bir tutuma sahip olmadığı biliniyordu. Bugün BAE’den konuşan mafya unsuru için de benzer bir tespit yapabiliriz. CHP ve İP gibi siyasî oluşumlar, Davutoğlu ve Babacan çevresine toplanan unsurlar BAE’den konuşan mafya ile aynı amaç için bir araya gelmiş görünüyor. Amerikan basını gelişmeleri heyecanla takip ettiğini gizleyemiyor.

Bir zamanlar Britanya ve Fransa imparatorlukları vardı. Osmanlı orduları imparatorluk coğrafyasının her bir karışında ölüm kalım savaşındaydı. Günümüzde Amerikalılarla birlikte Yahudi sermayesi de Türkiye karşıtı cephede yerini aldı. İçeriden devşirilmiş kozmopolit yapıların Türkiye karşıtı cepheye katılmak için yarıştığını söyleyebiliriz. İçeriden devşirilen kimi unsurların geçmişte Arap coğrafyasına soğuk baktığını belirtmiştik. Bu da ideolojik bir tutum değildi. İsrail ile birlikte olmayı içselleştirebilmek için Arap karşıtlığını bir araç olarak kullandıkları anlaşılıyor.

FETÖ, 17-25 Aralık’ta açıkça Türkiye’ye düşmanlık gösterdi. Daha önce kaset kumpaslarıyla iki partide büyük değişiklik yapılmıştı. FETÖ’nün savaş stratejisinde birtakım değişiklikler olmakla birlikte kaset kumpasları ve 17-25 Aralık’ta takip edilen yöntemlerde büyük bir değişimden bahsedemeyiz. Fakat bunun karşısında Türkiye’nin savunmada kalmaya devam ettiği anlaşılıyor. FETÖ cepheyi genişleterek BAE ve PKK gibi kozmopolit bağımlı yapılarla büyük ortaklıklara giriyor, kirli ilişkileriyle meşhur iş adamlarını ve mafyayı sürece dâhil ediyor. Türkiye karşıtı iç siyasî cephenin de oluştuğunu görüyoruz. Bu da Türkiye’nin bu yapılara karşı takip ettiği stratejilerin soru işaretleri ile dolu olduğunu gösterir. Bu, muhakkak tartışılması gerekli bir meseledir.

Sivil toplum ve taşra bürokrasisi arasındaki kuvvetli dayanışmaya dikkat etmek gerekiyor. İngiltere ve Amerika “beş göz” ile dünyayı takip etmeye çalışırken Türkiye’nin gözleri körleştiriliyor.

#Türkiye
#Merkez Bankası
#Fransa
#BAE
#ABD
#Mısır