
Türkiye, Ukrayna Savaşı’nın başladığı andan itibaren iki tarafı bir araya getirmek ve savaşın bir an önce durdurulması yönünde yoğun çaba içine girdi. Bu çerçevede Rus ve Ukrayna tarafları Türkiye’de buluştular. Hatta gizli görüşmelerin yapıldığına dair haberler de yapıldı. İngiltere ve ABD’nin Ukrayna Savaşı üzerinden yeni bir düzen kurmak istediği ve bu savaşın devamından yana olduğu da açıkça gündeme geldi. Bu sebeple Ukrayna ve Rusya arasındaki birtakım görüşmelerin gizlenmesini tabiî karşılamak gerekir. Hem savaşın körüklenmesi yönündeki açık faaliyetler hem de savaşın durdurulması çabalarına destek vermemesi sebebiyle ABD ve İngiltere’nin Ukrayna Savaşı’nın devamından yana olduğu konusunda neredeyse bütün dünyada ortak bir kanaat oluştu. Türkiye’nin çabalarına destek verilmediği gibi savaşın devamı için ne mümkünse yapıldı.
Türkiye zaten Kafkaslar’dan başlayarak Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, Doğu Akdeniz ve Ege’de, Batı Trakya’da ve Balkanlarda ABD ve Avrupa devletleri ile mücadele ediyordu. Şimdi buna Karadeniz’in kuzeyi de eklendi. Türkiye’nin Ukrayna Savaşı’ndaki tutumuna Batı ülkelerinin karşıtlık oluşturması sıradan bir gelişme olarak görülemez.
Ukrayna Savaşı’nın devam ettiği şu günlerde muhtemel küresel gıda krizi dünya gündeminde baş sıraya oturdu. Kriz söyleminin Ukrayna’da devam eden fiilî savaştan daha önemli hâle geldiğini söyleyebiliriz. Nihayetinde gıda krizi söylemine Yunanistan da dâhil oldu. Yunan Başbakanı Miçotakis, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüştükten sonra Ukrayna tahılının dışarıya çıkarılmasında rol oynayabileceğini söyledi. Yunan Başbakan gerekçe olarak Yunanistan’ın denizcilikte önde gelen bir ülke olduğunu öne sürdü. Miçotakis, Fransa’yı arkasına alarak açıklama yaptığı izlenimi de verdi. Böylelikle Türkiye karşısında pozisyon elde etmek istediğini açığa vurmuş oldu. Yunanistan’ın bu tavrı Ukrayna Savaşı’nın hangi sebeplerle geri planda kaldığının anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Nihayetinde muhtemel küresel gıda krizinin özellikle Afrika ülkelerini açlık tehlikesi ile karşı karşıya bırakacağı da gündemdedir.
Türkiye salgın döneminin başından itibaren Kafkaslar’da, Suriye’nin kuzeyinde ve Libya’da neredeyse eş zamanlı olarak savaşa dâhil oldu. Bu, yaşadığımız dönemin hassasiyeti hakkında yeterince fikir vermektedir. Aynı dönemde ABD de Afganistan’dan kaçmak zorunda kaldı. Ermenistan Kafkaslar’da Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın karşısına çıktı. Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde ise PKK ve bileşenleri Türkiye’nin karşısına çıktı. Doğu Akdeniz ve Ege’de ise Yunanistan fiilî bir durum oluşturmak istedi. Türkiye’nin Misak-ı Millî’nin ötesindeki etkilerine odaklandıkları çok açıktır. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Yunan İsyanı ile başlayan yeni dönemi Avrupa’nın farklı coğrafyalardaki kazanımları ile ilişkilendirebiliriz. Yunan İsyanı, Osmanlı’ya bakışın değiştiğini gösterir. Avrupa yayılmacılığı bu yüzyılda zirveye çıktı. Buna rağmen Avrupa yayılmacılığının önündeki en büyük engel Osmanlı’ydı.
Osmanlı dönemi ile bugünkü Türkiye arasında doğru bir karşılaştırma yapmak hem geçmişi hem de bugünün hadiselerini anlamaya imkân verebilir. On dokuzuncu yüzyılda kolonyalist yayılmacılık coğrafyamızı doğrudan etkilemişti. Emir Abdülkadir ve Şeyh Şamil çağdaştı. Biri Cezayir’de Fransa’yı, diğeri Kafkaslar’da Rusları durdurmaya çalıştı. Bugün ise Türkiye’nin aynı coğrafyalarda durdurulması gerektiği yönünde haberler yapılıyor. II. Abdülhamid hakkında yapılan olumsuz haberleri, Osmanlı’nın İngiliz ve Fransız yayılmacılığı karşısında oluşturduğu direnç hatları eşliğinde ele almak gerekir. İngiltere ve Fransa kolonilerinin etkisi coğrafyanın derinliklerine ulaşırken karşılarında Osmanlı’yı buluyorlardı. Despot, istibdat, müstebit, Kızıl Sultan gibi yakıştırmaların kaynağında muhakkak Batı basınını buluruz. Bu da en azından içerideki muhaliflerin entelektüel kaynakları hakkında bir fikir verir.
Hem Yunanistan’ın hem de Türkiye’yi içeriden dışarıdan Batı adına kuşatmaya adanmış çevrelerin yanlış hesap yaptıklarını söyleyebiliriz. Türkiye on dokuzuncu yüzyılda savunma durumundaydı. Coğrafyamızda Avrupa yayılmacılığının önünü alamadığımız günlerde Eski Yunan mitolojilerinin modern Batı edebiyatına ilham vermesini tabiî karşılamak gerekir. Bugünün Yunan ve PKK güzellemeleri aynı kategoridedir. Yayılmacı Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin kayıp durumuna göre hesap yapmadıkları anlaşılıyor. Bugün Türkiye karşısında önlem almaya çalışıyorlar. Coğrafyanın dinamikleri harekete geçerken hem Yunan hem de PKK gibi vekiller Avrupa ve ABD için büyük bir yük olacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.