Mutlu, mesut ve bahtiyar oldum

00:0029/02/2008, Cuma
G: 2/09/2019, Pazartesi
Taha Kıvanç

Okunan bir gazeteci olmak hoş bir duygu kuşkusuz; bu duyguyu bana sıkça yaşatan muarızlarıma teşekkür ederim.Dün, Hürriyet''in Fatih Altaylı''nın boşluğunu doldurmak üzere devreye soktuğu, Emin Çölaşan kovulunca onun üslubunu da benimseyen yazarı önceki günburadaçıkan yazımatakılıyordu. Türban karşıtı rektörleri, ''mason localarından aldıkları emirleri yerine getiren insanlar'' olarak gösteriyormuşum. Bir yandan ''üst makamın emrini uygulamak zorunda olduklarını'' hatırlatıyor, diğer yandan da teker

Okunan bir gazeteci olmak hoş bir duygu kuşkusuz; bu duyguyu bana sıkça yaşatan muarızlarıma teşekkür ederim.

Dün, Hürriyet''in Fatih Altaylı''nın boşluğunu doldurmak üzere devreye soktuğu, Emin Çölaşan kovulunca onun üslubunu da benimseyen yazarı önceki gün
çıkan yazıma
. Türban karşıtı rektörleri, ''mason localarından aldıkları emirleri yerine getiren insanlar'' olarak gösteriyormuşum. Bir yandan ''üst makamın emrini uygulamak zorunda olduklarını'' hatırlatıyor, diğer yandan da teker teker isimlerini yazarak hedef gösteriyormuşum... Arkadaş, bunun, ''İslâmcı basının çok sevdiği bir yöntem'' olduğunu özellikle belirtiyordu.

Ayıp oluyor ama... Maaşınızı Aydın Doğan''dan alıyorsunuz, aynı gazetede yazıyorsunuz, fakat birbirinizi okumuyorsunuz... Gerçekten ayıp oluyor...

Okuyanlar hatırlayacaktır. O yazımda bu yılın temmuz ayında 22 rektörün görev süresinin biteceğini yazmış ve o rektörlerin isimlerini vermiştim. Arkadaşın ''hedef gösterme'' dediği bu…

Yapmışım da, o isimleri nereden alarak yapmışım acaba? Hürriyet''in Ankara Temsilcisi de olan yazarı Enis Berberoğlu''nun sütunundan… Berberoğlu, 9 Şubat tarihinde, ''Üç soruyla Pirus zaferi'' başlığı altında vermişti o listeyi...

: "Soru Bir: AKP üniversite kapısında türban meselesini anayasa ve yasa değişikliği olmadan, uygulama pratiğinde çözemez miydi?"

"Yanıt Bir: Bu yılın temmuz ayında 22 rektörün görev süresi doluyor. İsimlerini sayalım: Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Prof. Dr. Nusret Aras, Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz, Prof. Dr. Ayşe Soysal, Prof. Dr. Mehmet Bakır, Prof. Dr. Alper Akınoğlu, Prof. Dr. Fikri Canoruç, Prof. Dr. Emin Alıcı, Prof. Dr. Ülkü Bayındır, Prof. Dr. Cengiz Utaş, Prof. Dr. Mehmet Hamdi Muz, Prof. Dr. Kadri Yamaç, Prof. Dr. Erhan Ekinci, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Prof. Dr. H. Faruk Karadoğan, Prof. Dr. İbrahim Özen, Prof. Dr. İ.Vildan Alptekin, Prof. Dr. R. Ferit Bernay, Prof. Dr. Ural Akbulut, Prof. Dr. Enver Duran, Prof. Dr. M. Abbas Yurtkuran ve Prof. Dr. E. Durul Ören.

"Bu rektörlerden 10''u sekiz yıldır görevde, yani yeniden seçilmeleri mümkün değil. / 2009 yılında 2, 2010 yılında da 18 üniversitede rektör seçimi yapılacak. / YÖK Genel Kurulu''nda dengeler zaten değişiyor, Çankaya''nın eğilimi de belli. / Asgari dört ay (temmuza kadar) en çok iki yıl beklenseydi... 40 kadar rektörün değişeceği yeni üniversite ortamında türban meselesi çok daha kolay, sessiz sedasız hal yoluna girmez miydi? / İktidar partisi neden sabır gösteremedi, acelesi neydi?"

Görüyorsunuz, rektörlerin isimlerini ilk sayan Yeni Şafak değil; Hürriyet bizden önce yaptı bunu. Ben Enis Berberoğlu''nun izinden gittim yalnızca. Hürriyet bunu hep yapıyor, isimler veriyor... Yine de Enis Berberoğlu''nun kötü niyeti olduğunu hiç sanmıyorum.

''İki üsluplu arkadaş'' aynı gazetede çıkan diğer yazıları okumadan gününü geçiriyor belli ki; iyi de yazısı basılana kadar gazetesinde kimse bu durumu fark etmiyor mu? O sayfanın sekreteri, yazılardan sorumlu müdür, yayından sorumlu yönetmen? Yoksa Hürriyet''te kimse kimseyi okumuyor mu?

"Başörtüsü yasağı bütünüyle locaların güdümünde sürdürülüyor" tezinin sahibi dostum, Hürriyet''te çıkan değinme üzerine sabahın köründe aradı beni. "Kendisiyle Rodos''a yol arkadaşlığı yapmıştın, ben sorsam ''Kim bu herif?'' tepkisini verebilir, en iyisi o yolculuk hatırına senin sorman" deyip kafasını kurcalayan şu soruyu bana emanet etti: "Türkiye''de bugünün şartları Mustafa Kemal''in ''devrim'' adını alacak reformları gerçekleştirdiği döneme benziyor. O dönemde mason localarını kapatma ihtiyacı duymuştu Atatürk; acaba o dönemde masonlar ne yaptılar da locaların kapatılmasına yol açan süreç yaşandı?"

Arkadaşın takıldığı yazımda "Başörtüsü yasağı mason işi" tezine neden katılmadığımı açıklamıştım. Sosyal olaylar çok girift ve karmaşıktır, birden fazla sebebi vardır. Yeniden seçilmeyecek rektör biraz tribüne oynar. Çoğu tıp doktoru olduğu için hukuk ve siyaset bilimi konusunda eksiklidir; yanlış değerlendirme yapabilir.

Ancak dostum da iz sürmeyi biliyor. Basında aleyhte yayınların başını çekenler ''birader'' imiş; bundan hareketle vardığı bir kanaat, tez haline getirdiği... Atatürk''ü de bu tartışmanın içine kattı ya, zulasından çıkartacağı başka iddialar ve kanıtlar mutlaka vardır.

Bir zamanlar ''aşk yazılarının unutulmaz yazarı'' diye anılan, şimdilerde ise ''iki ayrı boşluğu'' doldurma derdindeki yazar arkadaşa kızdığım sanılmasın sakın... Ne yalan söyleyeyim, kendi gazetesi yazarını okumadığı halde beni dikkatle izlemesi gururumu okşadı.

Yanlış yapmıyor. Patronu da beni okuyarak güne başlıyor çünkü...