Yazarlar Yeni seferine çıkan Oruç Reis, Atatürk Tüccarı Yılmazın kulaklarını nasıl çınlattı?

Yeni seferine çıkan Oruç Reis, Atatürk Tüccarı Yılmaz’ın kulaklarını nasıl çınlattı?

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Oruç Reis “kaldığı yerden” devam ediyor: Bakım ve onarım işlemlerinin ardından, sismik araştırma faaliyetlerine yeniden başladı.

Bu Kutlu Sefer’in; Kahpe Yunanistan ile onun başta Fransa ve Almanya olmak üzere Evropa Birliği’ndeki tüm destekçilerine kapak olduğuna kuşku yoktur.

Bir de, içeride adeta “Yunan Medyası” misali takılan veyahut “Doğu Akdeniz’de ne işimiz var?” plağını çalan malum çevrelere aynen kapaktır.

NE YAZMIŞTI?

“Fikri Takip” çalışıyoruz: Oruç Reis bakım ve onarım için limana döndüğünde, sanki “Ankara korkup da geri adım atmış!” gibi psikolojik harekât icra edenler vardı.

Bunların başında “Oruç Reis’i 90 günlüğüne Akdeniz’e gönderip 30 günde götün götün geri çeken…” diye çirkin argo ile yazan Yılmaz Özdil geliyordu.

Oruç Reis gemisi Doğu Akdeniz’deki seferine yeniden başladığı andan itibaren “Atatürk Taciri” Yılmaz’ın kulaklarını sağır edercesine bir çınlama kaplamış olabilir!

Uzun lafın kısası…

Şimdi, bu durumda: Yılmaz ne oldu, sahi?

NARKOZCULARIN EFENDİSİ

Yılmaz mı; Atatürkçülük maskesiyle ve “İzmir Marşı” eşliğinde CHP’ seçmenini narkozlamakta pek mahirdir.

Komprador Burjuvazinin yani dışarıya bağımlı “Büyük Sermaye”nin namı hesabına “özel görev” yapıyor ki; işte bu da “Psikolojik Harp” vazifesidir.

14 Ağustos 2018 tarihli “Al Sana Tren” başlıklı yazısıyla TÜSİAD yaltakçılığının zirvesine çıkmış bir elemandır.

“BU TANKI LUTFEDER MİSİNİZ?”

27 Nisan e-muhtırasından hemen sonra (29 Nisan 2007) “İçtima” başlıklı yazısında, bakınız ne demişti:

“Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur!”

YERLEŞTİRİLMİŞ SİHİRBAZ

Türkiye’mizin milli menfaatlerine karşı; evvela Sabah’ta, sonra Hürriyet’te, nihayetinde Sözcü’de konuşlandırılmış bir köşe sihirbazıdır, Yılmaz:

Sadık okuyucu kitlesinin gözlerini bağlamakta o denli ustadır ki; Mandrake bunun yanında solda sıfır kalır!

BİR DRAJE YILMAZ’LA KEMALLİ RÜYA

Hiçbir Uyku Hapı, bu Yılmaz’ın Köşe Narkozu kadar etkili olamaz.

Günde sadece bir Draje Yılmaz’la mışıl mışıl uyursunuz:

Rüyanızda, kendinizi “Ne işimiz var Libya’da? Suriye’de ne arıyoruz? Zinhar Afrin’e girilmesin!” diye bağıran Benim Adım Kemal’e “eşlik ederken” buluverirsiniz!

“Afrin” demişken…

“Devlet Bahçeli Afrin’e gidecem diyor. Git baba tutan mı var?” diye aklınca dalga geçmeye yeltenen de Yılmaz Öz-maske idi!

“MASKELİ BALO” BİRADERLERİ

Daha geçenlerde, 007 John Dündar’a övgüler sıralıyordu…

“Atatürkçülük” yahut “Cumhuriyet” bahsinde mangalda kül bırakmayan Yılmaz; casusluğu ve vatana ihaneti tescilli John Dündar hakkındaki bu ayan beyan gerçeklerin dile getirilmesinden de rahatsızlık duyuyor!

BÖYLE YÜZSÜZLÜK GÖRÜLMEDİ

“Ajan Dündar Muhibbi” Yılmaz’ı, seneler önce Sabah’tan o dönemde yönettiği Hürriyet’e transfer eden Ertuğrul Özbukalemun’dur.

12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, 27 Nisan’ın “yılmaz savunucusu” Ertuğrul’dan bahsediyoruz!

Başörtülü Büşra Kayıkçı’nın caz piyanistliğini “Kıyamet alameti” diye tanımlayan tarih profesörü Ebubekir Sofuoğlu’na “Hocam, çaresi kolay, İkna Odaları kurdur” başlıklı yazısında saydırırken…

Finali, bakınız nasıl yaptı, dün:

“Biliyorum hocam senin derdin, korkun başka.

Çünkü caz özgürleştirir.

O yüzden senin için açık ve yakın tehlike.

Ama kurtuluşun yok, hocam...

Sen tarihin tozlu rafları arasında kaybolurken, bu ülkenin başörtülü kızları caz da çalacak...

Büyükelçi, savcı, hâkim, işkadını olacaklar...

Şef de olacaklar, gurme de olacaklar...”

KONFORA BAK: HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ

Bu satırları yazan Dönemin Apoletlisi Ertuğrul, İkna Odalarını kurduran 28 Şubat darbesinin azılı taraftarıydı.

Çevik Bir’in ağzından “Gerekirse silah bile kullanırız” manşetini atan kendisiydi; “İrticaya karşı topyekûn savaş” başlığını savuran da ondan başkası değildi.

28 Şubat generalleri, başörtülü öğrencilere hayatı zehir ederken; Ertuğrul’un Hürriyet’i işbu yasağın en önde gelen savunucusuydu.

Başörtülü kadınların büyükelçi, savcı, hâkim, işkadını, caz piyanisti olmasını falan geçtim…

Üniversite okumaktan alıkonulması, dahası toplumdan dışlanması için seferber olan Ecnebi Hürriyet’i, Baronsal Gladyocu Etki Ajanı Ertuğrul Özbukalemun yönetiyordu.

*

28 Şubat’tan on-on bir sene sonrası da var:

2008’de üniversitelerdeki başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik anayasa değişikliği Meclis’ten geçtiğinde; Günümüzün Pişkini/Utanmaz Ertuğrul, pabuç kadar puntolarla hangi manşeti atmıştı:

“411 el, KAOSA kalktı!”

Yasakçıların Şahı/Rıza Pehlevi’si bu Ertuğrul, şimdilerde kalkmış “Caz özgürleştirir” falan diye üst perdeden attırıyor…

-Caz yapma Ertuğrul, yemezler!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.