Trump’ın U dönüşü: İstanbul yöntemi öne çıkıyor

04:008/05/2026, Cuma
G: 8/05/2026, Cuma
Yahya Bostan

ABD Dışişleri Bakanı Rubio açıkça söyledi. “Hedeflere ulaştık. Epik Öfke operasyonu sona erdi. ” Gözden kaçan, büyük bir açıklamadır. ABD/İsrail-İran savaşının sona erdiği ağızdan kaçmıştır. Rubio devam cümlesinde şunu dedi: “Şimdi Özgürlük Operasyonu’nu başlattık. Hürmüz’de bir geçit açmak için birşey yapmak zorundayız.” İşaret ettiği şey ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz’deki yeni hamlesiydi. Trump; Hürmüz’de İran’ın nefes borusunu tutarken, Tahran blokajını kırmaya çalışacaktı. Ancak Rubio’nun açıklamasından

ABD Dışişleri Bakanı Rubio
açıkça söyledi. “Hedeflere ulaştık.
Epik Öfke operasyonu sona erdi.
” Gözden kaçan, büyük bir açıklamadır. ABD/İsrail-İran savaşının sona erdiği ağızdan kaçmıştır. Rubio devam cümlesinde şunu dedi: “Şimdi Özgürlük Operasyonu’nu başlattık. Hürmüz’de bir geçit açmak için birşey yapmak zorundayız.” İşaret ettiği şey
ABD Başkanı Trump’ın
Hürmüz’deki yeni hamlesiydi. Trump; Hürmüz’de İran’ın nefes borusunu tutarken, Tahran blokajını kırmaya çalışacaktı. Ancak
Rubio’nun açıklamasından sadece üç saat sonra, ABD Başkanı
bu operasyonu da askıya aldığını duyurdu.
Keskin bir U dönüşüdür
. Arka planında ne var? “İstanbul yöntemi öne çıkıyor” ne demek? Bu soruların yanıtlarına odaklanacağım.
Savaşı en başından bu yana dikkatle izliyorum. Açık kaynak bilgilerle arkaplan konuşmaları üzerinden bir analize ulaşmaya çalışıyorum. Gelinen noktada gelişmeler iki ana hat üzerinden yürüyor.
Bir yanda masa var
… Yani diplomasi çalışıyor.
Diğer yanda saha var
. ABD, çatışma unsurunu masadaki varlığını güçlendirmek için faal tutuyor. Süreç dinamik. Sarkaç; masayla askeri gerilim arasında gidip geliyor.
HAVADA İSRAİL MANEVRASI GÖZDEN KAÇMADI
Bir önceki yazıda “
Masadan gelen bilgiler pek de iç açıcı değil
” demiştim (5 Mayıs). Bunun sebebi ABD’nin,
İran’ı zorla masaya oturtacak bir hamle hazırlığında
olmasıydı. Trump’ın üzerinde zaman baskısı var. Seçimler yaklaşırken Amerikalı seçmenin cebini doğrudan etkileyen gerilimi olabildiğince çabuk -Hatta Çin ziyaretinden önce- bitirmek istiyor (Benzer bir baskı İran’da da var. Hürmüz blokajı nedeniyle petrol ihraç edemeyen İran’ın depoları dolmak üzere.) Bu yüzden “Özgürlük Operasyonunu” duyurdu. Kamuoyuna yansımayan bir bilgi de şuydu: İsrail, onlarca uçakla,
bazı bölge ülkelerinin hava sahasında manevralara başlamıştı
. Bu manevraların bir benzerini, İran’a yapılan geniş çaplı askeri saldırılar öncesinde de görmüştük.
VELİAHT PRENS’TEN ÜLTİMATOM, BÖLGE ÜLKELERİNDEN UYARI
Bunu başarabilseydi, İran’ın alanını olabildiğince daraltmış olacaktı. Ancak Trump, kısa bir süre sonra bu adımından vazgeçti (Trump’ın caydırıcılığı giderek zayıflıyor). NBC’nin dikkat çekici haberi, bu U dönüşünün başlıca sebebini ortaya koyuyor. Buna göre Trump, Körfez’i bilgilendirmemiş. S. Arabistan, ABD’ye “
Üslerimi kullanamazsın, hava sahamda uçamazsın
” demiş. Trump’ın, Veliaht Prens Selman’la konuşması da sorunu çözmemiş. Krizi çözmek için uğraşan bölge ülkelerinin ABD’ye “Bu karar krizi kontrolden çıkarabilir” mesajı ilettiği de belirtiliyor.
MÜZA-KERELER NEREDE KALMIŞTI?
Tekrar masaya döndüysek taraflar arasında nelerin konuşulacağına yeniden eğilebiliriz. Müzakerelerin kaldığı yeri ilk bu köşede okumuştunuz (Bakınız,
ABD-İran anlaşma taslağından sızan detaylar
, 21 Nisan). Kısaca özetleyeyim: Bir. Nükleer meselelerde
mutabakat neredeyse yüzde 80 tamamdı
. İki. İran’ın elindeki yüzde 60 zenginleştirilmiş 460 kg’lık uranyum uranyumun üçüncü bir ülkeye gönderilmesinde anlaşılmıştı. Üç. İran’ın zenginleştirmeye yeniden ne zaman başlayacağı konusunda ABD 20 yıl, İran 5 yıl önerisinde bulunuyordu. Tahran’ın şunu söylediği de biliniyordu: “Nükleer tesislerimiz zarar gördü. Muhtemelen bugün istesek bile 10 yıldan önce zenginleştirme faaliyetine başlayamayız.” Bu yüzden Tahran, “
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı
onay verdiğinde çalışmalarımıza yeniden başlayabiliz” diyordu. Bu konuda
10, 12, 15 yıl seçenekleri üzerinde duruluyordu.
MASADAKİ YENİ GELİŞMELER
Son iki haftada yaşanan “ara gerilim döneminin” başlıklara etkisi oldu. Bir. Hürmüz’ün açılması konusu. ABD, bir baskı aracı olarak, nihai imzalar atılana kadar Hürmüz’ü kapalı tutacağını söylüyordu. İran ise Hürmüz’ün açılmasını şart koşuyor, Hürmüz’den gelir elde edeceği bir statüko değişimi de istiyor. Müzakereler sürerken, güven arttıkça, Hürmüz’ün tedrici (kademeli) olarak -statükosu değişmeden- açılması bir
ara formül olarak öne çıkıyor.
İki. Başlıkta vurguladığım “
İstanbul yöntemi
.” Krizin ilk başlarında, İstanbul bir müzakere zemini olarak öne çıkmıştı. Türk diplomasisi, “ABD-İran nükleer meseleyi konuşsun. Biz bölge ülkeleri olarak, bölgeyi ilgilendiren diğer başlıkları konuşalım” önerisi getirmişti. ABD ve İran heyetleri bu öneriyi kabul etmişti. Ancak
İstanbul seçeneği dini lider -baba- Hamaney’e takıldı
. ABD-İran görüşmeleri Umman’a taşındı.
“İstanbul yöntemi”
bir müzakere metodolojisidir. Bu metodoloji, bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından çözümünü önceler. İran, savaştan önce bu perspektiften uzaktı. Ama sonra bazı pozitif işaretler geldi (Bakınız;
Devlet aklı savaş sonrası için yeni mimari çalışıyor
, 27 Mart.) Mevcut müzakerelerde İran’dan ABD’ye giden son öneride,
“Bölgesel sorunların bölge ülkeleriyle çözülmesi” vurgusunun yapıldığı anlaşılıyor.
Sevindiricidir.
#ABD
#Donald Trump
#İran