2011 her alanda kırılma yılı olacak

00:0019/12/2010, Pazar
G: 4/09/2019, Çarşamba
Yaşar Süngü

2010 yılının son ayından bakıldığında, gelecek 2011 yılının siyaset, ekonomik ve birçok sosyal alanda kırılma yılı olacağı anlaşılıyor.ABD''nin iş ve ekonomi çevrelerinin gazetesi Wall Street Journal (WSJ), düşünce kuruluşu “Control Risks” tarafından yapılan bir analizde, 2011 yılında, iyi ya da kötü yönde önemli siyasi ve ekonomik değişimlerin yaşanacağı, Türkiye''nin gelecek yıl jeopolitik konumu ve güçlü ekonomisi sayesinde, Yakındoğu''nun yükselen gücü olarak pozisyonunu sağlamlaştıracağı ifade

2010 yılının son ayından bakıldığında, gelecek 2011 yılının siyaset, ekonomik ve birçok sosyal alanda kırılma yılı olacağı anlaşılıyor.

ABD''nin iş ve ekonomi çevrelerinin gazetesi Wall Street Journal (WSJ), düşünce kuruluşu “Control Risks” tarafından yapılan bir analizde, 2011 yılında, iyi ya da kötü yönde önemli siyasi ve ekonomik değişimlerin yaşanacağı, Türkiye''nin gelecek yıl jeopolitik konumu ve güçlü ekonomisi sayesinde, Yakındoğu''nun yükselen gücü olarak pozisyonunu sağlamlaştıracağı ifade ediliyor

*

Servetle birlikte ekonomik refahın batıdan doğuya aktığına dikkat çeken Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray''ın tespiti yatırım için yön arayan iş dünyasına da ışık tutuyor.

SPK Başkanı''nın Gaziantep Üniversitesi Yönetim ve Kariyer Topluluğu''nun düzenlediği “Sermaye Piyasaları ve Finansal Gelişmeler” konulu konferansta, global kriz sonrası doğu ve batı arasında oluşan ciddi farklılığa şöyle dikkat çekiyor; “Doğu derken ağırlıkla Çin''den bahsediyoruz. Büyük oyuncu oradaki o. Batı derken ağırlıkla ABD''den bahsediyoruz büyük oyuncu yani iki kutuplu dünya gibi oldu. Almanya, Brezilya, Türkiye ve diğer küçük ülkeler arada bir yerde kalıyor ama iki tane kutup var doğu ve batı. Doğuda cari fazla oluştu. Yani doğu ülkeleri Çin başta olmak üzere aldığından daha fazla sattı. Cari fazla, bu cari fazlanın karşılığı batıdaki cari açıktı. ABD ve batı Avrupa açıklar verdi, doğu fazla verdi.”

*

Dünyadaki çeşitli ülkelerin Gayri Safi Yurt İçi Hasılalarına ilişkin çeşitli istatistiklerle bilgi veren Akgiray, ABD''nin 1992''de dünyadaki payının yüzde 26 olduğunu, bugün yüzde 24''e gerilediğini, Avrupa''nın payının da 2010''da yüzde 20''lere kadar gerileyeceğine dikkat çekiyor.

Gelişmekte olan ülkelerin başını çekenler Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Kore, Türkiye ve biraz da Malezya.

Bu ülkelerin yüzde 1992''de yüzde 17 olan payının 2015''te yüzde 40''lara dayanacağı belirtiliyor.

IMF''nin tahminleri de bu yönde.

SPK Başkanı, “Benim kişisel düşüncem bu payın daha da fazla olacağı yönünde. Avrupa''nın daralması daha hızlı olacak gibi gözüküyor. Bu grafikte, servet, ekonomik refah batıdan doğuya akıyor artık” diyor.

*

Brezilya bizden geriden başladı ama bizi geçti. Ancak orada da gelir dağılımı anormal. Çok fakirle zengin yan yana.

Hindistan hızla büyüyor. 2010''da Hindistan''ın 1,5 trilyon dolara yakın bir GSYH''sı olması bekleniyor.

Japonya 20 yıl önce büyümüş ve orada kalmış.

2000''de Rusya''nın GSYH''sı 260 milyar dolar gözüküyor.

Çin, on yılda 1 trilyon dolardan 5 misli büyüklüğe geldi, ama yoksul sayısı 1 milyar.

ABD hâlâ açık ara dünyanın en büyük ekonomisi, 2010 beklentisi 14 kusur trilyon dolar Gayri Safi Yurt İçi Hasıla.

Bu yıl Çin Japonya''yı tarihte ilk defa geçecek.

ABD birinci, Çin ikinci olacak.

*

Türkiye ekonomik gidişat olarak heyecan veren 5-10 ülkeden bir tanesi. Ekonomisi büyüdükçe de itibarı artıyor.

Türkiye ekonomisi şu anda 500-600 milyar dolar daha büyük bir borsayı üretebilecek kaynağa sahip.

Ancak küresel ekonomiye entegre olduğumuz için biz de bankacılığa göbekten bağımlı olmuşuz.

Yani sorunda orada, çözüm de.

Vatandaş ve şirketler başta olmak üzere küresel dünyada herkes bankalara borçlu.

Borç veren emir de veriyor, ülkeleri de yönetiyor.

Yani ekonomilerin yönünü paranın üstünde oturanlar belirliyor.

Şer olmazsa hayır bilinmez, elem olmazsa lezzet anlaşılmaz.
Said Nursi