Bulgaristan'ın işkembe çorbasını tescil isteği gündemi bitmişken bu sefer de çiğ köfte, baklava gibi yiyeceklerimizin hangi memlekete ait olduğu konusunda en az başlıktaki kadar saçma sapan fikirler ortaya atılmaya başladı. Aksini iddia edenler de biliyor: Çiğ köfte Şanlıurfa'ya, baklava ise Gaziantep'e has bir yiyecek çeşididir. Bu işin ticaretini en iyi şekilde yürütenler ise Adıyamanlılardır.
Türkiye gerçekten ilginç bir ülke. Sürekli başa saran gündemi insanı hayrete düşürüyor. Bazı konular yüzlerce kez tartışılıp çözüme ulaşmasına rağmen bir süre sonra aynı şeyler yeniden gündeme getiriliyor, yaşanan bir dejavu misali yeniden konuşulmaya başlıyor. Konuyu anlayan, anlamayan herkesin yorum yapması da işin en trajı komik tarafı aslında. Geçen hafta birçok televizyon kanalında işkembe ve paçanın Türk Mutfağına ait olduğu konusunu anlatmaya çalıştım. Belki duymuşsunuzdur; gündem tam da Bulgaristan'ın işkembe çorbasını tescil ettirmek istemesi ile ilgili başvurusuydu. Konu ile ilgili fikirlerimi merak eden okuyucularım tvarsivi.com sitesindeki videolardan takip edebilirler.
Bulgaristan'ın işkembe çorbasını tescil isteği gündemi tam bitmişken bu sefer de çiğ köfte, baklava gibi yiyeceklerimizin hangi memlekete ait olduğu konusunda saçma sapan fikirler ortaya atılmaya başladı. Sözüm ona yeni,aslında bayat bir gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da işin ehli olan veya olmayan herkes yine konuşmaya başladı. "Çiğ köfte Gaziantep'in mi?" ya da "Gaziantep usulü çiğ köfte" tarzında dikkate bile alınmayacak saçma bilgiler, yazılı ve görsel medyada yerini aldı bile.
Tüm bu beyanatları gündem oluşturabilmek, dikkat çekebilmek ve en önemlisi de medyada yer alabilmek için verenler, söylemlerine kendileri bile inanmıyorlardır aslında. Çiğ köftenin Gaziantep'e has bir yiyecek olmadığını en az Gazianteplilerin bildiği kadar kendileri de biliyorlardır. Yazının başlığına bakıldığında baklavanın Şanlıurfa'ya ait olduğu bilgisi herkese nasıl absürt geliyorsa; çiğ köftenin Gaziantep'e ait olduğunu söyleme işi de o kadar abesle iştigal bir durum aslında.
Bütün bu gereksiz tartışmalar yerine elimizdekilerin kıymetini bilerek onları korusak; birbirimize düşmeden değerlerimizi Yunanistan, Bulgaristan gibi açık kapıları kollayan diğer ülkelere kaptırmasak ülkemiz adına çok daha hayırlı olacaktır. Böylelikle daha hızlı refah seviyesine ulaşacağımıza da eminim. Konuya son noktayı koyacağımı umuyor, bu yazı ile birlikte benzer gereksiz tartışmaların da son bulacağını ümid ediyorum: Çiğ köfte Şanlıurfa'ya, baklava ise Gaziantep'e has bir yiyecek çeşididir. Bu işin ticaretini en iyi şekilde yürütenler ise Adıyamanlılardır. Tüm bunların aksini iddia edenlere, doğruluğunu kanıtlamaya her zaman hazırım.
Çiğ köfte ilk Hz.İbrahim döneminde Şanlıurfalı bir ev hanımı tarafından bulunmuştur. Hz. İbrahim döneminde yaşayan bir Şanlurfalı avcı, avladığı ceylanı eve getirerek hanımından yemek yapmasını ister. Hanımı evde odun bulunmadığını söyler. Çevrede toplanacak bir tek dal dahi kalmamıştır. Zira Nemrut, Hz. İbrahim'i ateşe atmak için yakacak ne varsa toplattırmıştır. Avcı, hanımından bir çare bulmasını ister. Bunun üzerine kadın, ceylanın budundan bir miktar yağsız et çıkararak bir taş üzerinde başka bir taşla ezmeye başlar. Sonra ezilmiş eti bulgur, biber ve tuzla karıştırarak yoğurur. Yeşil soğan, maydanoz ekler. Böylece Şanlıurfa'nın o leziz ve tadına doyum olmaz çiğ köftesi meydana gelir. Hz. İbrahim'in ateşe atıldığı günden bir hatıra olarak da bu yemek kalır.
(Kazancı Bedih Anısına)






