Banyoya girmeden önce besmele çekilmesi, Allah'tan cenneti isteyip cehennemden ona sığınılması müstehabdır.
Banyoya girerken şu duâ okunur:
"Yâ İlâhî! Senden cenneti ve nimetlerini istiyorum, cehennemden ve sıcaklığından sana sığınıyorum."
Banyodan çıkarken ise şu duâ okunur:
"Yâ İlâhî! Cehennemden sana sığınıyorum ve beni bağışlamanı istiyorum."
Enes bin Malik (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) helâdan çıktığı zaman şöyle derdi:
"Eziyet veren şeyi benden def eden ve bana sıhhat ve afiyet veren Allah'a hamd olsun."
Hz. Âişe (r.anhâ)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav)
helâdan çıktığı zaman,
"Yâ İlâhî! Mağfiretini dilerim" derdi.
İbn-i Ömer (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) helâdan çıktığı zaman şöyle derdi:
"Bana ni'metin lezzetini tattıran, onun kuvvetini bende bırakıp eziyetini benden gideren Allah'a hamd olsun."
Enes (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) helâya gireceği zaman şöyle derdi:
"Yâ İlâhî! Kirden ve pis şeylerden sana sığınırım."
İbn-i Ömer (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) helâya girdiği zaman şöyle derdi:
"Yâ İlâhî! Kirli, necis, pis, pisleyici şeylerden, kovulmuş olan şeytandan sana sığınırım."
Hz. Ali (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Peygamber (sav) aynaya baktığı zaman şöyle derdi:
"Allah'a hamd olsun. Yâ İlâhî! Beni güzel yarattığın gibi ahlâkımı da güzelleştir."
Enes (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) aynada mübarek yüzlerine baktığı zaman şöyle derdi:
"Beni düzgün ve ölçülü bir şekilde yaratan, yüzümün şeklini şereflendirip onu güzelleştiren ve beni Müslümanlardan kılan Allah'a hamd olsun."
Ebû Hureyre (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Allah aksırmayı sever, esnemeyi sevmez. Bu yüzden biriniz aksırıp da Allah'a hamd ettiği zaman, onu duyan her Müslüman'ın ona, 'Allah sana merhamet etsin' demesi hak olur.
Esneme ancak şeytandandır. Biriniz esnediğinde elinden geldiği kadar onu reddetmeye çalışsın. Çünkü biriniz esnediği zaman şeytan ona güler."
Başka bir rivâyetinde Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Biriniz aksırdığında "Elhamdülillah" 'Allah'a hamd olsun' desin. Kardeşi veya arkadaşı da ona "Yerhamükellah" 'Allah sana merhamet etsin' desin.
Eğer ona "Yerhamükellah" derse, o da ona "Yehdîkümullah ve yuslih bâleküm" 'Allah size hidâyet versin, hâlinizi düzeltsin' desin."
Enes (ra) şöyle demiştir:
"Peygamber (sav)'in yanında iki adam aksırdı. Birine duâ etti, diğerine etmedi. Duâ etmediği kimse:
'Falanca aksırdı ona duâ ettin; ben aksırdım, bana duâ etmedin' dedi.
O da ona:
'O, Allah'a hamd etti, sen ise Allah'a hamd etmedin' buyurdu."
Ebû Musa el-Eşarî (ra)'den rivâyet edildi ki:
Resûlullah (sav)'i şöyle derken işittim:
"Biriniz aksırır da Allah'a hamd ederse, ona duâ edin. Eğer Allah'a hamd etmezse, ona duâ etmeyin."
Ebû Hureyre (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Bir cemaat bir meclisten Allah'ı zikretmeden kalkarsa, mutlaka eşek leşinin üzerinden kalkmış gibi olurlar ve onlar için bir üzüntü olur."
Ebû Hureyre (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim bir mecliste oturur da, orada yaramaz laflar eder ama yerinden kalkmadan önce:
'Yâ İlâhî! Seni hamd ile tesbîh ederim! Senden başka ilâh olmadığına şâhidlik ederim. Senden bağışlanmayı ister, sana tevbe ederim.' derse, o mecliste ne yapmışsa mutlaka affolunur."
Hz. Ali (ra) şöyle demiştir:
Kim sevabının bol ölçekle tartılmasını arzu ederse, meclisinin sonunda veya kalkarken şöyle desin:
"Pek izzetli Rabb olan Rabbin, (onların) vasıflamakta oldukları şeylerden pek münezzehtir. Ve selâm peygamberler üzerine olsun! Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsûstur"
Hz. Ömer (ra)'dan rivâyet edildi ki:
Resûlullah (sav) bir meclisten, ashâbına şu duâlarla duâ etmeden nâdiren kalkardı:
"Yâ İlâhî!
Bizlere, sana karşı işlenebilecek günahlarla bizim aramızda engel olabilecek bir haşyet (Allah korkusu), bizi cennetine ulaştıracak bir itâat, dünyanın musîbetlerini bize basit gösterecek bir yakîn (şeksiz şübhesiz kesin îmân) nasîb eyle.
Yâ İlâhî!
Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan, gözlerimizden, kuvvetimizden sağlıklı, güzel bir şekilde istifâde etmek nasîb eyle. Bu organlarımız vasıtasıyla yaptığımız hayırlı işleri ardımızdan yaşat.
İntikâmımızı bize zulmedenlere karşı kullanmak nasîb eyle. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bize dinî musîbet verme. Dünyayı da bizim en büyük derdimiz yaptırma.
Bizleri sırf dünya derdiyle ilim öğrenenlerden eyleme. Bize merhamet etmeyecek kimseleri bize musallat etme."
Enes (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Cinlerin gözleriyle âdemoğlunun avret yerleri arasındaki perde, elbisesini çıkarmak istediği zaman müslüman adamın şöyle demesidir:
'Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'ın ismiyle."
Ümmü Hâlid (r.anhâ)'dan şöyle rivâyet edilmiştir:
Resûlullah (sav)'e içinde siyah bir aba bulunan birkaç elbise getirildi.
"Bu abayı kime giydirelim" buyurdu. Oradakiler sustular. "Bana Ümmü Hâlidi getirin" buyurdu. Peygamber (sav)'e geldim, onu bana eliyle giydirdi ve iki defa şöyle buyurdu:
"Üzerinde yıpransın, üzerinde eskisin."
İbn-i Ömer (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Peygamber (sav) Hz.Ömer (ra)'ın üzerinde beyaz bir elbise gördü ve:
"Bu elbisen yıkanmış mı, yoksa yeni mi?" diye buyurdu.
O da "Evet, yıkanmış" dedi.
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
"Yeni olarak giyesin. Allah'a hamd ederek yaşayasın. Şehîd olarak rûhunu teslîm edesin. Ve Allah sana dünyada da, ahirette de göz aydınlığı versin."
Bütün işlerde olduğu gibi bu işte de besmele çekmek müstehabdır.
Ebu Said el-Hudrî (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir:
Resulullah (sav) gömlek, aba veya sarık olsun yeni bir elbise giydiği zaman şöyle duâ ederdi:
"Yâ İlâhî!
Sana hamd ederim, bunu bana sen giydirdin, senden bunun hayrını ve ne için yapıldı ise onun da hayrını diler ve onun şerrinden ve ne için yapıldı ise onun da şerrinden sana sığınırım."
Hz. Ömer (ra)'dan şöyle rivâyet edilmiştir: Resûlullah (sav)'i şöyle derken işittim: "Kim yeni bir elbise giyer de,
'Avretimi örteceğim ve hayatımda onunla güzelleşeceğim elbiseyi bana giydiren Allah'a hamd olsun' der, sonra eski elbiseyi sadaka olarak verirse, Allah'ın hıfzında ve himayesinde, hayatta ve ölü iken Allah yolunda olur."