Dualar

Suhayb (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Peygamber (sav) girmek istediği bir köy veya kent gördüğü zaman mutlaka şöyle derdi:

"Ey göklerin ve gölgeledikleri şeylerin Rabbi! Ey yerlerin ve taşıdıkları şeylerin Rabbi!

Ey şeytanların ve azdırdıklarının Rabbi! Ve ey rüzgarların ve savurduklarının Rabbi!

Senden bu beldenin hayrını, halkının hayrını ve ondaki şeylerin hayrını ister ve onun şerrinden, halkının şerrinden ve ondaki şeylerin şerrinden sana sığınırız."

Hz. Âişe (r.anhâ)'dan rivâyet edilmiştir.

Resûlullah (sav) girmek istediği bir yeri uzaktan gördüğü zaman şöyle derdi:

"Yâ İlâhî!

Senden bu beldenin ve orada bulunanların hayrını ister, bu beldenin ve içinde bulunanların şerrinden de sana sığınırım.

Yâ İlâhî! Buranın canlılığını bize nasîp et, vebasından (hastalığından) bizi koru. Bizi buranın halkına sevdir ve bu belde halkının iyilerini de bize sevdir."

Havle bint-i Hakîm (r.anhâ)'dan rivâyet edilmiştir ki,

"Resûlullah (sav)'ın, 'Kim bir yere konaklar ve sonra,

'Allah'ın eksiksiz, mükemmel kelimeleri ile yarattıklarının şerrinden Allah'a sığınırım' derse, oradan ayrılıncaya kadar ona hiçbir şey zarar veremez' dediğini işittim."

Abdullah bin Ömer (ra) şöyle demiştir:

Resûlullah (sav) sefere çıkar da gece olursa, şöyle derdi:

"Ey yer, benim Rabbim de senin Rabbin de Allah'tır. Senin şerrinden, sendeki şeylerin şerrinden, sende yaratılan şeylerin şerrinden ve senin üzerinde dolaşan şeylerin şerrinden Allah'a sığınırım.

Aslandan ve karaltıdan, yılandan ve akrepten, buralarda yaşayan cinlerden, şeytan ve avenelerinden de Allah'a sığınırım."

İbn-i Ömer (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Peygamber (sav) Hacdan dönen bir gence şöyle duâ etmiştir:

"Allah haccını kabul etsin. Günahını bağışlasın. Masrafının yerine

bedelini getirsin."

"Mübarek makamlarda bulunan, oralara gitmeye gayret eden ve yolcu olan kardeşlerimize sıhhat ve afiyetle birlikte, Ka'betullah'da, Ravza-i Mutahhara'da, Arafât'ta ve bilcümle mübârek makamlarda duâ etmek, tazarru' ve niyâz etmek ve kardeşlerimize burada bulunan cemâatimize hem bütün ehl-i îmâna nasîb ve müyesser eyle.

Âmîn!

Yâ Rabbî!

Yapmış oldukları ibâdetleri ve duâları dergâh-ı izzetinde kabul eyle. Bizi bütün Müslümanlarla birlikte ibâdetlerine ve duâlarına hissedar eylemek nasîb eyle.

Her türlü fitnelerden belâ ve musîbetlerden muhafaza eyle. Sıhhat ve âfiyetle mekanlarına dönmek nasîb eyle.

Âmîn!”

Tabiînden Basralı Yunus bin Ubeyd bin Dînar (ra) şöyle demiştir:

"Zabt edilmesi zor olan bir hayvanın üzerinde olan bir adam, hayvanın kulağına,

'O halde Allah'ın dîninden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek ona teslîm olmuştur ve ancak ona döndürüleceklerdir' derse, Allah'ın izniyle hayvan rahat durur."

Abdullah bin Mes'ûd (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Birinizin hayvanı ıssız bir yerde bağı çözülüp kaçtığında,

'Ey Allah'ın kulları, tutun! Ey Allah'ın kulları, tutun!' diye seslensin. Çünkü Allah'ın yeryüzünde hazır bulunan kulları vardır, onu tutarlar."

Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: "Resûlullah (sav) bir savaştan dönmüştü, kendilerini karşıladım, selâm verip şu duâyı okudum:"

"Allah'a hamd olsun ki sana yardım etti, seni aziz kıldı ve sana ikramlarda bulundu."

"Yâ İlâhî! Dayanağım sensin, yardımcım sensin, senin verdiğin güçle düşmanlarla savaşıyorum."

Hz. Hüseyin bin Ali (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Gemiye bindiklerinde şöyle demeleri ümmetim için bir emniyettir:

"Onun akıp gitmesi de, durması da Allah'ın ismiyledir. Şübhesiz ki Rabbim, elbette Gafûr (çok bağışlayan)'dır, Rahîm (çok merhamet eden)'dir.

Halbuki (o kullar) Allah'ı şânının hakkıyla takdîr edemediler (tanıyamadılar, lâyıkıyla kulluk edemediler). Fakat kıyâmet günü, yer tamâmen onun avucunda (mülkü ve tasarrufunda)dır. Gökler de onun sağ eliyle (kudretiyle) dürülmüşlerdir. O, (onların) ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir."

Yolculukta bir vasıtaya veya gemiye binince mezkûr rivâyetleri bir araya getirip şöyle duâ edilebilir:

"Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. 'Münezzehtir o (Allah) ki bunu (bu vasıtayı) bize itâatkâr kıldı. Yoksa (biz) buna güç yetirici kimseler değildik. Ve şübhesiz biz, gerçekten Rabbimize dönecek olanlarız.'

Yâ İlâhenâ! Biz senden şu yolculuğumuz sırasında iyilik, takvâ ve râzı olduğun amelleri istiyoruz. Yâ İlâhenâ! Şu yolculuğumuzu kolaylaştır, uzunluğunu kısalt. Yâ İlâhenâ! Yoldaşım sensin, âilem sana emânettir.

Yâ İlâhî! Yolculuğun meşakkatinden, geçtiğim yollarda sıkıcı, üzücü manzaralar görmekten, geriye döndüğümde âilem ve malımın başına bir kötülük gelmiş olmasından sana sığınırım.

Onun akıp gitmesi de, durması da Allah'ın ismiyledir. Şübhesiz ki Rabbim, elbette Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahlm (çok merhamet eden)dir.

Halbuki (o kullar) Allah'ı şânının hakkıyla takdîr edemediler (tanıya madılar, lâyıkıyla kulluk edemediler). Fakat kıyâmet günü, yer tamâmen onun avucunda (mülkü ve tasarrufunda)dır. Gökler de onun sağ eliyle (kudretiyle) dürülmüşlerdir. O, (onların) ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir."

Yolculuk esnâsında duâ yapmak müstehabdır. Ebû Hureyre (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Kabul olunmuş üç duâ vardır ki, onlarda şüphe yoktur: Mazlûmun duâsı, yolcunun duâsı, babanın çocuğuna yaptığı duâ."

İbn-i Ömer (ra)'dan şöyle rivâyet edilmiştir:

"Resûlullah (sav) ve ordusu tepelere yükseldikleri zaman tekbîr getirirler, indikleri zaman tesbîh ederlerdi."

Ebû Musa el-Eşarı (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, sahâbîler tekbîr ve

tehlîlde seslerini yükseltince Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Ey insanlar! Kendinize acıyın, siz sağır birine veya gâibde olan birine duâ etmiyorsunuz. O her şeyi işitendir, çok yakındır."

"Tevbemizi kabul et. (Hatalarımızdan) Rabbimize döndür. Üzerimizde hiçbir günah bırakmasın. "

İbn-i Ömer (ra)'dan şöyle rivâyet edilmiştir:

Peygamber (sav) hacdan veya umreden, bir rivâyette de gazadan döndüğü zaman ve bir tepeye veya yüksek bir yere çıktığında üç defa tekbîr getirir, sonra şöyle derdi:

"Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd ve senâ, medh ve minnet ona mahsûstur. Onun her şeye gücü yeter.

(Biz hatâsından) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, secde edenler, Rabbimize hamd edenleriz.

Allah va'dini yerine getirdi. Kuluna yardım etti. Düşman toplulukla rını tek başına hezîmete uğrattı."

Başka bir rivâyette Medine'ye dönerken Medine sırtlarından tâ Medine'ye varıncaya kadar şöyle buyurmuşlardır:

"(Biz hatâsından) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz."

İbn-i Ömer (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) yolculuğa çıkarken devesine bindiği zaman üç defa tekbir getirip:

"Münezzehtir o (Allah) ki bunu (bu vasıtayı) bize itâatkâr kıldı; yoksa (biz) buna güç yetirici kimseler değildik ve şüphesiz biz, gerçekten Rabbimize dönecek olanlarız.

Yâ İlâhenâ!

Biz senden şu yolculuğumuz sırasında iyilik, takvâ ve râzı olduğun amelleri istiyoruz. Yâ İlâhenâ! Şu yolculuğumuzu kolaylaştır, uzunluğunu kısalt. Yâ İlâhenâ! Yoldaşım sensin, âilem sana emânettir.

Yâ İlâhenâ!

Yolculuğun meşakkatinden, geçtiğim yollarda sıkıcı, üzücü manzaralar görmekten, geriye döndüğümde âilem ve malımın başına bir kötülük gelmiş olmasından sana sığınırım." derdi.

Ali bin Rabîa (ra)'dan şöyle rivâyet edilmiştir:

"Ali bin Ebî Tâlib'e binmesi için bir binek hayvanı getirildiğine şâhit oldum. Üzengiye ayağını koyunca "Bismillah" dedi. Üzerine binip

doğrulunca,

'Hamd Allah'a mahsustur. 'Münezzehtir o (Allah) ki, bunu (bu vasıtayı) bize itâatkâr kıldı. Yoksa (biz) buna güç yetirici kimseler değildik ve şüphesiz biz, gerçekten Rabbimize dönecek olanlarız' dedi.

Sonra üç defa "Elhamdülillah" üç defa da "Allahuekber" dedi.

'Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin. Ben nefsime zulmettim, bana mağfiret eyle. Çünkü günahlara ancak sen mağfiret edersin' dedi ve sonra güldü. 'Ey Müminlerin Emîri niçin güldün?' denildi.

Dedi ki: 'Resûlullah (sav)'i benim yaptığım gibi yapıp sonra güldüğünü gördüm. Ben de 'Yâ Resulallah! Niçin güldünüz?' dedim. Şöyle buyurdular:

'Her türlü noksanlıktan münezzeh ve yüce olan Rabbin, kendisinden başkasının günahları affedemeyeceğini bilen bir kulunun,

'(Yâ Rabb!) Günahlarımı bağışla' demesinden hoşlanır."

İbn-i Ömer (ra)'ın rivâyetine göre, Resûlullah (sav) yolculuğa çıkanı uğurlarken şöyle derdi:

"Dinini, emânetini ve amelinin neticelerini Allah'a emânet ediyorum."

Abdullah bin Zeyd (ra)'ın rivâyetine göre, Resûlullah (sav) ordusunu cihada uğurladığında şöyle derdi.

"Dininizi, emânetinizi ve amellerinizin netîcelerini Allah'a emânet ediyorum."

Evinden çıkınca, ailesiyle, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla ve komşularıyla vedalaşması, onlardan duâ istemesi ve onlara duâ etmesi müstehabdır.

Ebû. Hureyre (ra)'ın rivâyetine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Kim yolculuğa çıkmak isterse geride bıraktıklarına,

'Sizi kendisine emanet bırakılanların zayi olmadığı Allah'a emânet bırakıyorum' desin."

Yolculuğa çıkacak olan kimse evinden çıkmadan önce iki rekât namaz kılması müstehabdır.

Birinci rekâtta Fatihadan sonra Kâfirûn Sûresini, ikinci rekâtta İhlâs Sûresini veya birincide Felak Sûresini, ikincide Nâs Sûresini okuyabilir.

Selam verince Âyetü'l-Kürsî'yi okur. Çünkü 'Kim evinden çıkmadan Âyetü'l-Kürsîyi okursa, dönünceye kadar ona hoşlanmayacağı bir şey isabet etmez' denilmiştir.

Yolculuğa çıkmak isteyen kimse düşmandan veya vahşî hayvanlar dan korkarsa, Kureyş Sûresini okuduğu takdirde bütün kötülüklerden emin olur.

Bunları yaptıktan sonra ihlas ve samimiyetle duâ eder. Yapacağı duâların en güzeli şöyledir:

"Yâ İlâhî! Yalnız senden yardım diler, yalnız sana güvenirim.

Yâ İlâhî! Bu işimi ve yolculuğumu kolaylaştır. Bana dilediğimden fazla iyilik lutfet. Her türlü kötülüğü benden sav.

Rabbim! Gönlüme genişlik, işlerime kolaylık ver.

Yâ İlâhî! Beni, dinimi, ailemi, yakınlarımı, dünyada ve âhirette bize lutfettiğin nimetlerin hepsini sana emanet ediyorum.

Ey keremi bol Rabbim! Bizi her türlü kötülükten koru."

Yolculuğa çıkacak kişi duâsını yaparken başta ve sonda Allah'a hamd eder ve Resûlullah (sav)'e salavat getirir.

Oturduğu yerden kalktığı zaman da şöyle der:

"Yâ İlâhî!

Sana yöneldim, sana sığındım. Yâ İlâhî! Beni, ehemmiyet verdiğim ve ehemmiyet vermediğim şeylere muhtaç bırakma.

Yâ İlâhî! Takvamı artır, günahımı bağışla, her ne tarafa yönelirsem beni hayra yönlendir."

Enes (ra)'dan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah (sav) ne zaman yolculuğa çıkmak istese, oturduğu yerden kalktığı vakit mutlaka bu duâyı okurdu.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026