No pasaran!

Ömer Faruk
00:0022/08/2013, Perşembe
G: 21/08/2013, Çarşamba
Yeni Şafak
Gündem
Gündem

Romanıyla, şiiriyle, bestesiyle hüzünlüdür İspanya''nın savaşı. Malraux''un ''Umut'' romanında ''umutsuzluk'' o kadar güzel anlatılır ki: Cumhuriyetçi Hernandez ve bir grup direnişçi faşistler tarafından kurşuna dizilmeye götürülmektedir. Arkadaşı kamyonun köşeyi dönmesinden hemen sonra atlayıp kaçar, yakınlardaki Cumhuriyetçi karargâha sığınacaktır.

1936''dan 39''a kadar yaklaşık üç sene sürdü iç savaş. Kavga seçimle gelen Cumhuriyetçi solcularla onlara karşı ayaklanan Monarşi yanlısı sağcılar arasındaydı. Madrid düştüğünde faşistlerin yanıtı ''Han pasado'' olacak: ''işte geçtik!''

Ve General Franco büyük savaş sonunda devrilen çağdaşlarına inat otuz altı sene diktatörlükle yönetecekti İspanya''yı. Komünizm düşmanlığı Hitler''i, Mussolini''yi deviren demokrat(!) Batı ile diktatör Franco''yu yakınlaştıracaktı: her zamanki Batı iki yüzlülüğü…

İspanya İç Savaşı yirminci yüzyılın en kanlı sayfalarından. Yüz binlerce İspanyol sivil, asker, gerilla ve elliden fazla ulustan kırk binden fazla genç yabancı, muhtemelen sadece haritadan bildikleri bir ülkeye savaşmak için gönüllü olarak geldi ve çoğu burada öldü.

Sovyet Rusya İspanyol Cumhuriyetçileri destekledi. Nazi Almanya''sı ve İtalya ise faşistleri… Türkiye mi? Türkiye 28 Ocak 1938''de, yani savaş başladıktan bir sene sonra, henüz kimin kazanacağı belli olmamışken General Franco''nun Burgos hükümetini tanımış!

Bu savaşla, birkaç sene sonra kullanacağı silahları ilk İspanya''da deneme fırsatı buldu Hitler alçağı; dostu Franco''ya yardım etmek için! Picasso savaşın bütün dehşetini, acımasızlığını, karmaşasını anlatan o meşhur Guernica tablosunu, Nazi uçaklarının bombaladığı Guernica kasabasından ilhamla yaptı. Sonradan bu tablosunu kastederek, ''siz mi yaptınız?'' diye soracak olan Nazi subayına ''hayır siz yaptınız!'' yanıtını verdiği söylenir.

ACININ ROMANLARI

Zamanın yaşayan en büyük İspanyol şairi Lorca otuz sekiz yaşında, çok sevdiği Granada kentinde bir gece yol kıyısında faşistler tarafından katledildi bu savaşta. ABD''li yazar Hemingway de tıpkı G.Orwell gibi Cumhuriyetçilerin safında yer aldı, savaştı. Gözlemlerini, yaşadıklarını ''Çanlar Kimin İçin Çalıyor'' romanında anlattı. Rodrigo Türkiye''de Deniz Gezmiş''in idam marşı diye bilinen, insanın ruhuna işleyen o güzelim konçertosunu bu savaşa ithaf etti.

Romanıyla, şiiriyle, bestesiyle hüzünlüdür İspanya''nın savaşı. Malraux''un ''Umut'' romanında ''umutsuzluk'' o kadar güzel anlatılır ki: Cumhuriyetçi Hernandez ve bir grup direnişçi faşistler tarafından kurşuna dizilmeye götürülmektedir. Arkadaşı kamyonun köşeyi dönmesinden hemen sonra atlayıp kaçar, yakınlardaki Cumhuriyetçi karargaha sığınacaktır. Arkasından laf olsun diye birkaç kurşun sıkmakla yetinirler. Hernandez kılını kıpırdatmaz. Yorulmuştur artık, o da arkadaşıyla kaçsa kurtulsa ne fark edecektir? Kaybetmişlerdir. Ve kızgın demir, toz, toprak, sidik, kan ve bahar kokusu içinde, taze mezarlıkların duvarının dibinde idam mangasının mitralyözleri takırdar… Kurşunlar vıcıklayarak saplanır genç ve yorgun bedenlere…

Hay Allah, biz bunca lafı neyin üstüne getirecektik? Mısır''dan söz etmek için oturmamış mıydık yazıya?! Pek de bir şey farketmedi sanıyorum… Biz gene de dünyanın bütün Batılarının, doğularının, faşistlerin, darbecilerin kahpeliğine, körlüğüne, ikiyüzlülüğüne karşı haykıralım umutla: No Pasaran…!