Avrupa'nın fasoncusu bölgemizin markasıyız

Şükrullah Dolu
00:005/04/2010, Pazartesi
G: 4/04/2010, Pazar
Yeni Şafak
Avrupa'nın fasoncusu bölgemizin markasıyız
Avrupa'nın fasoncusu bölgemizin markasıyız

Türkiye, tekstil ve hazır giyimde kıdemli fasoncusu olduğu Avrupa'ya 5 liraya sattığı bir ürüne, komşu ve çevre ülkelerde açtığı mağazalarla oluşan marka imajıyla 15-20 liraya alıcı bulabiliyor. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Yılmaz Yılmaz, bu durumu, 'Artık Türk malı vurgusu Türk markası ifadesi ile yer değiştirdi' sözleriyle özetliyor

Tekstil ve hazır giyimde Avrupa'nın kıdemli fasoncusu olan Türkiye, komşu ve çevre ülkelerde açılan mağazalarla yeni bir aşamaya geçiyor. Özellikle yerli markaları çatısı altında toplayan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Yılmaz Yılmaz, üretim imajı olan “Made in Turkey”den, “Türk markaları” dönemine geçildiğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Bundan en fazla 20 yıl önce yurtdışında mağazalara gittiğimizde Made in Turkey etiketi görüp mutluluk duyar, gururlanırdık. Oysa şimdi dünyanın her yerinde bin 175 BMD mağazası bizi karşılıyor. Türkiye perakendesinde bir devrin bitip yeni bir devrin açılışına şahitlik ediyoruz.”

YOLUN SONU DEĞİL, BAŞINDAYIZ

Bir ülkenin sahip olduğu markaları kadar zengin olabileceğinin altını çizen Yılmaz Yılmaz, yurtdışında Türk markası bayrağını çoğaltmanın öncelikleri olduğunu söyledi. Moda perakendesinin Türkiye'yi dünya liginde şampiyonluğa yükseltecek sektörlerin başında geldiğini anlatan Yılmaz, arzu edilen yönlendirmelerin yapılması halinde sektörün 10-15 yıl içinde markalı ihracat başta olmak üzere 50 milyar dolarlık ihracata ulaşabileceğini vurguladı ve buna örnek olarak İtalya'yı gösterdi.

BÖLGEMİZİN MARKASI OLDUK

Başta Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) olmak üzere birçok STK'ya danışmanlık yapan ve sektörleri yakından izleyen Dr. Can Fuat Günlesel de sektördeki değişim ve dönüşüme dikkat çekiyor. “Biz Avrupa'nın tedarikçiyisiz” diyen Fuat Günlesel ve şöyle devam etti: “Çünkü bu bölgelerde tedarikte bulanabileceğimiz markalar ve perakende grupları yoktur.”

AVRUPA'YI TAMAMLAYAN YAPI

Avrupa ile komşu ve çevre ülkeler pazarının birbirine alternatif değil, birbirini ikame eden pazarlar olduğunu anlatan Gürlesel, “2015 için bizim öngördüğümüz proje de: Avrupa'ya nitelikli tedarikçi olalım, yakın pazarlarda ise piyasa yapıcı ülke olalım. Yani kendi marka koleksiyonumuzu yakın pazarlarda hakim kılalım. Kendi fiyatlarımızla ve kendi ürünlerimizle hakim olalım. Bu bölge insanın yaşam koşullarına uygun üretimde bizim üreticilerimiz daha avantajlı. Bunu değerlendirmemiz halinde, Asya-Pasifik bölgesinin rekabetinden de korunmuş oluruz.”

AZ SATIP ÇOK KAZAN DÖNEMİ

Şu anda ihracatın ne kadarı tekadikçi, ne kadarı markalı olarak gerçekleştiğini ölçemediklerini, ancak giderek toplam ihracat içinde bunun markalı ihracatın payının artacağını ifade eden Can Fuat Gürlesel, böylelikle Türkiye'nin az zatıp çok kazanacağını bir döneme geçtiğini belirterek şunları kaydetti:

KAPASİTEYE DAYALI ÜRETİM

“Avrupa'ya bir birim malı 5-6 dolara satıyorsak, yakın pazarlarda açılan mağazalarla aynı malı doğrudan tüketiciye ulaştırdığımız için 15-20 dolara satabiliyoruz. Kapasiteye dayalı üretim yapmaktan giderek daha az sayıda, ancak kendi koleksiyonu ve modasıyla daha yüksek fiyata satış yapmaya dönüşüyor. Onun için istatistiklerde bizim kapasitemiz ve çalışan sayımız düşüyor gibi gözüküyor, fakat markalı ürün satışının fiyat etkisiyle ihracat hacmi artmaya devam ediyor”

10 YILDA 10 DÜNYA MARKASI

Dünyada devlet destekli tek marka oluşturma programı olan Turquality kapsamındaki yaklaşık 70 markadan yarıya yakınının tekstil ve hazır giyim sektöründen olması, sektörün potansiyelini gösteriyor. Turquality'nin “10 yılda 10 dünya markası” hedefine bu sektöründen çıkacağı belirtiliyor. Markalar şöyle sıralanıyor: BGN, Derri, DESA, Fabrika, İpekyol, JKEY, KOTON, LTB, MACHKA, Mavi Jeans, NetWork, RAMSEY, SARAR, VAKKO, W MEN. Tekstil başlığında ise BOSSA, hamam, SÖKTAŞ, TAÇ ve YÜNSA var. Listedeki Colin's (Rusya'da), damat-tween (Avrupa'da), Mavi Jeans (ABD'de), RAMSEY (İngiltere'de) ve SARAR (Avrupa'da) dünyanın belli başlı merkezlerinde şimdiden marka olarak biliniyor.

SEKTÖR İÇİN SIÇRAMA TAHTASI

İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İstanbul'un önümüzdeki 5 yılda dünya moda ensdistrisinde ilk 5'e gireceğini ve İtalya gibi sektörden 60 milyar dolarlık bir değer üreteceğini belirtiyor.


Bayrağı dünyaya markalar dikiyor

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Yılmaz Yılmaz, bir ülkenin sahip olduğu markalar kadar zengin olduğunu vurguluyor ve önceliklerinin yurtdışında mağazalaşma olduğunu belirtiyor. Türkiye perakendesinde bir devrin bitip yeni bir devrin açılışına şahitlik ettiklerini vurgulayan Yılmaz Yılmaz, 400 marka ile gerçek bir yıldızlar topluluğu olan BMD üyelerinin yurtiçinde 40 bin, yurtdışında ise 69 ülkede bin 175 mağazası bulunduğunu, 170 bin çalışanla yıllık 24 milyar dolar ciro gerçekleştirdiklerini söyledi. “İtalya, Avrupa'nın göbeğinde çok daha yüksek maliyet ile çalışmasına rağmen perakende ve modanın yarattığı katma değerle yıllık 60 milyar dolarlık hazır giyim, tekstil ve deri ürünleri ihracatı yapabiliyor” diyen Yılmaz Yılmaz, yükselen maliyetlere rağmen Türkiye'nin de moda perakendesinde dünya ligine çıkabileceğini vurguladı.


Türkler de global operasyon yapıyor

Cumhuriyet sonrasında makine gücüne dayalı üretime yönelen Türkiye, 1933'lü yıllarda ülkedeki ilk endüstri dalı olarak tekstil sektörünü kurmaya yöneldi. Kayseri'de kurulan ilk Sümerbank fabrikası ile modern anlamda tekstil sektörünün ilk temelinin atıldığı belirtiliyor. Tarihi kayıtlara göre burada çalışacak elemanlardan birçoğu yurtdışında eğitim gördü. Türkler, tekstilde büyümeyi Türkiye sınırlarından global aranaya taşımış durumdalar. Eroğlu Grubu, Colin's markasıyla Rusya'da zirvedeki yerini sağlamlaştırıyor. Grup Başkanı Nurettin Eroğlu, bir zamanlar yabancı markalar tarafından yapılan ve kendilerinin imrenerek izledikleri global operasyonları şimdi kendilerinin yaptığını gururla anlatıyor.


YARIN

  • Türk markalarının global operasyon yetkinliği var mı? Alman modacıları Türk tekstilcilerle işbirliğine mecbur eden gelişme nedir? Avrupa ve bölge ülkelerinde sektörü bekleyen fırsatlar neler?