Güneş Motel'den 'dürüst' Ecevit'e
00:00, 11/04/1999, PazarG: Güncelleme: 16:00, 15/05/2017, Pazartesi
Yeni Şafak

Arşiv
Türk siyasi tarihinde tranfer pazarının ilk öncüsü olan Ecevit, aynı zamanda yolsuzlukları örtmede de marifetli bir liderdir.
Galiba toplumsal hafızası en zayıf ülkelerden birisiyiz. Ya da, siyasal iktidara fazlasıyla angaje olmuş olan tekelci medya kurumları, toplumsal hafızamızı neredeyse tümden yoketmek için insafsız bir kampanya başlattılar. Görünen o ki ikinci şık daha ağır basıyor. Baksanıza, üçüncü dünyacı, Saddam'ın kadim dostu olan, siyaseten 'evde kalmış' Ecevit'i 21. yüzyıl lideri olarak topluma kakalamaya çalışıyorlar.
Oysa, bir ahlak ve dürüstlük örneği olarak sunulmaya çalışılan bu Ecevit, 1978'de "Güneş Motel" olayında 11 milletvekilini transfer ederek, siyasi ahlaksızlığın ilk örneğini vermiş bir liderdir. Demokratlığı Bağdat'ın ötesine geçemeyen, 'damarlarında totalitarizm kanı dolaşan' bu karı koca partisi DSP'yi Türkiye'nin geleceği olarak sunmak, bu ülkeye yapılabilecek kötülüklerin en büyüğüdür.
Eğer toplumsal hafızamız tümden yokolmadıysa, Türkiye'nin 1980 ihtilaline nasıl, hangi şartlarda ve kimlerin marifetiyle geldiğini unutmuş olamayız. Ecevit ve Demirel ikilisinin 1970'li yıllarda bu toplumda yaptığı tahribatı, bir film şeridi gibi bir kere daha gözümüzün önünden geçirmekte yarar var.
Nitekim Türkiye, ruhsatı çoktan iptal olmuş, eski model siyasetçilerle 1970'lerin sonunda gelip duvara çarptı. 1983'te başlayan Özal'lı yıllar ise Türkiye'nin ekonomik ve sosyal devrimlerin gerçekleştiği yıllar oldu. Ancak ne yazık ki, Özal'ın ölümüyle birlikte Türkiye yeniden Demirel, Ecevit ve küçük promosyonları Yılmaz'la eski korkularına geri döndü. Bu korkunun üç atlısı, Özal'la başlayan demokrasi ve değişim döneminin adeta intikamını almaya başladılar. Özal sonrasında başlayan Demirel, Ecevit ve Yılmaz dönemleri demokrasi, değişim ve insan hakları umutlarının kırıldığı talihsiz yıllar oldu.
Şu bir gerçek ki Türkiye, Ecevit, Demirel ve Yılmaz gibi basiretsiz liderler yüzünden büyük acılar çekti, ağır bedeller ödedi. Bu ülkede, aynı acıları tekrar yaşamak isteyen bir tek kişinin bile olduğunu sanmıyorum.
1998'de Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller'i Meclis'te aklayarak hem 61 milletvekiliyle Başbakan olmayı başarmış hem de, kirlilikleri temizlemede ne kadar marifetli olduğunu kanıtlamıştır. Yine Kurtköy ve SEKA'da katrilyonluk yolsuzluklara imza atan Yılmaz'ı, "dürüst lider" etiketli Ecevit kurtarmıştır. Ecevit'in marifetleri sadece bu kadar değil kuşkusuz. Sayın Ecevit, Başbakan olur olmaz yayınladığı "Sansür Genelgesi"yle önce toplumun özgürlüklerini kısıtlamış, kendi yayınladığı genelgeyi ihlal eden Kartel televizyonlarına kol kanat gererek onları koruma altına almıştır. ------- ARA BASLIK ------------------
Zoraki rüzgar
Terör başı Apo'nun Türkiye'ye getirilmesinden sonra, ya da İsrail ve Amerika'nın Apo'yu hediye ettiği günden bu yana, Ecevit lehine zoraki bir rüzgar estirilmeye çalışılıyor. Özellikle siyasal iktidarla çıkar ilişkisi içine giren kartel medyası, öylesine bir zoraki rüzgar estiriyor ki, rakamsal gerçekleri bile tersyüz ederek Ecevit'i birinci göstermeye çalışıyor. Oysa geçen seçimlerde DSP 4 milyon küsur oy almış. Bir kere birinci olabilmesi için, daha önce aldığı oyun iki katından fazla oy alması gerekiyor. Sadece bir seçim döneminde böylesine bir artışın gerçekleşmesi, bırakın Türkiye'yi dünya siyaset tarihinde bile ne görülmüş ne de duyulmuş bir şey.
Şu ana kadar yapılan anketler de gösteriyor ki, Ecevit Orta Anadolu ve Güneydoğu'yu kapsayan 43 ilde fiilen yok. Eğer kartel medyasının hokkabazlık kokan değerlendirmelerini değil de rakamsal gerçekleri esas alırsak, DSP'nin ikinci parti bile olmasının mümkün olmadığını rahatlıkla görürüz. Elbette DSP'de gözle görünür bir artışın olduğu muhakkak, ancak bütün parlatmalara rağmen bu artışın 3-4 puanın üzerinde olması mümkün değildir. ------- ARA BASLIK ------------------ Mehmet OCAKTAN
------- Geri OKU ------------------
