Kürtçe 'buradayım' deyince 'yok' sayıldı

İstanbul
00:003/07/2012, Salı
G: 3/07/2012, Salı
Yeni Şafak
Kürtçe 'buradayım' deyince 'yok' sayıldı
Kürtçe 'buradayım' deyince 'yok' sayıldı

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 'KCK' davasında kimlik tespiti yapılmak istenen sanıklardan Kudbettin Yazbaşı, Kürtçe 'Buradayım' deyince 'yok' sayıldı. Mahkeme başkanı Kürtçe'nin Lozan'a göre azınlık dili sayılamayacağını belirtti

PKK terör örgütünün şehir yapılanması KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde yapılan duruşmaya, Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 140 tutuklu sanık ile aralarında Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 14 tutuksuz sanık katıldı. Duruşmada 120'yi aşkın avukat hazır bulunurken, bunların büyük bölümü bütün sanıkların müdafisi olarak davada yer aldıklarını söyledi. Kimlik tespiti yapılmak istenen sanıklardan Kudbettin Yazbaşı, Kürtçe 'Buradayım' dedi. Yazbaşı'nın, okunan kimlik bilgilerine de Kürtçe cevap vermesi üzerine Alçık, 'Sanık Türkçe dışında başka bir dil kullanıyor' diyerek, kimlik tespitini bıraktı. Buna itiraz eden avukat Sinan Zincir, 'Müvekkilim kendi anadilinde konuşuyor. Kimlik tespitinin yapılmasını istiyorum' dedi.

AZINLIK DEĞİL

Mahkeme heyeti, görevsizlik, yetkisizlik, dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi ve Kürtçe savunmalar için tercüman görevlendirilmesi taleplerini reddetti. Mahkeme Başkanı Alçık, 'Görülmekte olan dava, BDP'nin, Kürtlerin, Kürtçe'nin yargılanması veya BDP'nin kapatılması davası olmayıp, sanıkların silahlı terör örgütü yöneticisi ve üyesi oldukları iddialarına ilişkindir' dedi. Sanıkların Kürtçe savunma yapma ve tercüman görevlendirilmesi taleplerine ilişkin Başkan Alçık, 'Lozan'daki hüküm Türkiye'deki Müslüman olmayan azınlıklara yönelik. Kürtler Lozan'da azınlık statüsüne alınmamıştır ve asli kurucu vatandaşlardır' dedi.

ANA DİLDE SAVUNMA HAKKINA İTİRAZ

Uluslararası sözleşmeler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve iç hukuktan örnekler veren Alçık, 'Mahkemelerde kişilerin ırkı, dini, inancı, mezhebi sorgulanmamaktadır. Mahkemelerde ön yargı mevcut değildir. Anadilin bir insanın kendini en iyi ifade edebildiği, en iyi kullandığı dil olduğu savunulabilir. Anadili Kürtçe olup da, Türkçe anlamayanların tercüman aracılığıyla ifadelerinin alındığı örnek bulunmaktadır. Yasa hükümlerine göre, sanık mahkemede kullanılan dili anlamıyorsa tercüman kullanılır. Ancak bu sanıkların Türkçe'yi anlamalarına bir engel yoktur. Sanıklar, Türkiye'de doğup büyümüşler, okula gitmişlerdir. Suçlamaları anlayabilecek durumdadırlar. Anadilde savunma talebinin hiçbir yasal dayanağı, hukuki temeli yoktur' diyerek, talebi reddetti.


KESK'li 15 kadına 45 yıl hapis isteniyor

KESK'e bağlı sendikalarda yönetici ya da üye olan 15 kadına, 'PKK/KCK terör örgütüne üye oldukları ve propagandasını yaptıkları' iddiasıyla dava açıldı. İddianame, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. İddianamede eski Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Başkanı Bedriye Yorgun ve KESK Kadın Sekreteri Songül Morsunbul ile Güler Elveren, Güldane Erdoğan, Canan Çalağan, Evrim Özdemir Oğraş, Hülya Mendillioğlu, Hatice Beydilli Kahraman, Belkis Yurtsever, Nurşat Yeşil, Nezahat Asrav, Leman Kiraz, Şefika Şimşek, Özden Özmen Gök ve Meral Hız 'şüpheli' olarak yer aldı. Sanıklardan Yorgun'un 'terör örgütü PKK/KCK'ya üye olduğu' ve 'terör örgütünün propagandasını 6 kere yaptığı' 45 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Güler Elveren ve Güldane Erdoğan'ın 20'şer yıla, diğer sanıkların ise 15'er yıla kadar mahkumiyetleri talep edildi.